1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. "TC İLE İLİŞKİMİZ IMF'NİN İLİŞKİSİNE DÖNÜŞTÜ"
"TC İLE İLİŞKİMİZ IMF'NİN İLİŞKİSİNE DÖNÜŞTÜ"

"TC İLE İLİŞKİMİZ IMF'NİN İLİŞKİSİNE DÖNÜŞTÜ"

"TC ile ilişkimiz IMF'nin ilişkisine dönüştü"

A+A-

 

Eski Başbakan ve CTP-BG Gazimağusa milletvekili Ferdi Sabit Soyer, Gökhan Altıner'in Genç TV ekranlarında sunduğu Kıbrıs'ta Manşet programına katılarak açıklamalarda bulundu.

Kıbrıs Postası - Çağdaş ÖĞÜÇ

Soyer, Anayasa'nın değiştirilmesi gerektiğine işaret ederek, Meclis'in 1 Temmuz itibariyle tatile girip, 1 Ekim'e kadar tatilde olacağına belirtti ve Anayasa'yı değiştiremediklerinden dolayı bu tatil süresini kısaltamadıklarını söyledi.

Soyer, “yargıdaki tıkanıklığı sağlayan Anayasa'nın virgülünü değiştiremiyor sonra da geciken adalet ve verimsizlikten şikayet ediyorsunuz” diyerek, Anayasa'ya hayır diyenlerin büyük bir kısmının, 'değiştirelim' diye fikir beyan edeceklerini iddia etti.

Kültürün sorgulanması gerektiğini belirten Soyer, gözü kapalı taraftar olmanın başka, taraf olmanın başka olduğunu belirtti.

Soyer sözlerine şöyle devam etti:

“Eğer taraftar olursanız, taraftarınızın hatasını eleştirmezsiniz. Bir başkası da kendisini eleştirmediği biri, en katı şekilde aynı davranışı sürdürmeye başlar. Sizin taraftar olarak görmediğiniz insanların da ifade ettiği bir takım unsurları duymamazlık alışkanlığından vazgeçilmesi gerekir. Siyasi kültürde, taraftarın eleştirisini dinlemeniz lazım. Desteklediğinizin eksiği varsa onu eleştirmekten çekinmemek lazım. Karşı olduğunuz bir görüş, o söyledi diye, söylediğinin içindeki doğruyu da duymamazlıktan gelmemeniz lazım. Bu devinim içine girebilirsek her şey daha üretken olabilecek.”

İDEOLOJİK BİLGİNİN AKTARILMASI KONUSUNDA AKSADIK”

Gökhan Altıner'in CTP ile ilgili sorusu üzerine Soyer, belli bir döneim içinde şimdiki yapının oluştuğunu belirterek, sıkıntının da buradan kaynaklandığını, insanlara ideolojik bilgi aktarılması konusunda aksadıklarını söyledi.

Soyer, daha yumuşak ifade kullanma taraftarı olduklarını da belirterek, şunları kaydetti:

“Gönül bir deniz, dil sahildir... Eğer gönlümde bulunan öfkeyi dilinden kelimelerle sahile vurursan, gönlünde kin biraz kabarmışsa, dilinen sahile kinin lakırtıları dökülür, sahil pislikten geçilmez... Dil sürekli güzelliğin sevginin aklın unsurlarını sahile vurmalı... Bu kırıcı şeylerden çıkmak lazım... Sosyal Medya'da da, herşeyi içindeki tüm öfke ve çirkinlikleri dilden değil, Sosyal Medya'dan dökmeye başladı. Birbirimizi anlamamız lazım. Gönüllerin birbirini dinleyebileceği bir ortam oluşmazsa, hiçbir iş yapamayız.”

ELİMİZİ AÇARAK ANKARA'YA GİTTİK”

KKTC halkının, Kıbrıs Sorunu'yla da bir çok sorun ve mağduriyet yaşayan bir halk olduğunu belirten Soyer, KKTC'de yaşayan halk olarak dayandığımız bir güç olduğunu ve bunun da Türkiye olduğunu kaydetti.

Bu desteğin belli alanlarda şekillendiğini de ifade eden Soyer, her alanın anlayışıyla şekillenen pozisyona girildiğini ve bu şekillenişin sağlıklı olmadığını belirtti.

Soyer, “bu ilişki biçimi; Türkiye'den aldığımız yardımlar nedeniyle, bir şarkı söyleyerek Ankara'ya gittik. Elimizi açarak gittik. Bu kez bize önce kulağımıza sonra da başka şekilde söylendi. Bunun kültürleri de oluştu” diyerek, belli bir demokratik sol kesimde, emek ve kamu yönetiminde örgütlü sendikalarda, çevrelerde 'Ankara'nın sınır bekçisiyiz' anlayışının oluştuğunu kaydetti.

Bu anlayışın ülkeyi edilgen ve sorunlarını Türkiye'den kaynak alarak çözme kültürüne ulaştırdığını da belirten Soyer, Türkiye'de de 'vererek bir dizayn yapabilirim' kültürünün gelişmesine ön ayak olduğunu belirtti.

TC İLE İLİŞKİMİZ IMF'NİN İLİŞKİSİNE DÖNÜŞTÜ”

Soyer sözlerine şöyle devam etti:

“Hareketlenme ve Kıbrıs Sorunu'ndaki çözümsüzlüğü besleyecek bir ekonomik politika yaratıldı. Özal işbaşına gelip dış ticaretteki ve TL üzerindeki yasakları kaldırınca, yeni bir model çıktı orta yere... Bu model, doğan hadiseleri giderebilmek için kamu ağırlıklı kapatmak için daha fazla para alınmaya başladı. Siyasi atmosfer buydu! Bu kez ne oldu? Paketler gelmeye başladı! Biz kendi tedbirlerimizi kendimiz üretmemiz lazım. Biz kendimiz yapmak için yola çıktı, bu pozisyonu da getirdik ama bizden bazı sendikalar %26 artış istedi. Bu temelde tartışılır olmaktan çıkarmamız lazım. Türkiye ile ilişkiler farklılaştırılmalıdır. 2009 sonrası ilişki biçimi farklılaştı. Eskiden devletten devletiydi, şimdi Türkiye kredi veren, biz kredi alan konuma geldik. Türkiye ile ilişkimiz IMF'nin diğer ülkelerle olan ilişkisine dönüştü. Her ay uygulamalarıyla ilgili rapor vermesi lazım. Her ay raporları değerlendirip, ertesi ayın desteğini serbest bırakması lazım. Bu ilişki biçimi sağlıksızdır. Bu zaman içinde, KKTC bütçesinin yatırım kalemlerinde bulunan KKTC'nin kendi kaynaklarının düzeyi, devenin kulağının yarısından azdır. Tüm yatırım kalemlerinin finansörü Türkiye'dir... Serdar Bey'in bahsettiği ilişki biçimi çok daha problemli şekilde doğdu. Senin muhtarından Belediye Bşakanı'na kadar, herkes önce devlete gelmeden ilgili alanda desteği yaratabilmek için Türkiye Büyükelçiliği'nin kapısını çalıyor. Bu artık sağlıklı değil; dolayısıyla Denktaş bu yönüyle haklıdır.”

BESLEME OLARAK GÖRÜLÜYORUZ”

Bunun oturup konuşulması gerektiğini de sözlerine ekleyen Soyer, ülkenin kendi gelir ve giderlerinin denkleşmesi gerektiğine işaret etti.

Türkiye'den cari harcamaların ödenmesi için KKTC bütçesine veirlen desteğin azalacağını ve azaldıkça bunun yatırım alanlarına kanalize edileceğini ve elin güçleneceğini de ifade eden Soyer, “bir gazete alabilmek için, tekstil kağıdı alabilmek için sana el açmıyorum ve böylece bu benim gücümü oluşturacak” dedi.

Türkiye'nin de bunu istediğini belirten Soyer, istemese bile zorunlu olduğunu söyledi.

Soyer, sözlerine şöyle son verdi: ,

“Çünkü kendisi için de siyasi ve ekonomik yük oluşturmaktadır. Kıbrıs Sorunu'nun çözümsüzlüğü, diğer uluslararası çevrelerle ilişkileri zehirlemektedir. Bu sorununun çözümü ayrı bir konudur. Bu tek başına birşey değil. Siz besleme olarak da görülüyorsunuz. TC'nin yolladığı para ile zevk içinde yaşayan insanlar olarak da görülüyorsunuz ve Türkiye ile Kıbrıs Türk halkı arasındaki manevi kültürel ilişkiler alan veren ilişkisine döndükçe zehirleniyoruz. Bağımlılığın içeriğini, demokratik ve demografi olarak haysiyetini sarsmayacak içeriğe dönüşmesi lazım.”

 

 

Bu haber toplam 268 defa okunmuştur
Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.