1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. ÇEVRENİN KANAYAN YARASI TAŞ OCAKLARI
ÇEVRENİN KANAYAN YARASI TAŞ OCAKLARI

ÇEVRENİN KANAYAN YARASI TAŞ OCAKLARI

Kuzey Kıbrıs’da şuanda yeterli düzeyde olmamakla birlikte irili ufaklı ve farklı amaçlar için çalıştırılan 70’e yakın taş ocağı faaliyet gösteriyor.

A+A-

Ülkedeki ruhsatlı taş ocağı sayısı 66 iken faal durumunda olan 55 tane taş ocağı işletmesi bulunuyor.  2011’de yapılan Taş Ocakları ve Çevre Çalıştayı’nda ülkede esas yıkıma neden olan “agrega” diye isimlendirilen kırma kum çakıl ocakları da dikkat çekici boyutta.

Ülkedeki ruhsatlı agrega ocak sayısı 19 iken faal durumda 17 tane taş ocağı bulunuyor.

Ülkenin kanayan yarası haline gelen taş ocakları büyük bir çevre felaketi yaratmaya devam ediyor. Beşparmak Dağları bölgesi başta olmak üzere birçok yerde faaliyet gösteren taş ocakları, doğaya verdikleri zararla endişe yaratıyor.  Özellikle Değirmenlik bölgesinde bulunan taş ocaklarının verdiği tahribat, neredeyse Girne bölgesinin görülebilecek boyuta ulaşmasına yaklaşırken, görüntü kirliliğine de neden oluyor.
Taşların sökülmesi ve elenmesi aşamasında havaya yayılan toz parçaları ise bitki örtüsüne zarar verirken, yakın çevredeki yerleşim birimlerinde yaşayanların sağlığını olumsuz etkiliyor.
Ülkedeki taş ocağı işletmeleri sayı fazlalığının yaşanan bu felaketin tam göstergesi…

70’e yakın taş ocağı bulunuyor
Kuzey Kıbrıs’da şuanda yeterli düzeyde olmamakla birlikte irili ufaklı ve farklı amaçlar için çalıştırılan 70’e yakın taş ocağı faaliyet gösteriyor. Ülkedeki ruhsatlı taş ocağı sayısı 66 iken faal durumunda olan 55 tane taş ocağı işletmesi bulunuyor.  2011’de yapılan Taş Ocakları ve Çevre Çalıştayı’nda ülkede esas yıkıma neden olan “agrega” diye isimlendirilen kırma kum çakıl ocakları da dikkat çekici boyutta. Ülkedeki ruhsatlı agrega ocak sayısı 19 iken faal durumda 17 tane taş ocağı bulunuyor.

“Doğanın yapısı altüst edildi”
Biyologlar Derneği Başkanı Hasan Sarpten, ülkenin çevre açısından en değerli çevre zenginliği konumundaki Beşparmak Dağları’nın, göz göre göre yok edilmeye tüm uğraş ve çabalara rağmen faaliyetlerin sürdürülmeye devam edildiğini belirtti. Beşparmaklar üzerinde toplamda 2 milyon 651 bin metrekarelik bir alanını işgal edildiğini aktaran Sarpten, ağaçlık arazileri ve dağları kemiren “patlatma metoduyla” doğanın yapısının altüst edildiğini aktardı.
2011’de yapılan Taş Ocakları ve Çevre Çalıştayı’ndan söz eden Hasan Sarpten, ülkede esas yıkıma neden olan agrega taş ocakları olduğunu dile getirdi.

“İyileştirme yapılmadı”
Çalıştayda yeni agrega ocağı açılmaması ve mevcutların iyileştirilmesinin öngörüldüğünü vurgulayan Sarpten, “ne var ki, taş ocakları içerisinde en kötü durumda olan Değirmenlik bölgesindeki Karayolları Dairesi Taş Kırma Tesisleri şu an kaderine terk edilmiş durumdadır. Devletin uzun yıllardır hiçbir çevresel önlem almadan işlettiği Karayolları Taş Ocağı geçmiş yıllarda hiçbir rehabilite çalışması yapılmadan kapatılmış ve deyim yerindeyse kaderine terk edilmiştir.  2012 yılı içerisinde de ayni şekilde iyileştirme adına hiçbir adım atılmamıştır” dedi.

“Ağaçlar nefes alamaz durumda”
Hasan Sarpten, özellikle kırma, kum, çakıl taş ocaklarının dağlara verdiği zararın ekonomik boyutu aştığını, patlatma esnasında meydana gelen yer sarsıntısının ağaçlık arazilerde yangınlara neden olduğunu söyledi. Ülkede her yıl ortalama üç kez bu nedenden ötürü yangın çıktığının altını çizen Sarpten, binlerce dönüm arazinin yandığını, ülkenin akciğeri olan ağaçların kül olduğunu vurguladı. Sarpten, “kaldı ki, yangınlar ve sarsıntıların yarattığı etki dışında özellikle işletmelerin yakın çevresinde bulunan ağaçlar neredeyse nefes alamaz duruma geliyorlar” dedi.
Tesislerin çevreye verdiği zararı Çevre Koruma Dairesi’nin denetlediğini hatırlatan Hasan Sarpten, son yıllarda basamak sistemine geçilmesi ve toz indirgeme sisteminin uygulanması konularında adım atılmış olmasına rağmen işletmelerin istenilen boyuta getirilemediğini belirtti.

“Gerekli denetim yapılmıyor”
Sarpten, “işletmeler her yıl belirli periyotlarla denetleniyor, gerektiğinde uyarılıyor. Herkes işini yapıyor gibi görünüyor ancak felaketin önüne geçilemiyor” yorumunda bulundu.
Sarpten, “geldiğimiz aşamada faal taş ocakların sayısı değişkenlik gösterse zaman zaman işletmeler durdurulsa da ülkemizde bugüne değin ömrünü tamamlayıp rehabilitee edilmiş tek bir taş ocağının bulunmuyor olması bu konudaki acizliğimizin en büyük göstergesidir. Ayrıca, çok değil daha birkaç ay önce Geçitköy’deki baraj yapımı için 55 dönümlük bir arazinin gözden çıkarılarak sanki ülkede yeterli taş ocağı yokmuş gibi alınan tüm kararları hiçe sayılarak yeni bir taş ocağı açılması da taş ocakları konusunda devleti yönetenlerin samimiyetsizliğini gözler önüne sermektedir.

 

Kaynak: Yenidüzen

Bu haber toplam 1645 defa okunmuştur
Etiketler : ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.