1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. TEK BÖLGE OLMALI
TEK BÖLGE OLMALI

TEK BÖLGE OLMALI

‘Tek bölge olmalı’

A+A-

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın en yakın çalışma arkadaşı olan, uzun yıllar müsteşarlık yaptıktan sonra bir dönem siyasete giren ve önce Içişleri, sonra da Dışişleri Bakanlığı görevinde bulunan Taner Etkin, siyasette en büyük yanlışın bölgecilik olduğunu söyledi.

   Etkin yaptığı açıklamada “bunu biz yaptık ama zaman değişti ve hata yaptığımızı görüyoruz. Bence süratle tek bölgeli seçime gidilmelidir. Böylece bölgecilik de ortadan kalkar” dedi.

   Taner Etkin, sorularımızı şöyle yanıtladı:

   Soru:Siyasete ne zaman başladınız, ne zaman ara verdiniz?..

   Yanıt: Hayata atıldığım günden beridir siyasetin içindeyim ve hiç ara vermedim. Daha orta 3’üncü sınıfa gidiyordum 1958 yılında TMT’ye girdim. 1968 yılında, Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdim. 1969 yılında Maliye Bakanlığına girdim. Erenköy mücahitliğinden sonra hayatım boyunca hep rahmetli Rauf beyle birlikte çalıştım. 1971 yılında Denktaş beyin sekreteri Zerrin hanım aradı ve Denktaş Bey’in ‘özel kalem müdürlüğü’ teklifini iletti. O zaman Denktaş beyin özel kalem müdürü Kutlu Adalı idi ve görevinden ayrılmıştı. Ben de özel kalem müdürlüğü teklifini kabul ettim. Yani 1972 yılında bu göreve başlamakla siyasete girdim diyebiliriz. 1978 yılına kadar bu görevi yürüttüm. 1978 yılında Cumhurbaşkanlığı müsteşarı emekli olunca bu kez de Denktaş bey beni üçlü kararname ile müsteşarlık mevkiine getirdi. 15 yıl müsteşar olarak hizmet verdim. 1993 yılında Demokrat Parti’den aday oldum ve İçişleri Bakanlığı yaptım. 1996’nın  başında Dışişleri ve Savunma Bakanlığı görevini yürüttüm. Ve yıl 1999’da ise bu görevden ayrılarak rahmetli Denktaşın bir süre daha danışmanlığını yaptım. 19 Mayıs 2001 yılında ise Ulusal Halk Hareketini kurdum.

 

UHH çalışmalarını sürdürüyor

 

   Soru:Siyaset öncesinde ne iş yapıyordunuz, şimdi ne yapıyorsunuz?..

   Yanıt: Siyaset dediğim gibi hayata atıldığım günden beridir var başka iş yapmadım. Ulusal Halk Hareketi’nin Başkanlığını yürütüyorum şu anda arkdaşlarla ayda 4 kez toplantı yapıyoruz. Gerektiğinde köylere gidip ziyaretlerde bulunuyoruz. Televizyonlara çıkıp beyanatlar veriyoruz. Yani bir sivil toplum örgütü olarak özellikle Kıbrıs Konusunda halkı bilinçlendirmek için elimizden geleni yapıyoruz

   Soru:Ekonomik durumunuz nasıl?. Nasıl geçiniyorsunuz?. Ne kadar maaş alıyorsunuz?..

   Yanıt: Ekonomik durumum gayet normal. Başımızı sokacak bir evimiz arabamız var çok şükür. Emekli bir Bakan ne maaş alıyorsa ben de onu alıyorum. Geçimimiz iyidir.

   Soru:Bakmakla yükümlü olduğunuz kimseler var mı?. Kimlerdir? Ne iş yapıyorlar?..

   Yanıt:Şu anda bakamla yükümlü olduğum birileri yok. Atalar rahmetli oldu. Çocuklarım kendi ayakları üzerinde duruyor onların da benim bakımıma ihtiyaçları yok. Dört tane erkek torunum var ama onların da çok şükür hiçbir şeye ihtiyaçları yok.

 

Unutulmaz bir kaza oldu

 

   Soru:Son zamanlarda ciddi bir sağlık sorunu yaşadınız mı?. Yaşadıysanız ne tür sorunlar?..

   Yanıt:Evet yaşadım. Bir köye ziyarete gitmiştik dönüşte benim aracımın lastikleri (dubleks) ki bu lastikler öyle kolay kolay patlamaz yolda ama o meseleyi açmaya gerek yok! Lefkoşaya dönerken patladılar ve aniden yolda savrulmaya başladım ardından takla attım. Belli bir zaman sonra beyinde emboli attı ve kekeme oldum. Doktorları bayağı dolaştım o dönem Hacettepe, New York derken ameliyatsız kurtuldum. Bu yaşadığım olay 24 Mayıs 2001 tarihinde oldu.

   Soru:Siyasetten ayrıldıktan sonra dostlarınızın size karşı ilgisi değişti mi?. Arayıp, soran oluyor mu?..

   Yanıt:Dostlarım hiç değimedi bizde öyle kolay kolay değişmez dostlar.Aksine benim dostlarım hep arttı.

   Soru:Bugünkü siyaseti nasıl buluyorsunuz?. Yanlışlar nedir?. Neler yapılmalı?..

   Yanıt:Bugün biraz oy kaygısına bağlı siyaset güdülüyor. Özellikle iç konularda oy kaygısını daha  fazla görüyoruz bu nedenle tedbiri ihtiyaç vardır. Bana göre siyasette en büyük yanlış bölgesel seçimler hemen düzeltilmeli bunu biz yaptık ama zaman değişti ve hata yaptığımızı görüyoruz. Bence süratle tek bölgeli seçime gidilmelidir. Böylece bölgecilik de ortadan kalkar, sonuç olarak nereden seçilirse seçilsin herkesin milletvekilidir. Tek liste olmalıdır. Bölgecilik ortadan kaldırılmaldır. Genel olarak halkın menfaatleri düşünülmelidir. Seçmen bölgesel seçiyor dolayısıyla seçmenin de değişmesi gerekir.

 

İki devlet olmalı

 

   Soru:Kıbrıs sorununun çözümü konusunda ne düşünüyorsunuz?..

   Yanıt:Devlet kurmak için verilen bir mücadele vardır. Adadaki Türk varlığının korunması için bir mücadele verdik. 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ilan edildi ve bu korunmalıdır. İki Devlet temeline dayalı bir çözüm planına evet derim. Bunun aksi düşünülmemelidir. Eğer bu olmazsa KKTC’yi tanıtacaksın ve bunun için mücadele edeceksin. İki Egemen kurucu devlet ve kimsenin yeniden göçmen olmayacağı bir çözüm düşünüyorum.

   Soru:Kıbrıs Türk tarafı çözüme hazır mı?. Değilse ne yapmalı?..

  Yanıt: Bana göre Barışa da Çözüme de hazırız. Ama Egemenliği, Devleti, Garantimiz olan Türk Askerini ve değerlerimizi sulandırmayan asimile etmeyen bir çözüm. Rumun neyi varsa bizim de var. O devlet ise biz de Devletiz. Yapılması gereken bunu dünyaya anlatmak ve kabul ettirmektir. Şu anda bunu yapabilecek güçteyiz. Haklılığımızı tüm dünyaya anlatabiliriz çünkü tarih ve yaşananlar ortadadır. 1960 Cumhuriyetinin neden bozulduğu ve Kıbrısta bir soykırıma giden Yunan Cuntasının yaptıkları ortadadır. Türk askeri buraya Barış için ve 60 Anayasasının yeniden işlevleşmesi çin gelmişti işgalci değildir. Bunu doğru anlatabilmek gerekir.Biz Kıbrıs Türk halkının haklarını işgal eden Rumlardır.

 

Türk askeri adada kalmalı

 

   Soru:Müzakerelerde en önemli sorun ne olacak? Ve bu nasıl çözülebilir?..

   Yanıt: Toprak, Egemenlik, Garantiler en önemli sorunlardır gerisi halledilebilir. Toprak konusunda tazmin yoluna gidilebilir ama benim topraklarımı daraltacak bir sınır düzenlemesi olmaz. Sınırlar düzenlenebilir fakat hiç kimsenin yeniden göçmen olacağı bir sınır düzenlemesi olmaz. Egemenliğimiz sulandırılamaz dışta tek çatı olabilir ama içeride İki egemen devlet olarak kalmalıyız. Ve Türkiye benim Anavatanımdır. Türk askeri adada kalmalı bizim garantörümüz olmalıdır çünkü Rumlara güven yoktur. Kilisenin ırkcı açıklamaları ve rum siyasilerin açıklamaları hatta Anasdasiadis’in açıklamaları da yine biz Türkleri azınlık statüsünde tutma gayretini diplomatik bir dille anlatmaktadır bunlara dikkat edilmeli. Tekrar kan dökülebilecek, insanların yeniden evlerinden yerlerinden sosyal yaşamlarından uzaklaştıracak göç ettirecek bir anlaşma olmamalıdır.”

   Soru:Çözüm olursa siz ne yapacaksınız?..

   Yanıt:Başta da söyledim şimdi de tekrarlıyorum iki egemen kurucu devlet temelinde bir anlaşma olursa buarada barış içerisinde yaşar gideriz. Aksi düşünülemez.

Diyalog

 

Bu haber toplam 535 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.