1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. KUZEY KIBRIS AB STANDARTLARINA HAZIR MI?
KUZEY KIBRIS AB STANDARTLARINA HAZIR MI?

KUZEY KIBRIS AB STANDARTLARINA HAZIR MI?

Kuzey Kıbrıs AB Standartlarına Hazır mı?

A+A-

 

Sözen: “AB müktesebatı Kıbrıs’ta askıdadır”

“İki bölgeli iki toplumlu federasyonu kurduğumuz zaman o ortak devlette ve kurumlarda çalışacak olan Kıbrıslı Türklerle, Rumlar, işbirliği tecrübesi olmadan bu kurumları nasıl çalıştıracaklar?''

“Kıbrıs’ta bir barıştan çok bir çözüme veya kapsamlı bir anlaşmaya doğru yol aldıklarını görüyorum”

“Liderler seviyesinde müzakereler çok önemli ama tek başına yeterli değildir”

“İki toplum arasındaki işbirliği tecrübeleri ve işbirliği kültürü maalesef çok düşük seviyede”

“İki lider çözüme doğru gidiyorlar ama maalesef toplumları yeteri kadar hazırlayarak gitmiyorlar”

“Önemli siyasi platformları kolay kolay terk etmememiz gerekiyor. Çünkü siz sözlerinizi o platformlarda söyleyeceksiniz”

Prof  Dr. Ahmet Sözen Kuzey Kıbrıs’ın Avrupa Birliği standartlarına hazır olmadığını belirterek, “ İki lider sanki adım adım bir çözüme doğru gidiyorlar ama maalesef toplumları yeteri kadar hazırlayarak gitmiyorlar. Kıbrıs Türk tarafı Avrupa Birliği müktesebatını bir kere içselleştirmedi. Avrupa Birliği müktesebatı Kıbrıs’ta askıdadır” dedi.

Doğu Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Uluslararası İlişkile Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Sözen, iki liderin yavaş ve ağır aksak da olsa çözüme doğru yaklaştıklarını fakat bu durumun kendi başına yeterli olmadığını ifade etti. İki toplum arasında işbirliğinin çok düşük seviyede olduğuna dikkat çeken Sözen, Kıbrıs’ta barışı tesis etmek için sadece iki liderin görüşmesinin yeterli olmadığını kaydetti.

Kıbrıs müzakereleri hakkında yaptığı yoğun uluslararası bilimsel çalışmaları ve 2008’den itibaren ada çapında gerçekleştirdiği Kıbrıs 2015 ve SCORE Endeksi kamuoyu araştırmaları ile tanınan Doğu Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Uluslararası İlişkile Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Sözen, Haberal Kıbrıslı Gazetesi’ne değerlendirmelerde bulundu:

“Benim gördüğüm aslında iki lider adım adım yavaş ve ağır aksak ta olsa Kıbrıs’ta bir çözüme veya bir anlaşmaya doğru yol alıyorlar. Fakat ben buna Kıbrıs’ta bir barıştan çok bir çözüme veya kapsamlı bir anlaşmaya doğru yol aldıklarını görüyorum. Bu kendi başına yeterli midir? Bu konuda çok ciddi soru işaretlerim vardır. Yani uzun yıllardan beridir hep şunu söylüyorum, liderler seviyesinde müzakereler çok önemli, sürecin olmazsa olmazı - bunu küçümsemiyorum - ama tek başına yeterli değildir. Kıbrıs’ta gerçek anlamda barışı tesis etmek için yeterli değildir. Çünkü liderler bir anlaşma imzalayabilirler ama o anlaşmadan sonra şu iki hususu dikkate almamız gerekiyor. İlk olarak varacakları anlaşma acaba iki tarafın referandumundan geçebilecek mi? İşin birinci kısmı budur. İkinci olarak ise uzun yıllardır, yani 1960’lı yıllardan beridir, aradan 50 küsur yıl geçti. İki toplum arasındaki işbirliği tecrübeleri ve işbirliği kültürü maalesef çok düşük seviyededir” şeklinde konuştu. 

 

“İki halk işbirliği kültürüne dayalı bir federasyon hazırlamadıktan sonra bu nasıl sağlıklı bir süreç olacak?”

Bir anlaşma durumunda ortak bir işbirliği ve çalışma kültürü olmamasından dolayı, çözüm sonrası süreçten endişe duyduğunu belirten Sözen sözlerini şöyle sürdürdü:  

“Şimdi diyelim ki iki lider bir anlaşmaya vardı ve diyelim ki bir mucize oldu, iki tarafta da anlaşma referandumdan geçti; ertesi gün yani o iki bölgeli iki toplumlu federasyonu kurduğumuz zaman o ortak devlette ve kurumlarda çalışacak olan Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumlar, işbirliği tecrübesi olmadan bu kurumları nasıl çalıştıracaklar? Benim bugünlerdeki en büyük kaygım yani uzun süredir böyle ama şimdi görüyorum ki en azından jeopolitik olarak da dış dinamikler de sanki bizi bir anlaşmaya doğru götürüyor. Böyle bir durumda, biz iki toplumu güç paylaşımı ve işbirliği kültürüne dayalı bir federasyona hazırlamadıktan sonra bu nasıl sağlıklı bir süreç olacaktır? En büyük sıkıntım budur.

“İşbirliği tecrübesini ve işbirliği kültürünü artıracak bir dizi ortak proje yapmak gerekiyor”

Yıllardır hep şunu söylüyorum, liderler seviyesindeki müzakereler çok önemli ama tek başına yeterli değildir. Liderler seviyesindeki müzakereler devam ederken çözüme kadar bu süre çok iyi kullanılmalı ve iki toplum arasındaki işbirliği tecrübesini ve işbirliği kültürünü artıracak bir dizi ortak proje yapmak gerekiyor. Buna isterseniz güven yaratıcı önlemler dersiniz, isterseniz de işbirliği projeleri dersiniz. İsmine ne derseniz deyin ama bu Kıbrıs’ta şu anda yürütülen süreçte eksiktir. Bunun yapılması gerekiyor. Bu eksiktir ve bunun için yapılan çalışmaları göremiyorum.
 “Radikal güven yaratıcı önlemler, işbirliği kültürünü artırabilir”

Şimdi aslında Mayıs’ta başlayan süreç, iyi bir başlangıçla hayata geçti. İki lider arasında yapılan çalışmalarda geçiş kapıları açılacak, iki tarafın cep telefonlarıyla alakalı anlaşma olacak ve iki tarafın elektrik şebekelerini birleştireceklerdi. Başlangıçta tüm bu konularda iki lider irade beyan etmişlerdi. Peki, sonra ne oldu? Bunlar sembolikte olsa iyi adımlardı ama sadece bunlar yeterli değil; hayata geçecek federal devletin düzgün çalışabilmesi için gereken işbirliği tecrübe ve kültütünü yaratmak için iki liderin bunlardan çok daha önemli ve radikal adımlar atması gerekiyor. Çok daha radikal güven yaratıcı önlemlerle ancak toplumların işbirliğini ve kültürünü artırabilir. Sembolik çalışmaları bile hayata geçiremediğimiz zaman, toplumların umutları da azalıyor. İster istemez en küçük sembolik güven yaratıcı önlemleri dahi – örneğin, GSM, elektrik şebekesi ve Derinya kapısı gibi konuları - hayata geçiremedik. Biz federasyonu bugünkü şartlarda yani işbirliği kültürünün vetecrübesinin bu kadar az olduğu bir durumda nasıl hayata geçirebiliriz konusunda çekincelerim vardır.” 

 

“Avrupa Birliği müktesebatı Kıbrıs’ta askıdadır”

Kuzey kesimin Avrupa Birliği standartlarına hazır olmadığını belirten Sözen, “En başından beri bugünde söylediğim gibi – ben dışardan dikkatlice bakınca - iki lider sanki adım adım bir çözüme doğru gidiyorlar ama çok önemli bir ayak eksiktir. İki lider çözüme doğru gidiyorlar ama maalesef toplumları yeteri kadar hazırlayarak gitmiyorlar. Avrupa Birliği standartlarına hazır değiliz.

Kıbrıs Rum tarafı bilindiği gibi onlar katılım müzakerelerini, fasılları bitirerek girdiler. Katılım müzakereleri süreçleriyle uyumlarını gerçekleştirdiler ama Kıbrıs Türk tarafı Avrupa Birliği müktesebatını bir kere içselleştirmedi. Avrupa Birliği müktesebatı Kıbrıs’ta askıdadır. Bunları hayata geçiremedikten sonra Kıbrıs Türk tarafı Avrupa Birliği için hazır değildir. Bu çok bariz bellidir. Şuanda çözümden önce belki harmonizasyona başlarlar, bu bir seçenektir. Bununla beraber Kıbrıslı Türklerle ilgili çözümden sonrada tam harmonizasyona kadar belki bir geçiş dönemi yaşanması lazım” şeklinde konuştu.

“Kıbrıs’taki tarafların toplum lideri oldukları tek ortam Birleşmiş Milletler nezdindeki müzakerelerdir”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı için Almanya ve Rusya Dışişleri Bakanlarının ziyareti konusunda değerlendirmede de bulunan Sözen, “Kıbrıs’taki tarafların her ikisinin de aynı zaman ve aynı mekanda toplum lideri oldukları tek ortam Birleşmiş Milletler nezdindeki müzakerelerdir. Diğer ortamlarda maalesef kolay kolay eşit olamıyorlar. Çünkü Kıbrıs Rum toplumu liderinin, belki Türkiye dışındaki bütün ülkelerce sıfatı Kıbrıs Cumhuriyeti cumhurbaşkanı olacaktır.

Kıbrıs Türk toplum liderini, KKTC cumhurbaşkanı olarak Türkiye dışında tanımıyorlar. O yüzden de mesela Almanya’nın diplomatik olarak diğer tanıdığı ülkenin cumhurbaşkanını toplum lideri seviyesine indirmesi pek söz konusu değildir. Almanya’nın toplum liderini KKTC cumhurbaşkanı addetmesi de mümkün değildir. Bunlar zaten bilinen konulardır.

Almanya’nın daveti konusu da Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın takdiridir. Benim düşündüğüm ise özellikle önemli siyasi platformları kolay kolay terk etmememiz gerekiyor. Çünkü siz sözlerinizi o platformlarda söyleyeceksiniz. Siz dünyaya verecek olan mesajlarınızı o platformlarda vereceksiniz. Çoğu zaman gitmediğiniz o platformu ve o mesajı o önemli ortamda söyleme olanağını kaçırmış olursunuz” ifadesini kullandı.

 

“Önemli platformları ve fırsatları iyi değerlendirmek gerekiyor”

Sözen, sözlerine şöyle devam etti: “Rusya konusunda ise Rusya dışişleri bakanı Kıbrıs’a iki toplum liderini görmek ve Kıbrıs meselesini tartışmak için gelmiyor. Rusya lideri Kıbrıs’taki meslektaşı yani Kıbrıs Cumhuriyeti dışişleri bakanı Ioannis Kasoulides’in davetlisi olarak geliyor. Böyle bir durumda bu kişinin Kuzey’e geçmesi beklenecek bir durum değildir. Kendisi kibarlık edip Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya ara bölgede buluşalım demiş galiba. Akıncı da bunu kabul etmemiştir, tabiki kendi takdiridir. Bu durum bir platformu kullanmama anlamına gelir. Fakat farklı bir örnek vermek gerekirse nasıl Amerika başkan yardımcı Kıbrıs’a gelmişti ve iki lideri ziyaret etmişti. Orada mesela Kıbrıs meselesi için gelmişti. Onunla Rusya dışişleri bakanının Kıbrıs’a gelişini karıştırmamak gerekiyor. 

“Gitmediğinizde ne kaybedersiniz gittiğinizde ne kazanırsınızı düşünmeniz gerek”

Benim söylemeye çalıştığım şu ki, uluslararası kısıtlamalar altında yaşayan Kıbrıslı Türklerin önemli platformları ve fırsatları iyi değerlendirmesi gerekiyor ve zaten çok seyrek olan bu fırsatları kaçırma lüksü de yoktur diye düşünürüm. Bir davete vs gitmemekte bir alternatiftir, ama onun muhasebesini– yani alacağınız tavır ne getiriri ve ne götürür - iyi yapmak gerekiyor. Yani gitmediğinizde ne kaybedersiniz gittiğinizde ne kazanırsınız o durumun maliyet hesabını iyi yapmanız gerekiyor.” 


 

“Kıbrıs gazının Türkiye üzerinden Avrupa ve dünya piyasalarına çıkış alternatifi güçlenmiştir”

Dış dinamiklerin çözüm için önemli olduğuna dikkat çeken Sözen sözlerini şöyle tamamladı:

“Özellikle son dönemlerde Kıbrıs’taki iç dinamikler Akıncı’nın seçilmesinden sonra Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis’le oldukça uyumlu bir şekilde çalışıyor. İç dinamikler bir çözüm için oldukça uygundur. Bununla beraber son dönemlerde dış dinamiklerde Kıbrıs’ta bir çözüm için pozitif katkı yapmaya başlamıştır. Bu dış dinamiklerden kastım, ilk olarak son aylarda Mısır’ın münhasır ekonomik bölgesinde, yakın bir zamanda keşfedilen çok büyük orandaki doğalgaz zenginlikleri bu bölgedeki jeopolitik ve ekonomik hesapları tamamen altüst etmiştir. 

“Mısır’ın kesinlikle Kıbrıs ve İsrail gazına ihtiyacı yoktur”

Eskiden İsrail ve Kıbrıs doğalgazını Mısır aracılığıyla dünya piyasasına satma şeklinde bir stratejisi vardı. O strateji tamamen ortadan kalkmıştır. Mısır yeni bulunan kaynaklardan dolayı kendine yetecek ve kalanını dışa ihraç edecek bir duruma gelmiştir. O yüzdende Mısır’ın bu durumda kesinlikle Kıbrıs ve İsrail gazına ihtiyacı yoktur. Bu İsrail ile Kıbrıs gazının Mısır’ın dışındaki alternatif yollarla dünya piyasasına gitmesi seçeneğinin güçlenmesi anlamına geliyor. Bir bakıma, bu gazla ilgili İsrail ve Kıbrıs’ın Türkiye’ye daha çok ihtiyacı olacağı anlamına geliyor. Yani bir yerde, İsrail ve Kıbrıs gazının Türkiye üzerinden Avrupa ve dünya piyasalarına çıkış alternatifi güçlenmiştir. Bu durumda ilgili aktörleri Kıbrıs’ta bir çözüme zorlayabilir diye düşünmekteyim.”
Haberal Kıbrıslı
 
Bu haber toplam 530 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.