1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. UYUŞTURUCU KULLANIM YAŞI 11!
UYUŞTURUCU KULLANIM YAŞI 11!

UYUŞTURUCU KULLANIM YAŞI 11!

Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, ülkemizde bazı gençlerin uyuşturucu ve kumar bağımlılığına dikkat çekti.

A+A-

Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, “uyuşturucudan kurtulanını gördüm ancak kumardan kurtulan bir kişiyi görmedim. Kumar da toplum için büyük bir tehlikedir” dedi. Başel, uyuşturucu etkisi altında iken toksik şoka giren kişilerin devlet hastanelerine başvurduğu anda tutuklandığını belirterek, bunun ölümlere neden olabileceğine dikkat çekti.

Başel, uyuşturucu kullanan gençleri tedavi olmaları konusunda ikna edemediklerine dikkat çekerek, gençlerin tedaviye başlaması durumunda tutuklanma korkusu yaşadıklarını anlattı.

Başel, “Toksik şokta bir uyuşturucu kullanıcısı, müdahale için devlet hastanesine başvurduğu zaman psikiyatri servisi yerine polise teslim ediliyor. Burada hasta hakları ihlal ediliyor. İlgili meslek örgütlerinin bu yanlıştan dönmesi ve gençlere de bir çağrıda bulunarak, çizilen ‘Ölün ama bize gelmeyin’ imajının değiştirilmesi gerekiyor. Yoksa ölümler yaşanacak” dedi.

Uyuşturucu kullanım yaşı 11

Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, ülkemizde uyuşturucu kullanım yaşının 11’e düştüğüne dikkat çekerek, devletin uyuşturucu ile mücadele konusunda bir devlet politikası geliştirmesi gerektiğini gündeme getirdi.  

Başel, uyuşturucu kullanım yaşının 11’e düşmesinin en önemli sebeplerinin, “merak”, “psikolojik baskıya boyun eğme”, “hayır deme becerisine sahip olamama” ve “eğlence” amacıyla ortaya çıktığını açıkladı.

Başel, uyuşturucu yanında, çocukların ve gençlerin alkol ve sigaraya çok daha kolay ulaşabileceklerini ve toplumun bunu normalize ettiğini anlattı.

Ergenlerin sigara paketi üzerindeki “Sigara öldürür” yazısını okuduktan sigarayı içtiğini ve “ölmedim” deyip, diğer yasadışı maddeleri kullanımda cesaret kazandığına dikkat çeken Başel, sigara ve alkolün diğer yasadışı maddelere geçiş maddesi olduğunu belirtti.

Başel, “Bonzai ve kimyasal maddelerin kullanımı yaygınlaşıyorsa, devlet bunu önlemek için ayrı bir yaklaşım geliştirmek zorundadır” dedi.  

3 bin 500 öğrenciden 900’ü bonzaiyi 5 kez denedi

Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, 9’uncu sınıflar yani 15 yaşındaki öğrenciler üzerinde yapılan anket çalışmasında 3 bin 500 öğrencinin yüzde 6’sının bonzaiyiyi 5 kez denediğinin ortaya çıktığını kaydetti.

Başel, “Yüzde 6 üzerinden hareket edersek, 900 çocuk bu maddeyi kullanıyor demektir. Kaldı ki, mahkemelere intikal eden binin üzerinde bonzai ile yakalanan gencin sanık olduğu dava var. Şu an denebilir ki, 2 bin genç emin olarak bonzai bağımlısıdır. Bu buzdağının görünen kısmıdır ve biz hala hiçbir şey yapmamakta ısrar ediyoruz” dedi.

Bütün bakanlıklar harekete geçmeli

Barış Başel, rakamlara bakıldığı zaman bütün bakanlıkların harekete geçmesi ve uyuşturucu ile mücadele başlatmasının bir zorunluluk haline geldiğini açıkladı.

Başel, “Devlet çocuklara uyuşturucunun zararını öğretmeden, nasıl bir genci tutuklayıp cezaevine koyabilir ki? Devlet, koruyucu ve önleyici bir çalışma yapmadan uyuşturucu batağına düşmüş bir genci veya çocuğu cezalandırması kabul edilemez” dedi.  

Devlet politikası olmadan uyuşturucunun serbest bırakılmasını tartışamayız

Başel, hintkenevi gibi doğal uyuşturucuların serbest olması gerektiği konusunun tartışıldığı ve Hollanda örneğinin verildiği günlerde devlet politikasının olmadan bu konunu ülkemizde tartışılamayacağını açıkladı.

Başel, Hollanda’ya bakıldığı zaman uyuşturucunun serbest bırakılmasından önce yüzde 55 içicinin olduğunu ve serbest olması için referandum yapıldığını kaydetti. Referandumla serbest bırakıldığını ekledi.

Hollanda’da 4 yaştan başlayan bir önleme modeli olduğuna vurgu yapan Başel, toplum içinde uyuşturucu kullanımının yüzde 15’e düşürüldüğüne ve bunun turizm gelirine dönüştürüldüğüne dikkat çekti.

Barış Başel, ülkemizde uyuşturucu ile mücadelede devlet politikası olmadığına vurgu yaparak, bu politikanın üç bacaklı olması gerektiğini anlattı.

Başel, şöyle devam etti:

“Birincisi eğitimle küçük yaşlardan başlayarak, eğitim modelleri ile sigara, alkol ve uyuşturucu maddeler konusunda zararları anlatılır. Toplumun ve gençlerin yasadışı maddelere olan talebini düşürürsünüz. Birisi Girne Kapısı’na bir kamyon esrar da dökse, gençler oradan geçip gider ve yanaşmazlar. İkinci bacağı ise, kolluk kuvvetleri tarafından yürütülen yasadışı maddelerin piyasaya arzını, piyasada bulunurluluğunu veya kolay ulaşılabilirliğini önlemek gerekir. Üçüncüsü de kullanıcıların yeni bağımlılıkları topluma kazandırmaması açısından tedavi ve rehabilitasyondur. Bu üçünün paralel olarak gitmesi gerekir”

Uyuşturucu ile mücadele yok

Barış Başel, son dört yıla baktığımız zaman uyuşturucu ile mücadele olmadığını ve dört yıllık süreçte, sadece Gençlik Dairesi Müdürlüğü ile Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğü ile işbirliği içinde yürütülen önleme çalışmaları olduğunu belirtti.

Başel, ülkemizde yaşanan ve kemikleşen uyuşturucu sorununa karşı hizmet verebilecek bir Rehabilitasyon Merkezi’nin olmadığına işaret ederek, “Bağımlılık tedavi edilmesi gereken bir beyin hastalığıdır. Bunu yargı sürecinde de kavramış değiliz” dedi.

Uyuşturucu suçunun ağırlaştırıldığına ancak uyuşturucu suçlarında yüzde 600 oranında bir artış olduğuna vurgu yapan Başel, cezaların artırılmasının çözüm olmadığını belirtti.

Başel, “İran’da uyuşturucu bulundurmanın ve satışının yapılmasının cezası idamdır ancak 2,5 milyonun üzerinde eroin bağımlısı var. Demek ki cezaların artırılması etkili bir yöntem değil. Cezaları artırmakla bir sonuca varamayız. En kısa sürede koruyucu, önleyici destekleyici ve geliştirici tedavi ve rehabilite edici yaklaşımları barındıran yeni bir yapılanmaya ihtiyacımızın olduğu gün gibi ortadadır. Bağımlılığın tedavi yeri cezaevi değil tam teşekküllü bir tedavi merkezidir” şeklinde konuştu.         

Bonzai’nin zararlarını 10 yıl sonra görebileceğiz

Barış Başel, ülkemizde son yıllarda özellikle de gençler arasından yaygınlaşan bonzai maddesinin uzun vadede ortaya çıkacak zararları ve olumsuz etkilerinin ne olacağı konusunda bilgi sahibi olunmadığını dile getirdi.

Başel, “Bonzai erkeklerde kısırlık yapıyor. Sinir sistemine, görme, işitme ve uyuma merkezlerine o kadar zarar veriyor ki, bununla beraber ciddi ruhsal hastalıklara da zemin hazırlıyor. Yeni bir madde olduğu için önümüzdeki 10 yıl içinde bonzainin verdiği zararları birlikte göreceğiz” dedi.

Çocuğunuzu birey olarak kabul edin  

Barış Başel, ailelere çağrıda bulunarak, anne ve babaların çocuk sahibi olduğu andan itibaren çocuklarının ayrı bir birey olarak kişiliğini oluşturacağı bilincinde olması gerektiğine dikkat çekti.

Aile yapılarında koşullu sevgi ortamı olduğunu söyleyen Başel, çocuğun, anne ile babasının istediğini yapması halinde dünyanın en iyi çocuğu, yapmadığı ve aileden bağımsız bir karar almak istediği hallerde ise dünyanın en kötü çocuğu muamelesi gördüğünü belirtti.

Başel, “İyi evlat olma, anne ve babanın istediğini yapmak olarak algılanır. Çocuklarımızın, bizim sevdiklerimizi sevmek, bizim yaptıklarımızı yapmak zorunda olmadığını ve çocuğun anne ile babanın fotokopisi olmadığını ailelerin kabul etmesi gerekir” dedi.

Kumar da toplum için büyük tehlike

Başel, uyuşturucu yanında, erken yaşta riskli cinsel deneyim, kendine zarar verme davranışları, evden ve okuldan kaçmanın ergenlerin riskli davranışları arasında olduğunu açıkladı.

Bu risklerin uyuşturucu kadar büyük riskler olduğuna vurgu yapan Başel, şöyle devam etti:

“Biz sadece uyuşturucuya odaklanıyoruz ama diğer riskleri gözden kaçırıyoruz. Hatırlatmakta fayda var. uyuşturucudan kurtulanını gördüm ancak kumardan kurtulan bir kişiyi görmedim. Kumar da toplum için büyük bir tehlikedir. Küçük yaşlarda bet ofislerle başlayan süreç, çalışmadan sınıf atlama ve kolay yoldan para kazanma mantığı ile normalleştirildiği için bağımlılık duygusu çok küçük yaşlarda gelişiyor. Hatta Facebook üzerinden oynanan kumar oyunları var. Çocuklar internet üzerinden babalarına, poker-chips yollar. Bu çok masum gibi görünür ancak çocuklara çok küçük yaştan itibaren kumar konusunda farkındalık yaratır. Maalesef ülkemizde bet ofislerde, kumarhanelerde ve diskolarda 18 yaş sınırı denetimi yok. ”

Hollanda’yı kumar konusunda neden örnek almıyoruz?

Barış Başel, “Hollanda’yı neden kumarla mücadele konusunda örnek almıyoruz?” sorusunu yönelterek, Hollanda’da da tüm kumarhanelerin devlete ait olduğunu ve ihaleye çıkılarak en yüksek rakamı veren işletmeye verildiğini ayrıca Maliye Bakanlığı üzerinden bir servis sağlayıcısı ile kumardaki 1 Euro’dan bile vergi alınarak kontrol altında tutulduğunu anlattı.

Başel, şöyle devam etti:

“Hollanda’da uyuşturucu serbest diye ülkemizde veryansın ediliyor. Bizde de gece kulübü ve kumar sektörü hiçbir denetim yapılmadan faaliyet yürütüyor. Hollanda da en azından devlet kontrolü var. Hollanda, esrarı yasallaştırdıktan sonra, kimyasal madde kullanımını çok düşük bir seviyeye indirdi. Almanya Sağlık Bakanlığı kurduğu merkezlerde bağımlılara saf eroin ve enjektör dağıtarak hepsini kayıt altına alıp, tedavi ve rehabilitasyon merkezleri ile büyük ölçüde bu sorunu ortadan kaldırmış oldu. Ülkemizde uyuşturucunun serbest bırakıp bırakılmayacağını tartışmadan önce, bizim bu işe bakış açımız ve güçlü bir sistem ve uyuşturucuyla etkin bir mücadele politikası olmadan bunları tartışmaya hakkımız yok. Bizim bu konuda herhangi bir politikamız yok. En kısa sürede içiciler cezaevinden çıkarılıp, tedavi merkezlerine yönlendirilmeli. Denetimli serbestlik mekanizması oluşturularak topluma kazandırılmalı.”  

Başel, gençlerle ilgili bir başka sorunun ise “sabıka” olduğuna vurgu yaparak, gençlerin uyuşturucudan kurtulmasına rağmen sabıkasından dolayı herhangi bir işe giremediğini, eğitim hakkının elinden alındığını ve toplum tarafından da cüzamlı gibi algılanıp dışlandığına değindi.

Kız çocuklarında estetik faşizmi yaratılıyor

15 yaşındaki bir kız çocuğunun güzellik yarışmasına katılmasını eleştiren Başel, 15 yaşındaki kız çocuğuna beden güzelliği ile kendini ifade etmenin öğretildiğini anlattı.

Başel, kız çocukları üzerinde estetik faşizmi yaratıldığını savunarak, kız çocuklarına incecik barbi bebekler alınmasının, kız çocuklar üzerinde yeme bozukluklarına yol açtığını ve sağlıklı olmanın değil, sıfır beden olmak gibi bir amaç edindiklerini kaydetti.

Barış Başel, erkek çocukların ise sağlıklı olmak için spor yapmak yerine, kaslı, yağsız, yunan heykeli gibi resmedilen vücutlara sahip olarak, ilginin merkezi olmak adına yasal olan olmayan zararlı “protein” takviyeleri ve kimyasalları kullandıklarına işaret etti. 

Bu sorunları görmezden gelenleri seçmeyin

Barış Başel, ülkemizde sosyal bağların zayıflaması, diğerinin ötekileştirilmesi ve yaşadıkları sorunların onun kendi hayatına hiç uğramayacakmış veya nemelazımcılık gibi bir durum ortaya çıktığını anlattı.

Başel, sosyal bağları zayıflayan bir toplumun, birbirine karşı güven duygusunun yitirmesine neden olduğunu ve herkesin birbirine şüphe bakmaya başladığını belirterek, şöyle devam etti:

“Bununda en önemli sonucu, radikal grupların ortaya çıkmasına neden oluyor. İç güvenlik algısı zayıflayan toplumun üyeleri birbirine saldırmaya, partizanlık veya gazetecilik değil tetikçilik gibi kaotik süreçlere zemin hazırlar. Önümüzdeki seçimde halk, meclise bir kere bile girmiş ve bu sorunlarla ilgili kılını bile kıpırdatmamış ve görmezden gelmiş birine oy verirlerse, bu suçun ortağı olacaklar. Lütfen, çocuk, kadın ve engelli haklarını sorgulayan provokatif ve talepkâr olsunlar. ”

 

Kıbrıs

Bu haber toplam 1205 defa okunmuştur
Etiketler : ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.