1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. MARAŞ’A KARŞILIK ERCAN İMKANSIZ!
MARAŞ’A KARŞILIK ERCAN İMKANSIZ!

MARAŞ’A KARŞILIK ERCAN İMKANSIZ!

Rum eski Başsavcı Alekos Markidis, Kıbrıs sorununun çözülmesi isteniyorsa DİSİ ve AKEL’in uzlaşıyı bulmaları gerektiği görüşünü savundu ve ekledi:

A+A-

Güney Kıbrıs’ta müzakereci atanacağı iddiaları çeşitli tartışmaları da beraberinde getirirken, Kıbrıs sorunu ile ilgili açıklamalar da son günlerde yoğunluk kazandı.

Adı, Anastasiadis’in 18 Haziran’da toplanacak Rum Ulusal Konseyi’ne sunacağı müzakere grubu listesinde anılan Rum eski Başsavcı Alekos Markidis, Rum tarafının müzakereci atamasına karşı olduğunu, müzakereci atanmış bir gruba katılmayacağını açıkladı.

Markidis, “Çözümden önce, kapalı Maraş’ın geri verilmesi karşılığında Ercan’a yeşil ışık yakma zahmetine katlanmamız gibi bir olanak yoktur. İhtimal de yoktur. Egemenlik konusuna ve özellikle de FIR’la ilgili mesele olacağından böyle bir şeyi kabul edemeyiz. Şimdi eğer öteki taraf, Kıbrıs sorununun çözümünün ve egemenliğin peşinen belirlenmesi anlamına gelmeyecek bazı düzenlemeleri kabul ederse o zaman tartışırız. Ancak şimdilik öteki tarafta, Kıbrıs sorununun çözümünden önce Maraş’la ilgili böyle bir anlaşma yapmaya niyet görmüyorum” dedi.

Çözüm ile hidrokarbonlar arasında bağ olmadığını söyleyenleri anlamadığını da vurgulayan Markidis, Kıbrıs sorununun çözülmesi isteniyorsa DİSİ ve AKEL’in uzlaşıyı bulmaları gerektiği görüşünü de ortaya koydu.

Alithia’nın “Alekos Markidis: ‘Müzakereci Atanmasına Karşıyım’” başlığıyla aktardığı röportajında Markidis özetle şunları söyledi:

“Kıbrıs sorununda müzakereci atanmasına karşıyım. Çünkü bir başkan seçildi ve müzakere yapmaktan sorumlu olan, siyasi karar alması gereken odur. Müzakere yapmak üzere biri seçilmedi. Eğer biz müzakereci gönderirsek Kıbrıslı Türkler de kendi müzakerecilerini gönderecekler, ne birinin ne diğerinin yetkisi olacak.

Müzakereci şamar oğlanı olur!
Dolayısıyla prosedür kanserleşecek. Bir belge üzerine tek bir kelime yazılması için bile ara isteyip üstlerine sormaları gerekecek. Bizim müzakerecimizin üstü kim olacak? Başkan (Anastasiadis) ben olmayacağım, Ulusal Konsey’deki partilerin başkanları olacak diyor. Fakat siyasi parti başkanları kendi aralarında bile anlaşamıyorlar. O zaman, kendi siyasi gücü olmayan bu müzakereci ne yapacak? Şamar oğlanına dönecek.

Başkan Anastasiadis benden müzakerecili bir Kıbrıs müzakere grubuna girmemi isterse, girmeyeceğim. Ben görüşümü söyledim ve bir tutarlılığım olsun istiyorum. Başkanın sizden belli bir konuda görüş alması başka, yetkisi olmayan ve gruptaki diğerlerinin kendisiyle anlaşmayabileceği, aynı fikirlere sahip olmayabilecekleri bir müzakereciye eşlik edecek gruba girmek başka şey. Ben böyle bir şeye inanmıyorum. Aynı istikamette olan kompakt bir grup olmalı ve bu grup, müzakereci de olacak Başkan’a eşlik etmeli.

Şu andaki konjonktür Kıbrıs sorununun çözümü istikametinde yardımcı olmaz. Olgular çok kaygan olduğundan, perspektif çok azdır. Ancak özellikle Maraş kentinin yeniden imar çalışmalarının derhal başlaması nedeniyle gerçekten de çok ekonomi açısından çok ciddi bir yükselişin başlangıcı olacak. Bu bütün ekonomiyi, benzeri görülmemiş bir kalkınma hızına sürükleyecek buhar makinesi olacak.

DİSİ ve AKEL uzlaşmalı!
Çözüm ile doğal gaz arasında bir bağlantı olmadığını söyleyenleri anlayamıyorum. Âlâ, bağlantı yok. Çözüm zamanı geldiğinde de ‘Bayım, hidrokarbon buldunuz ve bu hidrokarbonları kim yönetecek derlerse ne diyeceğiz? Merkezi hükümet değil Kıbrıs Rum Federal Devleti mi? ne istiyoruz? Öteki tarafla bir çözüm çerçevesinde bir tür gevşek bir bağlantı mı yoksa uluslar arasında tanınacak merkezi devlet olduğu görüntüsü verecek merkezi bir erk mi? Onlar da Kıbrıs’ın kuzey kesiminde hidrokarbon bulurlarsa, ne diyeceğiz? Türk federal devletine ait olduğunu kabul mü edeceğiz? Belki de ondan ötesi olmadığından eminiz...

Kıbrıs’ta bölünme var ve bana sorarsanız bu bölünme çok yönlüdür. İki toplum başkanları arasında bir yemek olduğunda... Acaba milli çıkarları erozyona uğratıyorlar mı, çünkü iki kişi yemek yiyecek ve Kıbrıs sorunuyla ilgili bir konuşmaya girebilirler. E bir şeyler iyi gitmiyor diye düşünülüyor. Kamuoyunda endişe eden bir parça de var ve bu parça hükümete de bağlıdır çünkü partinin dörtte üçü şu anda hükümettedir. Öte yandan DİSİ ile AKEL arasında ezelden beri süren bir uyuşmazlık vardır. Birçok kez söyledim Kıbrıs sorununun çözülmesini istiyorsak bu iki partinin, görüşlerinin yakın olduğunu anlaması gerekir.”

Omiru açıklama yaptı
Öte yandan Rum Meclis ve EDEK Başkanı Yannakis Omiru haftalık Kathimerini gazetesine verdiği mülakatta, Kıbrıs müzakerelerinin, 2012’de bittiği zeminden başlamasına karşı olduğunu söyledi. Omiru, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in de, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Aleksander Downer’ın Kıbrıs grubu tarafından hazırlanan ve müzakerecilere 30 Nisan’da verilen görüş birlikleri ve görüş ayrılıkları belgesinin ne ara anlaşma ne de müzakereye zemin olabileceği görüşünün altını çizdi.

Çevrecilerin görüşü
Ekologlar ve Çevreciler Hareketi Milletvekili Yorgos Perdikis de Simerini’ye mülakatında 18 Haziran’da yapılacak Rum Ulusal Konsey toplantısında Kıbrıs sorunuyla ilgili, Hristofyas tarafından müzakere masasına konulan önerilerin geri çekilmesi, Konsey’in 2009 tarihli kararında ve Papadopulos-Talat Anlaşması’nın uygulanmasında ısrar edilmesini içeren bir öneri çerçevesi sunacağını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’e 30 Nisan’da iletilen 2008-2012 dönemi görüş birlikleri ve görüş ayrılıkları belgesinin Anastasiadis tarafından resmen reddedilmesi gerektiği görüşünü ortaya koyan Perdikis şunları ekledi:

“Başkan Anastasiadis’in Genel Sekreter Ban Ki Moon’a, metnini yorumlamak yerine-Downer belgesini tamamen reddedeceği bir mektup göndermesini önerdik, Konsey toplantısında önerimizi yineleyeceğiz. Benim açımdan, Kıbrıs sorununa ilişkin müzakereler BM’nin Downer tarafından temsil edilmesiyle yapılamaz. Downer’ın varlığı müzakerelere ciddi zarar veriyor.

Müzakereler sıfır zeminden başlayabilir mi diye soruyorsunuz. Gerçekten de Downer’la müzakerelerin başarı ümidi sıfırdır. Şimdi ‘sıfır zemin’ ne demektir? Tamamen sıfır olması söz konusu değildir. Müzakerelerin bakiri olamaz. Zamanların ağır ve acı tavizleri günahın önde gideni olarak işliyor. Bakir ‘sıfır zemini’ olduğuna inanmıyorum. Olabilecek (ve olması gereken) Downer belgesinin toptan reddedilmesi ve müzakerelerin, çağdaş, yaşayabilir ve temel adalet çerçevesinde çözüm anlaşmasından başlamasıdır.”

Kaynak:Kıbrıs

Bu haber toplam 722 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.