1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. URCAN VANGÖL
URCAN VANGÖL

URCAN VANGÖL

Çetinkaya Türk Spor Kulübü’nde 100 gün başkanlık yapan, hayatı başarı öyküsüyle dolu bir kişi…

A+A-

Gülten Özyakup SEZGİN
   Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın damadı Urcan Vangöl, Çetinkaya Türk Spor Kulübü’nde 100 gün başkanlık yaptı.
   1997 yılında Enper Ltd. şirketini kuran Vangöl, özel sektörde çalışmaya başladı. Yakın Doğu Bank ile Yakın Doğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin kuruluş aşamalarında etkin görevler aldı. 
   Vangöl, 2003’te Dardanel’in Kumyalı’da kurduğu Balık Üretme Çiftliği’nin KKTC koordinatörlüğü görevini üstlendi ve bu görevini 2008 yılına kadar sürdürdü.
   2008-2010 yılları arasında zorunlu olarak ara verdiği özel sektör çalışmalarına 2010 yılında yeniden döndü ve bu kez Deepsea balık üretme çiftliğinde görev aldı.
   Kıbrıs Türkleri’nin efsanevi futbol kulüplerinden Çetinkaya’nın 31 Ağustos 2010 tarihinde gerçekleştirdiği genel kurulda başkanlığa seçilen Vangöl, 5 Kasım 2010 tarihinde hayatını kaybetti.
   Vangöl’ün eşi Ender Denktaş Vangöl, eşinin büyük hayalleri olduğunu ancak bunları gerçekleştirmeye ömrünün yetmediğini söyledi.
   Vangöl’ün kız basketbol okulu açmak istediğini belirten Ender Denktaş, Çetinkaya Spor Kulübü’nde bu hayalini gerçekleştirdiğini ancak uzun sürmediğini ifade etti.
   Ender Denktaş, “İnşallah böyle bir olanağım olur ve onun adına güzel bir okul yapabilirim” dileğinde bulundu.
   Ender Denktaş, 2011 yılında “Başkan Urcan Vangöl ile Çetinkaya’da 100 Gün” isimli kitapta eşinin başarılarını ve hayatını anlatan bir kitap yazdı.

Hayatı başarılarla dolu
   Urcan Vangöl, 22 Eylül 1967 yılında Lefkoşa’da doğdu. Köşklüçiftlik İlkokulu’ndan sonra ortaokulu Şehit Hüseyin Ruso, lise eğitimini de Lefkoşa Türk Lisesi’nde tamamladı.
   1993 yılında İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. İlkokul sıralarında ilgi duyduğu basketbolu sonraki yıllarda hızla geliştirdi ve profesyonel bir oyuncu olarak Çetinkaya, Kuzey Kıbrıs Kültür Derneği ve Vedat Kaner kulüplerinde devam ettirdi. Basketbol Milli takımında da yer alan Vangöl, uluslararası karşılaşmalarda ödüller kazandı.
   Sportif çalışmalar üzerine tutku derecesinde yoğunlaşan Urcan Vangöl, yine, lise yıllarında basketbolla birlikte atletizm etkinliklerine de katılarak 4x100 koşullarında çeşitli ödüllerin sahibi oldu. 
   Askerliğini, 1996-1998 yılları arasında yedek subay olarak yaptı ve bu hizmetinden de geriye ‘Dönem Birincisi’ olma başarısını bıraktı. 
   Kıbrıs Türklerinin Efsanevi futbol kulüplerinden Çetinkaya’nın 31 Ağustos 2010 tarihinde gerçekleştirdiği genel kurulda başkanlığa seçilen Vangöl, Çetinkaya’nın çok çeşitli spor alanlarını bünyesinde toplayan bir spor okulu olması hedefini düşledi ve bu yönde çağdaş, kalıcı, sürdürülebilir bilimsel projelerin uygulanmasına yöneldi. Bu projelerin ilk adımı olarak da, Bayanlar Basketbol Takımı’nı hayata kattı.

Ender Vangöl: ‘Seni ya alırım; ya da ölürüm’ demişti
   Ender Denktaş Vangöl, eşi Urcan Vangöl’ün unutulmayan bir eş ve çok sevilen biri olduğunu söyledi. Eşiyle enteresan bir şekilde tanıştıklarını belirten Ender Denktaş, şöyle devam etti:
    “Ben ilkokul altıncı sınıfa giderken, Urcan da ana okula gidiyordu. Aramızda yaş farkı vardı. Ben anaokulun önünden geçerken Urcan sınıftan kaçar ve ağaca tırmanır bana ‘sarışın’ diye laf atardı.
   Çok sevimli bir çocukluğu vardı. Tabi yıllar geçti büyüdük. Ben Urcan’ı hiç görmedim ama Urcan’ın haberlerini alıyordum. Urcan, o yıllarda kültür derneğindeydi. Orada basketbol organizasyonu vardı, ben de Zülfü Livaneli’yi getirtme çalışmalarına girecekken beni oraya davet ettiler. Gittim. Orada onların akrabası olan Hilmi ağabeyimiz beni Urcan’la tanıştırdı. Ben hemen ‘sen o Urcan mısın?’ diye sordum. ‘Evet benim’ dedi. Bana karşı bakışlarında bir farklılık hissettim. Daha sonra bilmiyorum ama biraz ürktüm ve telefon açarak toplantıya katılamayacağımı bildirdim ve onlara Zülfü Livaneli’nin telefonunu verdim. 
   Urcan da bu duruma çok bozulmuş. İki yıl Urcan’ı ara ara gördüm, bir yılbaşı gecesi bir barda karşılaştık. Ben de kızlarımla beraberdim. Yanıma geldi ve bana o organizede olmamama sebep kendisi mi diye sordu ve bana ‘seni çok seviyorum’ dedi. Ben de ona yaşının küçük olduğunu söyledim. 
  Ama o hiç vazgeçmedi. Bana ‘seni ya alırım; ya da ölürüm’ demişti. Birlikteliğimiz öyle başlamıştı.
    İlk başta herkes bana karşı çıkmıştı ama babam demişti ‘Ender karar verdiyse doğru kararı vermiştir’. Babamla tanıştırdım onu çok sevdi. Yaşından çok daha olgundu ve beni ilk gün nasıl sevdiyse son güne kadar da hep öyle sevdi. Kızlarıma babalık yaptı ve bana çok güzel bir evlat verdi. Olağanüstü bir kişilik anlatamayacağım kadar dürüst bir insanın eşiyim. Haksızlığa direnen, haksızlık karşısında direnen, özverili, cesur ve bunu Çetinkaya başkanı olmakla gösterdi zaten.
   Vangöl eşi ile 1993 yılında nişan olduklarını ve 1994 yılında evlendiklerini belirterek “Onunla hayatımın en güzel yıllarını geçirdim. Onun hâlâ sakladığım kartları vardır. Çok güzel bir eş, aşk dolu bir eş, sevgi dolu bir baba, özveriyle yüklü bir insan ve en önemli özelliği dürüst olması. Onunla yaşadığım her günde benden küçük olmasına rağmen bana çok şey öğretti. Biz birbirini tamamlayan iki insandık” dedi.

“Unutulmayacak bir isim bıraktı”
   Ender Denktaş Vangöl, eşinin Çetinkaya Kulübü camiasında unutulmayacak bir isim bıraktığını söyledi.
   Başkan olduğu dönemde eşinin ilk üç ay hiç eve girmediğini anlatan Vangöl, bu yoğun çalışmalarının meyvesini aldığını ifade etti.
   
“Oğluna çok düşkündü”
   Ender Vangöl, Urcan Vangöl’den olan oğlu Raif’e eşinin çok düşkün olduğunu ve her şeyiyle ilgilendiğini söyledi.
   Eşinin oğluyla ilgili idealleri olduğunu ancak göremediğini ifade eden Vangöl, üvey olmasına rağmen kızlarına da çok iyi babalık yaptığını vurguladı.

“Onu kaybettiğim gün hissettim”
   Ender Denktaş Vangöl, eşinin evde çok otoriter olduğunu söyledi. Hayatlarının eşinin istediği gibi sürdürdüklerini belirten Vangöl, “Urcan beni veya ben onu aradığımda, cevap verilmemesi diye bir şey mümkün değildi” dedi. 
   Vangöl, eşini kaybettiği günü hissettiğini belirterek o acı günü şöyle anlattı:
   “…O gün telefonuma cevap vermedi. Ben, o gün Urcan’ı aradığımda bana cevap vermeyince işteki arkadaşımı aradım. ‘Ben eve gidiyorum, Urcan bana cevap vermedi’ dedim, ‘cevap vermiyorsa bir şey olmuştur hatta ölmüştür’ diye bir kelime çıkmıştı ağzımdan, sanki hissetmiştim. Büyük bir şokla karşılaştım. Kasım ayında üç yıl olacak aramızdan ayrılalı. Ben Urcan’ı bir gün anmadan, düşünmeden hiçbir şekilde gün geçirmedim”. 
   
Dizdarlı: Değerli bir fikir adamaydı
  Urcan Vangöl’ü arkadaşı Bülent Dizdarlı, şöyle anlattı:
 “Benim için çok değişik bir dost çok değişik bir arkadaştı. Çok demokrat bir insandı. Fikir ve düşünce bazında etrafını besleyen ve etrafından beslenen biriydi. Urcan’ın hiçbir zaman mevkisi olmadı. Her zaman kendi ekmeğini taştan çıkaran biriydi. Bizim arkadaşlığımızın da en çok geliştiği dönem Annan planı dönemiydi. 
   O dönemde biz evetçi, o hayırcıydı. Mükemmel bir arkadaşlık kurmuştuk o dönemde çünkü o tartışma kültürü arkadaşlığımızı anormal derecede beslemişti. Çetinkaya Kulübü ile ilgili çok anılarımız oldu. Kulübü kurtarmak için eski arkadaşları bir araya toplayarak tekrar kulübü eski günlere getirmek istedi. Sık sık toplanırdık. 
   Çetinkaya için de çok büyük bir kayıptır, ülke için de çok büyük bir kayıptır çünkü değerli bir fikir adamaydı”.

Kürşad: Nesli giderek tükenmekte olan insanlarından biri
   Songuç Kürşad, arkadaşını anlattı:
    “Benim Urcan ile tanışmam çok eskilere dayanır. Macaristan’daki bir turnuvada ben basın mensubu olarak o da basketbol sporcusu olarak yer aldı. Milli takıma kadar yükselmişti. Çok etkili bir oyuncuydu. O dönemde milli takıma seçilmişti ve Macaristan’da bir turnuvaya gitmiştik. Ben Urcan’ı orda tanıdım, tanıyordum ama samimiyetimiz orada ilerledi. 
   Müthiş derecede uyumlu, insana yakın bir kişi olarak arkadaşlığımız daha da pekişti. Bunun sonrasında da hiç kopmadı. Sürekli sporun içerisinde olduğu için onunla ilişkilerimiz devam etti. 
   Özellikle Çetinkaya başkanı olduktan sonra onunla daha sık diyalogumuz oldu. Hiç unutmam gazetede eleştiri yaptığımız zaman Urcan sabah mutlaka gülerek bizi arardı. Haksız olduğunu bilse bile hiçbir zaman çıkış yaparak yanlışlarda bulunarak tepki göstermezdi. 
   Adam gibi davranarak takımını motive etmiştir. Çok iyi bir insandı. İnsan olarak da büyük bir kayıptı. Nesli giderek tükenmekte olan Kıbrıs insanlarından bir tanesiydi. Onu kaybettiğimiz gün belki de telefonunda son çalan isimlerden bir tanesi de bendim”.

Sermaye: Adam gibi adamdı
   Hakan Sermaye’nin nikah şahitliğini yapan Urcan Vangöl’ü yakın dostu anlattı:
   “Urcan dendiğinde adam gibi adam diyerek anarım her zaman. O benim ağabeyim canım ciğerim onunla tanışmam tamamıyla spora dayalı. O, her zaman ülkemizin en iyi basketbolcularından biriydi. Urcan, tüm spor branşlarına sevdalıydı. Kişiliği ve karakteri itibarıyla çok sevilen biriydi. Şu anda hayatımda hayatta olmayan ve benim kalbimde beynimde derin iz bırakan iki kişiden biri babam, biri de Urcan Vangöl’dür. 
   Hiçbir zaman içinde kötülük yoktu. Urcan, benim idolümdü. Hayata bakış açımı ve doğru yolu seçmemde bana öncülük edenlerden bir tanesiydi. Benim nikâh şahidimdi. Son röportaj yaptığım yegane inanlardan da biriydi. Onu her zaman anıyoruz ve kalbimizde yaşatmaya devam edeceğiz”.

Altay: Düzgün bir kişiliğe sahipti
  Turan Altay, arkadaşını anlattı:
 “Urcan başkanı ben sporcu kişiliğiyle tanıyorum. Sporun içerisinde olması nedeniyle bir tanışıklığımız var. Uzun saatler sohbetlerimiz olmadı ama Urcan başkan öyle bir insandı ki; çok kısa zamanda düzgün bir insan olduğunu anlayabileceğiniz bir kişilikti. 
   Kişiliğini, Çetinkaya’nın en kötü döneminde bu camiaya sahip çıkarak ortaya koydu. Ne yazık ki bunun semeresini görmeye fırsat olmadı”. 

KIBRIS

Bu haber toplam 2065 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.