1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. “TÜKENMİŞLİK SENDROMUNA GİRERİZ”
“TÜKENMİŞLİK SENDROMUNA GİRERİZ”

“TÜKENMİŞLİK SENDROMUNA GİRERİZ”

“Tükenmişlik sendromuna gireriz”

A+A-

 

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) Genel Sekreteri Güven Bengihan CTP-UBP koalisyon hükümeti programının beklentilerine cevap verdiğini, ancak önemli olanın bu programın hayata geçirilmesi olduğunu söyledi. “İki büyük parti kendilerinin deyimiyle ‘reform’ yapamazlarsa artık bu toplumun inanıp güveneceği hiç kimse kalmayacaktır” diyen Bengihan, bu koalisyonun, hükümet programını yerine getirmemesinin insanların üzerine çok büyük bir hayal kırıklığı yaratacağını, toplumu tükenmişlik sendromuna sokacağını kaydetti.

Ülkede maaşlar konusunda adil dağılımın yapılmadığını vurgulayan Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) Genel Sekreteri Güven
Bengihan, devletin vatandaşlar arasında ayrımcılık yaptığını söyledi. “Devletin nasıl bir politikası vardır ki vatandaş arasında ayrımcılık gözetir. CTP gibi sosyalist ve enternasyonal bir partinin, tüm vatandaşlarına uygulanan mali hakların o yönde bütçenin yettiği oranında bir ekonomi politikası olması gerekir ki, asgari ücretliyi de bu konuda koruması gerekmektedir” diyen Bengihan, bununla beraber özel ve kamu çalışanlarında bir ötekileştirme ortaya çıktığını ifade etti. Her iki kesim çalışanlarının birbirine kırdırılmaya çalışıldığını savunan Bengihan, “Özel sektör ile kamu sektörünü birbirine küstürdüler. Özel sektör çalışanları ile kamu sektörü çalışanları düşman edilmeye çalışılıyor. Özel sektör daha zor koşullarda olduğu için kamu çalışanlarına ‘rahatlığı buldunuz da şikâyet ediyorsunuz’ gibi sözler söylüyor. Bu durum da geçmiş hükümetlerin yanlış politikalarından kaynaklanıyor” şeklinde konuştu.

“Reform hükümeti olduklarını ifade etmişlerdi”

KTAMS olarak kurulan hükümetten beklentileri olduğunu ifade eden Bengihan şunları söyledi: 

“Hükümetten beklentimiz hem örgüt, hem kamu çalışanları, hem de toplumun geneli adınadır. Özellikle çalışanlar adına; kamuda daha verimli ve daha uygun koşulların oluşabileceği bir düzenin getirilmesidir. Bununla beraber kamudan hizmet alanların daha kaliteli bir hizmet alabilmelerinin önünün açılabilmesine yönelik, hükümetin hem hizmet veren, hem de hizmet alan bir konumda olması gerektiği düşüncesindeyim. Açıklamalarında ‘reform hükümeti’ olduklarını ifade etmişlerdi. Reform hükümetinin 9 ayda ya da 1 yıl içerisinde ortaya koyacağı icraatlardan bahsetmişlerdi. Kamuya yeni personel istihdamına yönelik bir politikalarının olacağını, polisin ve itfaiyenin sivilleştirileceğine yönelik program ortaya koydular ve bunu takvimlendirdiler. Şu an uygulanan Seçim Ve Halk Oylaması Yasası’nda değişiklik yapılacağı, seçim bölgesinin tek bölge olacak şekilde düzenleneceği yönünde açıklamalar vardır.” 

“Program beklentimizi karşılıyor ama…”

Okuduğu zaman toplumun yaşantısını ve çalışanlarının da beklentisini karşılayan bir hükümet programı olarak gördüğünü belirten Bengihan, “Bu programlara benzer hükümet programlarını gördük. Hatta sendikamıza eski Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun, Ulusal Birlik Partisi (UBP) başkanıyken imzalı olarak vermiş olduğu bir metin de vardı. Metinde Eroğlu, hem çalışanlarının, hem de toplumun genelini ilgilendiren konularda yazılı bir belge vermişti. Ancak bu verilen yazılı belgelerin tamamen tersi gerçekleşmiştir. Örneğin, ‘Eşel-Mobil’in iki ayda bir olmasını sağlayacağım’ demişti. Bununla beraber göç yasasını yürürlüğe koymayacağım demişti. Yani söylediklerinin tamamen tersini yaptı” ifadesini kullandı.

“Önemli olan icraat ve pratiğe yansımasıdır”

Hükümet programında yer alan maddelerin, gerçekleşmediği müddetçe sadece bir belgeden ibaret olduğuna dikkat çeken Bengihan, “Program bizim için sadece belgedir. Önemli olan bunun icraat ve pratiğe yansımasıdır, insanlarımızın bunu hissetmesidir. İnsanların cebine giren parayla hayatının daha iyi yönde ilerlemesidir. Biz KTAMS olarak hükümetten bunları bekliyoruz. Bugüne kadar gelmiş geçmiş tüm hükümetler birçok hükümet programı açıkladılar. Fakat hükümet programlarının tamamen tersi icraatlar yaptılar. Bizim ümidimiz bu hükümetin, hükümet programına sadık kalmalarıdır” dedi.

“İki güçlü parti de iktidarda”

Hükümeti kuran iki partinin, toplumun en çok oy verdiği iki parti olduğunu belirten Bengihan sözlerini şöyle sürdürdü: 

“UBP 1974’ten sonra neredeyse tüm hükümetlerde yer aldı. Bununla beraber Cumhuriyetçi Türk Partisi de (CTP) hükümette yer aldı. Toplumun en geniş tabanına sahip partilerdir. Bu iki büyük parti sürekli birbirlerini eleştiriyorlardı. Şu an iki güçlü parti de iktidardadır. Dolayısıyla toplumun birçok kesimini temsil ediyorlar. İki büyük parti kendilerinin deyimiyle ‘reform’ yapamazlarsa artık bu toplumun inanıp güveneceği hiç kimse kalmayacaktır. Tıpkı 2004’te olduğu gibi… 2004’te Avrupa Birliği’nden Kıbrıslı Türklere ‘Referanduma evet derseniz izolasyonlar kalkacak ve bir evetle Avrupa Birliği’ne bağlanacaksınız’ şeklinde konuşmalar oldu ve insanların yüzde 65’i ‘evet’ dedi. Fakat sonunda Güney ‘hayır’ dedi ve Avrupa Birliği’ne Güney’i aldılar.

“Tükenmişlik sendromuna gireriz”

Biz bu konuda cezalandırıldık. İnsanların üzerinde büyük bir hayal kırıklığı oluştu. Dolayısıyla şu anda UBP-CTP hükümeti büyük bir koalisyondur. Bu koalisyonun da hükümet programını yerine getirmemesi de insanların üzerine çok büyük bir hayal kırıklığı olacaktır. Yaşanılan umutsuzluğu artık tırmandıracaktır. Bu toplum artık tükenmişlik sendromuna girecektir.”

“Kamu sektöründe bile sendikalaşma yüzde 33 oranındadır”

Toplumu ve kamuyu ilgilendiren önemli maddelerin başında sendikalaşmanın geldiğini belirten Bengihan şunları söyledi: 

“Sendikalaşmanın önünün açılması gerekir. Özellikle, özel sektörde sendikalaşmanın olabilmesine yönelik yasal düzenlemeler ve işverenleri teşvik edici birtakım önlemler almaları gerekiyor. Dolayısıyla sendikalaşmanın, ülkenin her alanında olması gerekir. Hem özel sektörde, hem de kamu sektöründe... Kamu sektöründe bile sendikalaşma yüzde 33 oranındadır. Özel sektörde sendikalaşmanın önünün açılmasının ardından, sendikalar kayıt dışı işçiliğin önlenmesinde denetleyici pozisyonda olacaktır. Çünkü ilgili işyerlerinde sendika olunursa, o iş yerindeki üyesinin herhangi bir iş güvenliği ve iş sağlığına yönelik bir tehlike oluşursa işvereni uyarması gerekecek.” 

“TL’nin yüzde 55 değer kaybetmesiyle halkın alım gücü de düşmüştür”

Döviz dalgalanmalarından dolayı TL’nin son iki yılda yüzde 55 kaybı olduğunu vurgulayan Bengihan, “Dövizdeki artış, halkın fakirleşmesine ve alım gücünün düşmesine neden olmuştur. TL’nin döviz karşısında yüzde 55 değer kaybetmesiyle halkın alım gücü de düşmüştür. Yanlış ekonomi programları da toplumun fakirleşmesine neden olmaktadır. Kimse dövizle borçlanmak istemez. İki tane çocuğum var, okuluna ödediğim taksit Euro’dur.  Ev kirası ödüyorum o da sterlindir. Her ay ödediğim miktar artarak değişmektedir. Hükümetin bir ekonomi programı uygulaması gerekiyor. En azından bir iyileştirme yapılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

“Sorunların ana nedeni çözümsüzlük”

Müzakere sürecini değerlendiren Bengihan sözlerine şöyle devam etti: “Sendikamızın genel kurul kararı vardır. Her çözüm ve barış mücadelesinde, hem maddi, hem manevi, hem de üyesi olduğumuz uluslararası alanlarda da çözüme yönelik desteğimiz olmuştur ve olacaktır. Bizim için sorunların ana nedeni Kıbrıs’taki çözümsüzlüğün devam etmesidir. Erken, adil, iki toplumlu ve siyasi eşitliğe dayalı federasyon temelindeki bir çözüm için var gücümüzle mücadele edeceğiz. Şu an Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın açıklamalarında ortaya koyduğu duruş ve performansı da kendisinin gerçekten çözümün olabilmesine yönelik istekli olduğunu göstermektedir. Bizler de bu konuda kendisine sonuna kadar destek vermekteyiz.

“Kıbrıs’ta çözümü Kıbrıslılar yapabilir”

Şu anki rüzgâr çözümden yana esmektedir. İçinde bulunduğumuz dönemde hem Güney, hem de Kuzey sürekli toplantılar yapmaktadır. Bir takım güven artıcı önlemlerle de, her iki toplum kendini bir o kadar daha güven içerisinde hissedecektir. Biz örgüt olarak Kıbrıs’ta çözümü Kıbrıslıların yapabileceğine inanmaktayız. Kıbrıs’taki çözümü Kıbrıslılar ve Kıbrıs’ta yaşayanlar yapabilir. İlk olarak toplumlar kendi içerisinde barış yapacaklar, ardından da liderler kâğıdı imzalayacaktır. Garantörler ve uluslararası güçler de bu duruma destek verecektir.” 

Haberal Kıbrıslı

 

Bu haber toplam 524 defa okunmuştur
Etiketler : ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.