1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. KANSERİN SEBEBİ BİZ DEĞİLİZ
KANSERİN SEBEBİ BİZ DEĞİLİZ

KANSERİN SEBEBİ BİZ DEĞİLİZ

Mormenekşe ve Kuzucuklu üreticiler, insan sağlığına aykırı herhangi bir kalıntı ya da hormon kullanımının mümkün olmadığını iddia ediyor.

A+A-

KKTC’de enginar üretiminin merkezi Mormenekşe köyünde ve kereviz ile marul üretiminin en önemli üretim noktası olan Kuzucuk’ta, her iki bölgenin önde gelen üreticileri ve üretici birliği yetkilileri ile “hormon ya da zararlı tarım ilacı kullanımı”nı konuştuk. Üreticiler, “kansere sebep” olarak gösterilmenin kendilerine çok büyük zarar verdiğinden yakınırken, tarladaki her şeyin kontrol altında olduğunu ve insan sağlığına en küçük zararı olabilecek hormon ya da ilaç kullanımının söz konusu olmadığını belirtti.

Mormenekşeli üreticiler, enginarda kullanılan Giberilik Asit denen hormonun, “zorunlu” bir katkı maddesi olduğunu belirtirken, “kullanıldıktan 10 gün sonra tüm etkisi gidiyor ve tamamen denetimli bir şekilde, tavsiye edilen, insan sağlığına zararı olmayacak düzeyde atılıyor” dedi.

Kuzucuklu üreticiler de medyadaki “kanser sebebi” şeklindeki haberlere sert tepki gösterirken, “üretim denetimlidir, her şeyin tahlili, belgesi vardır; rahatlıkla tüketilebilir” dedi.

Üreticiler, enginarda hormon, kerevizde, marulda ve domateste ilaç kullanımının insan sağlığına zararlı boyutta olmadığı garantisini verdi ve dileyen herkesin, tarlalarında dilediği tahlili ve kontrolü yapmakta serbest olduğunu kaydetti.

Bu arada, Kuzucuklu sarımsak üreticileri, Çin’den gelen sarımsaktan şikayetçi oldu ve devletin, sarımsak ithalatı konusunda dikkatli olması gerektiğini belirtti.

Ne dediler?

Hilmi Öztemiz (Mormenekşe-üretici):

   “Mormenekşe’de enginar üretimi çok önemlidir. Hormon kullanımı iddiası bizi çok rahatsız ediyor ve zarara sokuyor. 13 arkadaşla birlikte, Global Kap Projesi adı altında İsrailli ve Amerikalı uzmanların denetiminde üretim yaptık. Hormon denilen şey, Giberalik Asittir. Enginarın kendi bünyesinde bulunan bir şeydir. Kitaplarını da okuduk, uzmanlardan da bilgi aldık. Atıldıktan 10 gün sonra, insan sağlığı için en küçük bir zararı yoktur. Global Kap Projesi kapsamında da üretim yaptığımız dönemde, uzmanların gözetimi ve denetiminde; bizlere, bu hormonun yani Giberalik Asit’in kullanılması şart koşuluyordu. Verdikleri dozajlar da bizim kullandığımızın çok çok üstüydü. Hatta ben sitem ettim. O kadar miktarı atmak maddi olarak mümkün değildi… Biz 100 litreye 1 gram atarız… O dönemde uzmanlara bütçemizin yetmediğini söylemiştik ama onlar daha çok atmamızı istemişti… Giberilik Asit kullanımının AB standardının yakalanması için şart olduğu söylenmişti. AB’de kontrollü ve bilinçli kullanımı serbesttir. Her bitkiye verilen ilaç ve hormon, ölçüsünde, kontrollü, bilinçli kullanılıyorsa, sorun yoktur. İnsana zararı olmaz… Kaldı ki, her ürün tahlile gider… İnsan sağlığına kesinlikle zararı yok… Türkiye’ye milyonlarca enginar gider ve çok büyük kazançtır, çok büyük zarardır… Devlet ekonomisine katkısı var. Enginarda en küçük bir ilaç ya da hormon sıkıntısı olsa, Türkiye’ye sokamayız… Yeni Boğaziçi, Türkmenköy gibi köylerle birlikte senede 10 milyon adet enginar üretiyoruz… 80 kuruş tanesinden satıldığı dönem söz konusu… Girdiler çok pahalı. İşçilik, gübre, sekiz ay uğraşmayı gerektiren bir iş… Mazot pahalı. Enginar bol su istiyor… Pek kârı olduğunu da söylemek zor ama devlete katkısı çok iyi…Ağustos’tan Nisan sonuna kadar hep masrafla gider… Kereviz de üretiyoruz, kesinlikle zararlı ilaç ya da hormon kullanılmaz; herkes bundan emin olsun… Kerevizde hormon hiç yoktur.”

Hilmi Öztemiz (Mormenekşe-Üretici):

“Mormonekşe’de birden çok Hilmi Öztemiz var… Ben de bunlardan biriyim… Hormon veya ilaç söylentileri bizi çok rahatsız ediyor. Üretici, her ürün için devlet laboratuarından belge alır… Deyin ki, bize burada, devlet laboratuarımız torpil yapar… Mümkün değil böyle bir şey ama hadi öyle farz edelim… Türkiye’ye ürünün girebilmesi için aynı tahliller orada da yapılır. Enginar güvenli bir üründür. Çok temizdir… İlaç kalıntısı ya da ağır metal söz konusu değildir… Enginarda hormon kullanılır ama kesinlikle güvenlidir… Bazı arkadaşlar bilinçsizce çıkıp, bu konuda görüş belirtiyor, insanımızın bundan kanser olduğunu söylüyor ve üreticimiz çok ciddi zarar görüyor… İnsan sağlığına zarar kesinlikle söz konusu değildir. Herkes güvenli bir şekilde yiyebilir. Vatandaş şüpheye düşerse, bizzat kendisi laboratuara götürebilir…”

Mehmet Gazi (Mormenekşe Enginar Üreticileri Birliği Başkanı):

“… Altı yaşından beri enginarla uğraşıyorum. Babam bu işi ilk yapanlardan biridir. Güneydeki Mormenekşe’de de bu işi yapıyorduk. 50 yıl oldu. Bu yıl ihracat iyi gidiyor. İstanbul, Ankara ve Bursa’ya gönderiyoruz… Girdilerimiz çok yüksek… Medyada zaman zaman hormonla ilgili haberler bize zarar veriyor… Her TIR’ı yüklerken, elimizde tahliller olmalıdır… Her TIR için hem burada hem de Türkiye’ye, Mersin Limanı’ndan girerken tahlil gerekir… 153 çeşit tahlil söz konusudur. Yasaklanmış ilaçlar vardır ve bunların üründe olmaması gerekir… Hormon tahlili de başladı şimdi ve bundan çok memnunuz… Kerevizle ilgili örneğin iddia vardı… Basın yazdı… Kerevizde hormon kullanılmaz… Kereviz tarlada beklerken büyür… Vatandaş, enginarı rahatlıkla yiyebilir… Tahliller yapılıyor, yapılacaktır… Türkiye’de eskiden de hormon tahlili yapılıyordu… Geçen sene 80 TIR gönderdik, 80 kez tahlil yapıldı. Bu yıl sadece benim bahçemde sekiz tahlil gerçekleştirildi. Dileyen, gelsin, dilediği tahlili yapsın… Güvenilir üretim yapıyoruz ve ülkede kanserin sebebi değiliz.”

Osman Çalıcıoğlu (Kuzucuk-Üretici):

“Ülkenin yüzde 80 kerevizini biz üretiriz. Kerevizde insan sağlığına zararlı hiç bir şey yoktur. Kerevize, marula hormon atılmaz… Hormon, soğuk ülkelerde kullanılır. Bizde kereviz belirli koruma ilaçları ister. Yaparız, tahlile göndeririz. Öyle keseriz. Kesinlikle kerevizde ya da marulda, hormon ya da zararlı kalıntı olması ihtimali yoktur… Benim iki toruncuğum var, onlar da yer… Benim her ay 20 bin kereviz ekimim var… Satar ya da satmayız, ekeriz… hormon iddiası bizi zarara uğratır…Uğrattı da… Dönümlerce tarlayı sürmek zorunda kaldım. Kereviz yazda yetişmezdi. Ama biz bunu da aştık. Yeşil filelerle gölgeleme yaparak üretiriz. Hiç ilaç istemez… İtalyan türü tüm dünyada tercih edilendir. Kırmızı renk. En yüksek besin değeri budur. Lollorosa türü derler… İkinci tür, Kıbrıs maruludur… İngiliz marulu da (icberg) üretiyoruz… Hormon, Ciberilik Asit yoktur. Kesinlikle kullanılmaz. Tekrar edeyim. Kışta üç günlük koruyucu gerekirse atılır. Sadece üç günlük. Üç gün sonra insana zararı olmaz… İki ayda oluşur marul. Biz üç günlük, marul ihtiyaç hissederse atarız… Kalıntı kesinlikle mümkün değildir… Tarlaya biz 100 bin kereviz ekeriz… Sıra sıra ekilir… Aralarında zamana göre büyüklük farkı olur… Küçükleri alan olmaz. Küçükleri tarlaya süreriz, gübre olur… Bizim Kuzucuk’ta en büyük sorunlarımızdan biri de sarımsaktır… Devlet, sarımsak ithalatını durdurmalı. Çin’den gelen sarımsak 40 kuruşa satılır, biz 60 kuruşa bir baş sarımsağı üretebiliriz… Şişelenebilir suyumuz var… Demir deposu, ilaç gibi kereviz üretiyoruz… Sorunsuz yenir…”

Hüseyin Çalıcıoğlu (Kuzucuk-Üretici):

“Kereviz, seracılık, kavun karpuz, patates üretiyoruz… Su kalitelidir ama azaldı. Çok kaliteli suyumuz olduğu için tankerler çekip Mağusa – İskele bölgesine götürüyor. Bütün köylü sulu üretim olarak 150 dönüm kadar ekim yapıyoruz… Kerevizin yarıdan fazlasını biz üretiyoruz. Hiç bir ürünümüzde ilaç kalıntısı yoktur. Yıllardır bu işi yapıyoruz. Kontrolünü biliyoruz. Tarım Dairesi ile işbirliği halindeyiz… Eğer ilaç sorun olacaksa, kesinlikle tarlaya sürebiliriz… Erken büyüsün diye bir iddiamız da olamaz çünkü parti parti ekeriz… Topraklarımıza sürekli gübre çekeriz… Kimyasal gübre bile kullanmaktan kaçınıyoruz… Vatandaş rahat olmalı; üretici zarar görmemeli… Ciberilik Asit AB’de de kullanılan bir ilaçtır. Kanserdeki artışın sebebi, çiftçimizin ürettiği değildir. Herkes rahat olsun. Hükümetten istediğimiz, domates veya sarımsak elimizde bolca varken, Türkiye’den Çin’den ithalatı yasaklanmalı. Bizi korumalı.”

Alibeyi Parlan (Kuzucuk Muhtarı-Üretici):

“Köyümüzün 350 nüfusu var. 1958’de göç ettik. 1963’te yine göç yaşadık. 1974’te köyümüze geri döndük. Köyümüzün temel sorunlarının başında çevre sorunu gelir. Bizim köyümüze ait çobanlarımızın kullandığı meramız tahrip edildi. Havara ocağı haline getirildi. Şahsa kiraladı. Bir kişi toprak alır bizim meramız mahvolur… 10 sene önce hayvancımızı köy dışına taşıdılar… Hayvancıya yapılan organize ağıl bölgesine 10 yıldır elektrik gitmedi. Bunu kabul edemeyiz… Jeneratörle çok pahalı oluyor. Defalarca söyledik, çözüm bulunmadı. Gerçekten insanımız mağdurdur. Zaten hayvancılık yerlerde sürünür… Sarımsağa gelince… Ben ülkedeki en büyük üreticilerden biriyim. Kuzucuk, ülkedeki sarımsağın yüzde 70’ini üretir… Toptancı şu anda sarımsak almaz. Çünkü Çin sarımsağı var… Üretici mağdur olmamalı. Ama tüketici de mağdur olmamalı. Olmadığında ithal edelim. Ama madem ki burada üretilir; neden ithalatına izin verilir? Araştırmadan yayın yapılmasın… Biz de insanız. Ürettiklerimizi biz de yiyoruz. Bazı üreticiler, kendisi için ayrı yer ayırıp ilaçsız üretir iddiası abartı ve yalandır. Ürettiğimiz hiçbir şeyde sağlıkla ilgili zararlı bir şey yoktur…”

 

Kaynak: Kıbrıs

Bu haber toplam 922 defa okunmuştur
Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.