• BIST 74.612
  • Altın 131,789
  • Dolar 3,4991
  • Euro 3,7583
  • Lefkoşa 17 °C
  • Girne 17 °C
  • Mağusa 17 °C
  • Güzelyurt 16 °C
  • İskele 17 °C

ÜÇTE BİRİMİZ DİYABETLİ

ÜÇTE BİRİMİZ DİYABETLİ
KKTC’de böbrek ve diyabet hastalarının sayısının gün geçtikçe arttığı vurgulandı;

 

KKTC’de Thalassemia açısından sevindirici sonuçlara ulaşılırken, böbrek ve diyabet hastalarının sayısının gün geçtikçe arttığı vurgulandı

Erçin Şahmaran’ın hazırladığı ve Cuma akşamları ADA TV de yayınlanan “SÖZ SİZDE” programına bu hafta Diyaliz ve Böbrek Hastaları Dayanışma Derneği Başkanı Zerrin Akalın, Kıbrıs Türk Diyabet Derneği Başkanı Mustafa Oymacı ve Thalassemia Derneği Başkanı Ahmet Varoğlu konuk oldu. Diyabet, Böbrek yetmezliği ve Diyaliz ile Thalassemia hastalıklarının konuşulduğu programda toplumun üçte birinin diyabetli olduğu açıklandı.
Zerrin Akalın, ilk anda çok ciddi bir rahatsızlık vermeyen böbrek hastalığının, tedavi edilmezse, ölüme kadar gidebileceğini kaydetti. Erken teşhisle önlem alınabileceğini söyleyen Akalın, spor salonlarında kullanılan ilaçların çok tehlikeli olduğuna dikkat çekti.
Mustafa Oymacı da diyabetin dünyada beklenenin çok üzerinde bir artış gösterdiğini, KKTC’de de üç kişiden birinin diyabet hastası olduğunu belirtti.
Ülkede, Thalassemia’lı oranının düştüğüne vurgu yapan Ahmet Vaoğlu ise “Ülkenin yüzde 17’ si taşıyıcıdır. Yüksek bir orandır. Mutlaka bir evlilik oluyor. Bu evlilikte yüzde 25 Thalassemia’lı çocuk doğma oranı var. Bugün 150 Thalassemia’lı insan var. Bunu ilk durduran ülkelerdeniz” dedi.

DİYALİZ VE BÖBREK HASTALARI DAYANIŞMA DERNEĞİ BAŞKANI ZERRİN AKALIN: “TEDAVİ EDİLMEZSE ÖLÜME KADAR GİDER”
“Böbrek hastalığı, son aşamaya geldiğinde tedavisi sadece organ nakli veya diyalizdir. Çok basit iki tahlille ortaya çıkan bir hastalıktır. Yorgunluk hali, halsizlik, renk değişimi belirtileridir. İlk anda çok ciddi bir rahatsızlık vermez. Ama tedavi edilmezse, ölüme kadar gider. Korunmak için çok basit yöntemler uygulanabilir. Erken teşhis elbette çok önemli. Altı ayda bir idrar tahlili yapılması faydalı olur. Genetik olarak ortaya çıkabilir. Erken teşhisle önlem alınabilir. Ve diyaliz safhası geciktirilebilir. Bol su içilmeli, günde iki litre su çok önemli. Yürüyüş, hareket ve spor çok faydalı. Dengeli beslenme şart. Spor salonlarında kullanılan ilaçlar çok tehlikeli. Özellikle doktor kontrolü olmazsa vahim sonuçlar ortaya çıkabilir.

“HASTA SAYISI DA GÜNDEN GÜNE ARTIYOR”
Tuzu çok kullanıyoruz. Bu çok tehlikeli. Günlük olarak altı gramdan fazla tuz kullanılmamalı. Hazır yiyecekler bir alışkanlık haline gelmemeli. Diyaliz safhasına gelen hastalar çok ciddi sıkıntılar yaşarlar. Hastanede ve evde yapılan olarak diyalizin iki şekli vardır. Çok zor bir yaşamdır. İnsan evine gider, hemen sabaha kadar kalacağı diyalize bağlanır. Yaşamak için bu makineye mecburdur. Hiçbir yere gidemez, ailesini çocuklarını ihmal etmek zorunda kalır. Çünkü hayatı buna bağlıdır. Ölüm korkusu olur ve psikolojisi bozulur. Maalesef hasta sayısı da günden güne artmaktadır. 

“ORGAN NAKLİNDEN SONRA SIRA ORGAN BAĞIŞINA GELECEK”
Organ yasası çok çok önemli. Bir diyaliz hastasının devlete bir yıllık maliyeti 25 bin dolardır. Ameliyattan sonra 4 bin dolardır. Daha mutlu, psikolojisi daha iyi, daha verimli insanlar, kaliteli yaşam süren toplum demektir. Kendimize güvensizliğimiz var. Çok değerli doktorlarımız var. Kalp nakli yapılıyor ülkemizde. Her türlü imkânımız mevcut. Sorunlara rağmen biz bu işi yapabiliriz. Böbrek ameliyatı en kolay ameliyattır. Organ nakli yasası mutlaka geçmeli. Tüzükler gerekecek, denetim gerekecek. Hepsi yapılsa, tam olarak uyulansa, yasal alt yapısı tam olarak hazırlansa, tüm sorunlar çözülür, suistimal ve kötü niyetli girişimler önlenir. Dünyanın her yerinde bunu ticarete çeviren kötü niyetliler var. Çok önemli paralar dönüyor. Her şeyi tam yaparsanız korkmaya gerek yok. Organ naklinden sonra sıra organ bağışına gelecek. Artık nakillerin yüzde 25’i canlılardan yapılıyor. Yüzde 75’i de kadavradan, yani ölen insanlardan nakildir. Bu dünyanın her yerinde öncelikli, bizde de olacak.” 

KIBRIS TÜRK DİYABET DERNEĞİ BAŞKANI MUSTAFA OYMACI: “ TOPLUMUN ÜÇTE BİRİ DİYABETLİ”
“Diyabetle böbrek hastalığı yakından ilişkilidir. Her şeyin başı beslenme ve harekettir. Doğru beslenme ve hareketli bir yaşam birçok hastalığın önler. Bir politika belirlenmeli ve neleri yaparak bu hastalıkları önleriz diye devletin yol haritaları olmalı. Diyabet tip bir ve tip iki diye ayrılır. Tip bir daha çok gençlerde, tip iki ise daha çok kırk yaş üzeri insanlarda görülür. Çocuklarda zayıflama, idrara çıkma, halsizlik, sürekli acıkma belirtileri görülür. Böyle durumlarda doktora başvurmak gerekli. Toplumun üçte biri diyabetli ama bunu bilmiyor.

“DİYABET BEKLENENDEN DAHA HIZLI ARTIYOR”
Diyabet dünyada beklenenin çok üzerinde bir artış gösteriyor. Bu durumu anlatmak, öğretmek ve bilinçlendirmek derneğimizin en önemli görevidir. Birçok bölgede bilgilendirmeler yapıyoruz. Her hafta beş uzman bu bilgilendirmeleri bölge bölge yapıyor. Kan şekeri ölçümü yapılıyor. Daha önce bilinç düzeyi azdı, bu anlamda derneklerimiz çok iyi ve aktif çalışıyorlar. İnsanlar farkında ama kabul etmek istemiyor. Diyabet kontrol altında giderse hiçbir sorun olmadan sağlıklı insanlar gibi kaliteli bir yaşam sürdürülebilir. Birçok sağlık sorununun altından diyabet çıkar. Obezite de dikkat edilmesi gereken bir unsurdur. Söylediğim gibi dengeli beslenme ve hareketli bir yaşam şarttır.

“SİZ YÜRÜDÜKÇE, DİYABET UZAKLAŞIR”
45 beş toplantı ile 2245 kişiye ulaştık. Okul defterlerinde diyabetle ilgili bilgilendirme cümleleri yer alıyor. ‘Siz yürüdükçe diyabet uzaklaşır’ diye sloganımız var reklam panolarında. Okullara öğrencilere, öğretmenlere ulaştık. AB’den proje aldık. Üç yıl sürecek bir proje. Güney Kıbrıs’la beraber yürüteceğiz. Basketbol oyuncularına, hocalarına bilgiler verilecek. Bunlar izlenecek, ortak basket maçları yapılacak. Bunlar çok önemli ve güzel olaylar. Türkiye’deki diyabet dernekleri ile çok iyi ilişkilerimiz var. Ülkemizde diyabetle ilgili farkındalık ve bilinç yaratmaya çalışıyoruz.”

THALASSEMİA DERNEĞİ BAŞKANI AHMET VAROĞLU: “DURDURABİLEN İLK ÜLKEYİZ”
“Thalassemia doğuştan gelen bir hastalıktır. 1979 yılından itibaren ülkemizde tartışılmaya başlandı. Genetik bir rahatsızlıktır ve kesinlikle bulaşıcı değildir. Ülkenin yüzde 17’ si taşıyıcıdır. Yüksek bir orandır. Mutlaka bir evlilik oluyor. Bu evlilikte yüzde 25 Thalassemia’lı çocuk doğma oranı var. Bugün 150 Thalassemia’lı insan var. Bunu ilk durduran ülkelerdeniz. Bu çok önemli. Ama diğer altyapılarda maalesef sınıfta kaldık. Çok önemli işler yapıldı. Sıfırda değiliz. Daha önceleri doktor kontrolü bile yoktu. Düşünün o günlerden çok iyi noktalara geldik.

“YETERLİ MİKTARDA KAN MAALESEF YOK”
Düzenli olarak çalışmayan kan iliklerinin kan üretmemesidir esas sorun. Bunu gidermek içinde dışarıdan kan takviyesi alıyoruz. Yeterli miktarda kan maalesef yok. Üç haftada bir iki ünite kan takviyesi yapılması gerek. Biz dernek olarak başka alanlarda uğraş vermek ve çalışmalar yapmak yerine en başta kan takviyesi için uğraş veriyoruz. İlk başta hastalığı anlatmak ve öğretmek için eğitimler verildi.

“BULAŞICIDIR, EVLENİLMEZ DİYORLARDI…”
Yanlış bir bilgi ve önyargı vardı. Bulaşıcıdır, evlenilmez, çocuk olmaz, akraba evliliğinden oluşur diye. Verilen eğitimlerle bunlar aşıldı. Hemen herkes bu hastalığı biliyor. Artık evlilikler öncesinde testler yapılarak bu önlenebiliyor. Bu işin içinde olanlar olarak bunu anlatmaya çalışıyoruz. Fakat o kadar çok sorun var ki biz esas işimize dönemiyoruz. Kan bağışını artırmak, gelecek ilaçların ve ihalelerin takibini yapmak, bunlarla uğraşıyoruz. Her defasında yanlış işler yapılıyor. Bunları takip etmek bize kaldı.

“KAN BAĞIŞININ HİÇBİR SAKINCASI YOKTUR”
İlaç ihaleleri ile ilgilenmesek çok yanlış işler yapılacak. Bir iğne alınacakken bile müdahale ediyoruz. Bize uygun iğne yerine, her defasında daha ucuzu var diye uygun olmayan alınmak isteniyor. Halk ise kan vermekten korkuyor. Yurt dışındaki derneklerle irtibatımız var. Onlar sosyal projeler yapıyorlar, etkinlikler düzenliyorlar, biz iş takip etmekten, yanlışları düzeltmekten gerçek işimizi yapamıyoruz. Ne yazık ki sistem oturmadı. Kan alacağımız günler bellidir. Ama o gün kan alabilecek misiniz o belli değil. Ben kan bağışı için çağrı yapıyorum. En anlamlı bağış kan bağışıdır. Sadece Thalssemia hastaları olarak bizlerin ayda 550-600 litre kana ihtiyacı var. Kan bağışının hiçbir sakıncası yoktur. Sadece Thalassemia hastaları olarak bizlerin ayda 550-600 litre kana ihtiyacı var. Kan vermek hücrelerin yenilenmesini sağlıyor. İnsanlar kan vermekten korkmasınlar.”

Star Kıbrıs

 

Bu haber toplam 462 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • İMPLANT YAPTIRIRKEN BUNLARA DİKKAT!02 Aralık 2016 Cuma 15:22
  • KULANDIĞI RUJ DUDAKLARINI BU HALE GETİRDİ01 Aralık 2016 Perşembe 11:42
  • AIDS TESTİ YAPTIRIN!30 Kasım 2016 Çarşamba 17:53
  • 'ERKEK ADAM MEME KANSERİ OLMAZ' DEMEYİN30 Kasım 2016 Çarşamba 12:46
  • REFLÜDEN KORUNMAK İÇİN DOĞRU BESLENİN30 Kasım 2016 Çarşamba 12:45
  • MAKYAJINIZ SİZİ HASTA ETMESİN30 Kasım 2016 Çarşamba 12:43
  • SABAH BOYUN AĞRISIYLA UYANAN GENÇ KIZ...30 Kasım 2016 Çarşamba 09:26
  • KÜÇÜK KIZIN ELİNDE DELİK OLUŞTU!29 Kasım 2016 Salı 22:46
  • ÇİNKO EKSİKLİĞİ TEHLİKELİ SONUÇLAR DOĞURABİLİYOR29 Kasım 2016 Salı 22:43
  • HASTALIK HASTASI SANILIYORSANIZ DİKKAT29 Kasım 2016 Salı 22:41
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kıbrıs 724 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 392 444 37 78 | Faks : 392 227 51 35 | Haber Scripti: CM Bilişim