1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. “Talat’ın Açıklamaları Akıncı’nın Elini Zayıflatıyor”
“Talat’ın Açıklamaları Akıncı’nın Elini Zayıflatıyor”

“Talat’ın Açıklamaları Akıncı’nın Elini Zayıflatıyor”

“TALAT’IN AÇIKLAMALARI AKINCI’NIN ELİNİ ZAYIFLATIYOR”

A+A-

 

“Bir anlaşma istiyorum ama sadece bir tarafın isteklerinin kabul edilmesi ile olmaz”

“Hükümetin ne olacağını kurultaydan sonra göreceğiz”

3. Cumhurbaşkanı ve UBP eski Genel Başkanı Derviş Eroğlu, 2. Cumhurbaşkanı ve CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat’ın köy köy gezip “biz hayır diyemeyiz” demesinin; hem Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın elini zayıflattığını hem de Rum tarafına daha çok istemek için cesaret verdiğini kaydetti.

Müzakerelerde kendisinin imzaladığı ortak açıklamanın esas kabul edildiğini ifade eden Eroğlu, “O bir yol haritasıdır. İki tarafın liderlerinin ortaya koyduğu en kapsamlı yol haritasıdır belki de ve benim tarafımdan imzalanmıştır. Ama yine de beni suçluyorlar. E peki ama yol haritasını çizen bir kişi nasıl olur da barış, anlaşma istemeyen kişi olur? Tabii ki ben de Kıbrıs’ta bir anlaşma istiyorum ama bu anlaşma sadece bir tarafın isteklerinin kabul edilmesi ile olamaz” dedi.

Eroğlu, “hükümet bozulabilir” konuşmalarının da “ayak patırtısı” olduğunu, kendisine göre hükümetin bozulmayacağını ifade ederek, “Çünkü bu hükümet, kurultay için kuruldu. Kurultaydan sonra ne olur onu göreceğiz. UBP ilk defa bir hükümetin küçük ortağı oldu” diye konuştu.
3. Cumhurbaşkanı, UBP eski Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Radyo Vatan’a ülkedeki güncel konularla ilgili açıklamalarda bulundu.
Eroğlu’nun, açıklamalarından öne çıkan detaylar şöyle:

“SU GELMİŞ OLMASINA RAĞMEN TARTIŞMALAR DEVAM EDİYOR”

“Suyun bir geçmişi var. Benim tüm Başbakanlık dönemlerimde su konusunu Türkiye hükümetleri ile hep konuştum ve bu suyun Kıbrıs’a gelmesini istedim, savundum. Demirel, “ bu suyu mutlaka Kıbrıs’a götüreceğiz. Yaklaşık 500 milyon dolarlık bir projedir. Yaparız” demişti. Olmadı.

Sonra Sayın Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde konu yeniden değerlendirildi ve gerçekleştirilmesi mümkün oldu. Ben, temel atma olayından epeyce bir süre sonra, o dönemin KKTC Tarım Bakanı’na ‘bu su, şu veya bu şekilde gelecek. Bir hazırlığınız var mı? Bu konu çok kapsamlı çalışma gerektirir. İhmal etmeyiniz yapınız’ dedim. Maalesef çalışmalar yapılmadı ve şimdi su gelmiş olmasına rağmen hala tartışmalar devam ediyor.

Sayın Davutoğlu, Başbakan olup KKTC’ye ilk ziyaretini yaptığı zaman Cumhurbaşkanlığı’nda onuruna bir yemek vermiş, hükümet ve siyasi parti Başkanlarını de davet etmiştim. Sayın Davutoğlu o yemekte; ‘biz gelecek suyun özel sektöre verilmesini düşünüyoruz’ demiş, sayın Yorgancıoğlu ise ‘biz özele verilmesine karşıyız’ diye yanıt vermişti. Daha ortada belediyeler yoktu. Ancak o gün ‘bu konu uzmanlık, tecrübe ister. Türkiye’nin bu konuda kendi uzmanlıkları ve tecrübeleri vardır.

Gerekirse bizim uzmanlarla sizinkiler bir araya gelsin ve hangisi yapabilir değerlendirilsin. Ayrıca, uzmanlar ne yapılacağı konusunda bir proje, düşünce üretsinler’ dedim. Yalnız Türkiye Başbakanı’nın ‘biz bu konuda oldukça tecrübeliyiz. Barajlar, göletler yaptık’ diye konuştuğunu da hatırlıyorum. O, uzmanlar toplantısı oldu mu olmadı mı bilmiyorum. Hükümet ortakları bu konuda bir birlerine ters açıklamalar yapıyorlar. Bizi özelleştirmeden yana, diğeri özelleştirmeye karşı. Peki biz bu işi yapabilir miyiz? Tecrübemiz, kaynağımız var mı? Alacağım, satacağım demekle olmaz.”

“HÜKÜMET BOZULMAZ”

“ ‘Hükümet bozulur’ lafını yaptığı bir köy gezisinde UBP Genel Başkanı söyledi. Bu hükümet zaten UBP kurultayı için kuruldu. Bir koşulu hariç sayın Talat’ın bütün koşulları kabul edilerek bu hükümet kuruldu. Hükümet bozulabilir diye ayak patırtısı yapılıyor ama bana göre bozulmaz, çünkü bu hükümet kurultay için kuruldu.

“ETRAFIMIZDA ATEŞ, BİZDE İSE BARIŞ VAR”

Kıbrıs’ta barış var. Etrafımızda ateş, biz de ise barış var. Kuzey’den, Güney’e, Güney’den Kuzey’e insanlar huzur içinde gidip geliyor. Ortak konserler yapılıyor, birçok etkinlik düzenleniyor. Barış olmasa bunlar yapılabilir mi? Barış var. Yapılmaya çalışılan iki taraf arasında bu barışı bozmaması gereken bir anlaşmadır. Müzakere masasında Rumlarla bir anlaşma yapılması için uğraştım.

‘Eroğlu uzlaşmaz’ diye adımı çıkardılar ama şimdi bakıyorum da yeni hükümet de, sayın Akıncı da benim 11 Şubat 2014’te Anastasiadis’le görüşmelerin başlaması için imzaladığım ortak açıklamayı esas kabul ediyor, her yerde onu ileri sürüp, ondan hareket ettiklerini söylüyorlar. O bir yol haritasıdır. Ama yine de beni suçluyorlar. E peki ama yol haritasını çizen bir kişi nasıl olur da barış, anlaşma istemeyen kişi olur? Tabii ki ben de Kıbrıs’ta bir anlaşma istiyorum ama bu anlaşma sadece bir tarafın isteklerinin kabul edilmesi ile olamaz.”

“TÜRKİYE’NİN ETKİN VE FİİLİ GARANTİSİ DEVAM ETMELİ”

“Bence Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi devam etmelidir. Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi bizim olmazsa olmazımızdır. Ben Başbakanken bu yönde bir kararın Cumhuriyet Meclisi’nden geçmesini de sağladım ve o karar orada duruyor. Ben bugünkü koşullarda Türkiye’nin etkin ve fiili garantilerden vazgeçeceğini, askeri buradan çekeceğini hiç düşünmem. Türkiye’nin de bizim de etrafımızda bir ateş çemberi var. Bakınız İngiltere ne yaptı? Avrupa Birliği’ne girerken kendi üslerini AB’nin dışında bıraktı. Elde ettiğini korudu.”

MÜLKİYET

Şimdi bir mülkiyet komisyonundan söz ediliyor. Peki ama ne olacak? Bu komisyon kaç yılda bu kadar geniş bir konuyu nasıl halledecek? 60 yılda mı? Kriterler çok önemli...O kriterler bizi tatmin eder mi? Bana göre etmelidir. Şimdi bildiğim kadarı ile bağışlar konusunu konuşmaya başladılar. 20 milyar Euro’dan söz ediliyor... Kim verecek bu kadar parayı? ABD, İngiltere yoksa AB mi verecek? Vereceğim demek başka vermek ve bunu masada bir karara bağlamak başkadır. Hade diyelim ki para verildi...Peki o evde 40 yıldır oturan insanlar ne olacak? O evden çıkıp ne yapacak? Bizim bu noktada çok farklı önerilerimiz vardı...

Biz insanlarımızı bugün yaşadıkları koşulların gerisine götüremeyiz. Yani çok az bir kesim insanımız etkilenecek olursa da bunlara biz yaşantılarını geri gitmeden devam ettirecekleri koşulları sağlamak zorundayız. Her almayı istedikleri yere kaç Rum yerleştireceklerini de yazdılar. Masaya bunu koydular ama biz bunu kabul etmedik, yok saydık ve yok saydığımızı BM’nin kaydına da geçirdik.”

 

Bu haber toplam 591 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.