1. HABERLER

  2. MAGAZİN

  3. SON KARARI BEN VERİRİM!
SON KARARI BEN VERİRİM!

SON KARARI BEN VERİRİM!

SON KARARI BEN VERİRİM!

A+A-

Aklı ne geçmişte, gözü ne gelecekte ulaşacağı noktada… Sinem Kobal, yaşadığı anın hakkını vermesi gerektiğini pek çok insandan önce fark etmiş. Şimdi gündeminde, yeni dizisi Gönül İşleri var. İki yıl aradan sonra sette geçirdiği saatler onu mutlu etmeye yetiyor.

Karşınızdaki güzel kız 26 yaşında olabilir ama olgunluğunu tarif etmek için bu sayıya 20 yıl daha ekleyebiliriz. Setlerde büyümenin pek çok genç oyuncu için dezavantaj olabilecek özelliklerini avantaja çevirmeyi becermiş. İyi ve ona destek olan bir ailesi var. Özellikle annesinin hakkını her cümlede teslim ediyor. “Hep yanımdaydı” diyor.

“Son iki yıldır dizi temposuna girmediğim için kendime vakit ayırabildiğim bir dönem geçirdim. İyi de oldu. Bu sene yeni dizi (Gönül İşleri) ile eski düzenime geri dönüyorum. Adım Sevda. Çocukluğumdan beri alışık olduğum bir tempo aslında. Senaryoyu, karakterimi çok sevdiğim için çok güzel olsun istiyorum. Heyecanlıyım” derken gözlerinin içi parlıyor.
İki hafta önce Hürriyet Pazar’da, yeni erkek arkadaşı İbrahim Çelikkol’un Sinem’e aşkını
ilan ettiği röportajı bilmem okudunuz mu? O kadar romantikti ki, okurken gözlerim doldu. En çok, ilişkileri hakkında konuşmayı sevmeyen erkek soyundan birinin açıkça, “Ben bu kızı seviyorum arkadaş” demesini sevdim.

Dizinin çekimleri çoktan başlamış. İlk bölüm ekimde gösterilecek.
“İlk gün nasıldı set? Kimlerle samimi olundu? Dedikodu var mı dedikodu?”
O güne dair hatırladığı ilk şey havanın çok sıcak olduğu. Sonra da patlatıyor kahkahalarından birini. “İlk güne kadar setteki arkadaşlarımla, yönetmenimizle pek çok kez prova yapmıştık. Zaten ekip ruhu oluşmaya başlamıştı. O yüzden ortamı yabancılamadım. Heyecanlı gittim ve yüzümde gülümsemeyle eve döndüm” diye anlatıyor.
Dizide üç kız kardeşin hikayesi anlatılıyor. Anneleri onlar daha çok küçükken bırakıp gitmiş. Babalarıyla birlikte büyümüşler. Her biri farklı birer karakter. Büyük abla Servet (Bennu Yıldırımlar), korumacı ve anne figüründe; Saadet (Selma Ergeç) iyi niyetli, saf ve hayata pembe gözlüklerle bakıyor. Sevda (yani Sinem) ise hayalperest, özgürlüğüne düşkün ve hayata acımasız tarafından bakan biri. Hikaye ilerledikçe izleyiciler Sevda’nın nasıl büyüdüğüne tanık olacaklar. Tıpkı bizim birbiri ardına izlediğimiz dizilerde Sinem’in nasıl büyüdüğüne tanık olduğumuz gibi...

Dizinin en önemli özelliği bir gençlik dizisi olmaması.
Malum Sinem’i bugüne kadar hep komedilerde ve gençlik dizilerinde izledik. Ve bizim kız artık büyüdü.
“Uzun zaman sonra ilk kez bir senaryo okurken çok heyecanlandım. Oldukça farklı bir karakter. Bugüne kadar canlandırdıklarıma hiç benzemiyor. Beni içine çekti, iyi hissettirdi. Yönetmenin Türkan Derya olması güven verdi. Ondan öğrenebileceğim çok şey var. Gerçekten bir ekip işi bu. Arkasında çok büyük bir emek var. Öncesinde karakterimi oturtmak için uzun vakit geçirdik. Umarım tüm bunlar izleyiciye geçer ve onlar da gerçekten hayatın içinde yoğurulan bu aileyi sever.”
Elbette önemli kararları alırken danıştığı insanlar var. Mesela menajeri Ayşe Barım, yakın birkaç oyuncu arkadaşı, annesi... Yine de son sözü içgüdülerini dinleyerek kendisi veriyor.

Hürriyet

Bu haber toplam 1326 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.