1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. KREDİ KARTLARINA DÜZENLEME GELİRKEN TÜKETİCİ KREDİLERİ HALA BAŞI BOŞ
KREDİ KARTLARINA DÜZENLEME GELİRKEN TÜKETİCİ KREDİLERİ HALA BAŞI BOŞ

KREDİ KARTLARINA DÜZENLEME GELİRKEN TÜKETİCİ KREDİLERİ HALA BAŞI BOŞ

Kredi kartlarına düzenleme gelirken Tüketici Kredileri hala başı boş

A+A-

Ekonomist Okan Veli Şafaklı, ülkemizde tüketici kredilerine yönelik AB’ye uygun esaslı bir düzenlemenin yapılmadığını ifade ederek Türkiye’de de yürürlükte olan ‘Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin de çok çok gerisinde olduğumuzu söyledi…

Ekonomist Okan Veli Şafaklı, ülkemizde tüketici kredilerine yönelik AB’ye uygun esaslı bir düzenlemenin yapılmadığını ifade ederek Türkiye’de de yürürlükte olan ‘Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin de çok çok gerisinde olduğumuzu söyledi…

“Sanıldığının aksine AB’de kredi faizlerinde sınırlama vardır” diyen Şafaklı, ülkemizde tüketici kredilerinde çağdaş, özellikle Avrupa normlarında mevzuata ihtiyaç olması yanında faiz sınırlaması gibi düzenlemelerin de gerektiğini ve ‘insanımızın tefeci gibi davranan bazı finans kurumlarının insafına bırakılmaması” zaruretinin altını çizdi…

KKTC Merkez Bankası verilerine göre 2015 Eylül ayı itibariyle 10.2 Milyar TL toplam kredinin 3.2 Milyar TL’si tüketici kredileri, 260 Milyon TL’si ise kredi kartları… Yani tüketici kredileri toplam kredilerin % 31,4’ünü, kredi kartları ise sadece % 2.5’ini oluşturuyor.

Şafaklı’ya göre ülkemizdeki toplam kredilerin yaklaşık üçte biri için düzenleme yapılmazken aynı nitelikteki kredi kartlarının önemsenmeyecek yüzdesi için ise yasa çıkarılmasını anlamak mümkün görünmüyor…

Şafaklı şöyle dedi; “Ülkemizde tüketici kredilerinde çağdaş özellikle Avrupa normlarında mevzuata ihtiyaç olması yanında faiz sınırlaması gibi düzenlemelerin gerektiği ve insanımızın tefeci gibi davranan bazı finans kurumlarının insafına bırakılmaması zaruretini geçmişte defalarca gündeme getirdik. Hatta son zamanlarda tüketici kredisi kapsamında bulunan kredi kartlarına düzenleme gelmesine rağmen ondan kat kat daha fazla olan tüketici kredileri için bunun düşünülmemesine anlam verememiştik.

Tüketici Kredileri % 31.2, ancak % 2.5 için düzenleme yapıldı

“2015 Eylül ayı itibariyle 10.2 Milyar TL toplam kredinin 3.2 Milyar TL’si tüketici kredileri, 260 Milyon TL’si ise kredi kartlarıdır.(http://www.kktcmerkezbankasi.org/tr/node/1765). Yani tüketici kredileri toplam kredilerin % 31.4’ünü, kredi kartları ise sadece % 2.5’ini oluşturmaktadır.

Ülkemizdeki toplam kredilerin yaklaşık üçte biri için düzenleme yapılmazken aynı nitelikteki kredi kartlarının önemsenmeyecek yüzdesi için yasa çıkarılmasını anlamlaştırmak pek mümkün değildir.”

‘Tüketici kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği’ Türkiye’de yürürlüğe girdi

“AB uyum sürecindeki Türkiye’de tüketici kredilerine ilişkin uygulamaya konan son düzenleme KKTC’deki vahim durumu bir kez daha tüm çıplaklığı ile ortaya koydu. Zaten Türkiye Cumhuriyeti tüketici kredilerinde özellikle borçluyu koruma açısından bizden fersah fersah ileride iken koruma duvarını daha da güçlendirdi.

Şöyle ki, Türkiye Cumhuriyeti 22 Kasım 2015 tarihinde "Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği’ni yürürlüğe koydu. Bu yönetmelikte dikkati çeken başlıca hususları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz (http://www.milliyet.com.tr/tuketici-kredileri sözleşmelerinde/ekonomi/detay/2151347/default.htm):

Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca, Resmi gazete ‘de 22 Mayıs'ta yayımlanan ve yürürlük tarihi 6 ay sonra olarak belirlenen yönetmeliğe göre tüketiciler, 14 gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin tüketici kredisi sözleşmesinden cayabilecek.

Faiz veya benzeri bir menfaat karşılığında, ödemenin 3 aydan daha uzun süre ertelenmesini veya benzer şekilde taksitle ödeme imkânını sağlayan kredi kartı sözleşmeleri de dâhil olmak üzere her türlü tüketici kredisi sözleşmesini kapsayan yönetmeliğe göre, sözleşme öncesi bilgi formları en az 12 punto büyüklüğünde, anlaşılabilir bir dilde, açık, sade ve okunabilir şekilde düzenlenecek ve bir örneği kâğıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı ile tüketiciye verilecek.

Kredi veren ve varsa kredi aracısı, belirli süreli tüketici kredisi sözleşmesinin kurulmasından makul bir süre önce, sözleşme şartları hakkında tüketiciyi bilgilendirecek.

Tüketicinin kredi talebinin reddedildiği durumlarda, kredi veren, yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile tüketiciyi derhal ve ücretsiz bilgilendirecek.

Mesafeli olarak kurulan sözleşmeler hariç olmak üzere, tüketici kredisi sözleşmesi yazılı olarak kurulmadıkça geçerli olmayacak.

Belirli süreli kredi sözleşmesinin şartları, tüketici aleyhine değiştirilemeyecek.

Belirsiz süreli kredi sözleşmelerinde akdi faiz oranında değişiklik yapılması halinde, bu değişikliğin yürürlüğe girmesinden 30 gün önce, tüketiciye kâğıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla yazılı bildirimde bulunulacak. Faiz oranının artırılması halinde, yeni faiz oranı geriye dönük olarak uygulanamayacak.

Tüketici, bildirim tarihinden itibaren en geç 60 gün içinde borcun tamamını ödediği ve kredi kullanmaya son verdiği takdirde faiz artışından etkilenmeyecek.”

6502 Sayılı tüketicinin korunması hakkında kanun zaten TC’de koruma getiriyordu

"Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği’ni salt tüketici kredileri için çıkartılan bir düzenleme olduğu için önem arz etmektedir. Ancak, TC’de tüketici kredileri için önemli koruma getiren Kasım 2013’te yürürlüğe giren 6502 Sayılı ‘Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’ ve 6098 sayılı ‘Türk Borçlar Kanunu’ mevcuttur.

6502 Sayılı ‘Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 22. Maddesinden 31. Maddesine kadar olan kısmı tüketici kredileri ile ilgili hükümleri içermektedir. Bu kümler büyük ölçüde ‘Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği’ndeki maddelerde paralellik göstermektedir. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un faiz oranı ile ilgili 25. ve sözleşmede değişiklik yapılmasına ilişkin 26. maddelerinin KKTC’deki paydaşların dikkatine getirilmesinde yarar görüyorum.”

p3-002.jpg

6098 Sayılı ‘Türk Borçlar Kanunu’ tüketici kredi faizlerine sınırlama getiriyor ve bileşik faizi yasaklıyor

“Türk Borçlar Kanunu m. 88/2’de düzenlenen ticari olmayan işlerde uygulanacak azami akdi faiz oranı tüketici kredileri için de geçerli olup bu oran yıllık azami % 13,5’i aylık azami %1,125’i geçemez. Ancak Tüketici kredileri için TKHK’un 10. maddesinde gecikme faizinin belirlenmesinde uyulması gereken “özel düzenleme” niteliğinde bir düzenleme getirilmiştir. TKHK’un 10. maddesine göre gecikme faizi oranı, akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere belirleneceğinden tüketici kredilerinde temerrüt faiz oranı yıllık %13,5 oranının %30 fazlası olan yıllık %17,55’i geçemeyecektir

Ticari olmayan işlerde faizin anaparaya eklenmesi suretiyle bulunan tutara yeniden faiz yürütülmesi şeklinde işletilen bileşik faiz yasaklanmıştır (TBK m. 388/3). Aynı şekilde 3095 sayılı Kanun m. 3/1’de de kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep (bileşik) faiz yürütülemeyeceği vurgulanmıştır (https://www.samildemir.av.tr/2012/11/turk-borclar-kanunuyla-faize-getirilen-sinirlamalarin-kredi-kartlari-ve-tuketici-kredilerine-etkisi/).”

AB müktesebatında da tüketici kredilerinde benzer şekilde koruma bulunmaktadır

“Türkiye Cumhuriyeti’nin tüketici kredilerine ilişkin aldığı önlemler bazı kesimlerin iddia ettiği gibi siyasi iktidarın faiz lobisine karşı mücadelesinden ziyade AB uyum süreci paralelinde gerçekleşmektedir.

Bu olgu özellikle İktisadı Kalkınma Vakfı tarafından İlge Kıvılcım’a yaptırılan çalışma notundan anlaşılmaktadır. (http://ikv.org.tr/images/upload/data/files/degerlendirme_notu_-_56-.pdf).

Bu çalışmaya göre; Tüketici kredileri sözleşmelerinde, tüketici kredisinin tanımının AB Yönergesine uyumlu hale getirilmesi sağlanmıştır. Buna göre, tüketici kredisinin verilmesi için istenilen sigorta yapımı şartı kaldırılacaktır. Kredi sözleşmesi imzalanmadan en az 1 gün önce tüketici bilgilendirilecektir. Tüketiciye ilk defa tüketici kredisi sözleşmesinden 14 gün içinde cayma hakkı tanınacaktır. Aynı şekilde tüketici kredilerinde faiz oranı sabit, değişken veya aynı kredi için her iki yöntem esas alınmak suretiyle belirlenebilecektir. Sabit faiz oranının geçerli olduğu dönemde kredinin erken ödenmesi durumunda ise kredi veren tazminat talep edebilecektir (Madde 19). Sonuç olarak, tüketici hakları konusunda AB’nin tutumu çok açıktır: Lizbon Antlaşması’nın 169’uncu maddesinde belirtildiği gibi, üye devletlerin tüketicinin sağlığının, güvenliğinin ve ekonomik çıkarlarının korunması konusunda çıkarılan yönergelerden daha sıkı önlemler almaları amaçlanmaktadır. Amaç bu koşullara paralel bir Türk tüketici hakları sisteminin oluşması olmalıdır.

23 Nisan 2008 tarihinde kabul edilen Tüketici Kredi Direktifinin (2008/48 / EC sayılı tüketiciler için kredi anlaşmaları) üye devletler tarafından 12 Mayıs 2010 tarihinden önce ulusal hukuk içine aktarılması zorunluluğu vardı. Tüketici Kredi Direktifi AB'de tüketici kredisi pazarının entegrasyonunu teşvik etmek ve şeffaflık ve tüketici haklarına odaklanarak yüksek düzeyde tüketicinin korunmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede, aynen Türkiye’deki düzenlemelerde olduğu gibi tüketicilerin bilgilendirilmesi, kredi sözleşmesi, tüketicilerin cayması, sözleşmenin sonlandırılması, erken ödeme, kredi maliyetinin ve efektif faiz oranının hesaplanması gibi tüketici lehine olan hükümlere rastlanmaktadır (http://ec.europa.eu/consumers/financial_services/consumer_credit_directive/index_en.htm). Tüketici kredi direktifi tüketiciyi ticari, işletme ve profesyonel amaçları dışındaki özel kişi olarak tanımlarken tüketici kredilerini 200 Euro ile 75000 Euro arasında sınırlamaktadır (http://eur-lex.europa.eu/LexUriServ/LexUriServ.do?uri=OJ:L:2008:133:0066:0092:EN:PDF).”

Sanıldığının aksine AB’de kredi faizlerinde sınırlama vardır

“Kredi ve borç hukukunun ana hedefleri şu şekilde sıralanmaktadır: Haksız kredi koşulları karşısında alt gelir grubunu ve dezavantajlı tüketicileri korumak; gücü ve kaynakları borç verenden tüketicilere yeniden dağıtmak ve kredi le finanse edilen mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı sağlamak. Sonuç olarak kredi ve borç hukuku finansal hizmetlerin canlanması ve tüketicilerin ekonomik çıkarlarını koruması arasında denge yaratma şeklinde gelişmiştir. Avrupa’da tartışma neo-liberal yaklaşım ve sosyal piyasa yaklaşımı şeklinde gelişmiştir.

Neo-liberal yaklaşımına göre gerekli her türlü bilginin temini yoluyla optimal kaynak dağılımı kararları vererek yararını maksimize edecek şekilde tüketicinin güçlendirilmesi gereği savunulmaktadır. Sosyal piyasa yaklaşımı ile ise ekonomik temellerden ziyade müdahaleci ve paternalistik bir yol izlenmekte ve zorunlu faiz oranı sınırlamaları ile kredi verenlere yönelik yükümlülükler, sınırlamamlar ve denetimler üzerinde durulmaktadır.

(http://ec.europa.eu/finance/finservices-retail/docs/fsug/opinions/irr-2011_03_22_en.pdf).

Avrupa’da genelde mutlak ve göreceli faiz oranlarında sınırlamalara rastlanmaktadır. Bu açıdan aşağıdaki örneklerden bahsedilebilir. (http://www.eurofinas.org/uploads/documents/positions/Eurofinas%20Preliminary%20observations%20IRR.pdf; http://ec.europa.eu/internal_ market/finservices-retail/docs/credit/irr_report_en.pdf ):

Polonya’da tüketici kredisi Merkez Bankasının açıklayacağı referans oranının 4 katı ile sınırlanmaktadır.

Fransa’da çeşitli tüketici kredileri için Merkez Bankasının hesaplayacağı piyasa faiz oranının 1.33 katı tavan fiyatını oluşturmaktadır.

Almanya’da tavan faiz oranlarına ilişkin hiçbir yasal gereksinim bulunmamaktadır. Ancak uygun Kredi sözleşmesi ahlaki yönden Federal Adalet Mahkemesi açısından değerlendirilmelidir. Şöyle ki, uygulanan faiz oranı piyasada uygulanan ortalama faiz oranını iki kat aşması halinde sözleşme koşulları aşırı olarak kabul edilecektir.

İngiltere Tüketici Kredi Kanunu (2006) mahkemelere alacaklı ve borçlu arasında özellikle borçlu açısından haksız bir ilişki olup olmadığını saptama yetkisi vermiştir.

Estonya’da tüketici kredileri için Merkez Bankasının hesaplayacağı piyasa faiz oranının % 300’ü tavan fiyatını oluşturmaktadır.

İtalya’da tavan faiz oranı Ekonomi ve Maliye Bakanlığı’nın açıklayacağı ortalama faiz oranının % 150’sidir.

İspanya’da tavan faiz oranı yasal faiz oranının 2,5 katıdır.

Yukarıdaki liste artırılabilir. Kısaca söylenmek istenen Avrupa’nın göbeğinde de apaçık tüketicileri korumak için faizlere sınırlama getirilebildiğidir.”

KKTC Başbakanlık Avrupa Birliği koordinasyon merkezi ne iş yapıyor?

KKTC Başbakanlık Avrupa Birliği koordinasyon merkezi ne iş yaptığını da sordu.

Şafaklı sözlerini şöyle tamamladı; “Bizde de sözde KKTC’yi AB müktesebatına hazırlamak için Haziran 2003’de kurulan Başbakanlık Avrupa Birliği Koordinasyon Merkezi vardır. Peki, bu merkez kurulduğu yaklaşık 12 senedir hangi açıdan bizleri AB’ye uyumlaştırmıştır?

Konu tüketici kredileri ise sonuç tam bir fiyasko

Halen yürüklükte olan 55/2010 Sayılı Tüketicileri Koruma Yasası’nda tüketici kredileri ile ilgili herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. 39/2001 Sayılı Bankalar Yasında Tüketici kredileri ile ilgili yine herhangi bir hükme rastlanmamaktadır. Ayrıca, Türkiye’de yürürlüğe giren ‘Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği’ gibi mevzuat KKTC’de bulunmamaktadır. AB’de 2008 yılında kabul edilen Tüketici Kredi Direktifi (2008/48 / EC sayılı tüketiciler için kredi anlaşmaları) hakkında herhangi bir uyum çalışması halen daha başlamamıştır. Faiz faşizminden koruyucu Türkiye’deki gibi bir Borçlar Kanunu bulunmamaktadır. Yıllardır sözde çalışmaları devam eden Faiz Yasası ve ilgili mevzuat akamete uğramıştır.

Her şeye rağmen Avrupa Birliği Koordinasyon Merkezi’ne haksızlık etmememiz gerekiyor. Bu merkez ülke barışı için çok önemli bir değer kazandırmıştır. Atandığı günden beri son güne kadar başkanlık yapan zat-ı muhterem gösterdiği üstün başarıdan dolayı müsteşarlığa ondan da müzakere heyetine geçiş yapmıştır. Allah önünü açık eylesin…”

Kıbrıs Postası

 

Bu haber toplam 510 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.