1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. ÖZERSAY: “TÜRKİYE GÖÇMENİ VATANDAŞLARIMIZA YAPILAN AYRIMCILIK SON BULABİLİR”
ÖZERSAY: “TÜRKİYE GÖÇMENİ VATANDAŞLARIMIZA YAPILAN AYRIMCILIK SON BULABİLİR”

ÖZERSAY: “TÜRKİYE GÖÇMENİ VATANDAŞLARIMIZA YAPILAN AYRIMCILIK SON BULABİLİR”

“Kıbrıslı Türkler devre dışı kalma tehlikesiyle karşı karşıya”

A+A-

 

29 Kasım’da Brüksel’de yapılan ve 11 yıl aradan sonra bir ilk olan Türkiye-AB zirvesinin etkileri gündeme bomba gibi düştü.

Özellikle Avrupa Birliği’nin Türkiye ile vardığı anlaşma gereği, Suriyeli mültecileri geri kabul etmesi karşılığında, AB’den alacağı 3 milyar Euro’luk yardımın yanı sıra Ekim 2016 tarihi itibarıyla Türk vatandaşlarına vizesiz seyahate işaret etmesi son derece dikkat çekti.

Açıklamalarda bulunan Uluslararası Hukuk Uzmanı, Eski Baş Müzakereci Prof. Dr. Kudret Özersay taraflar arasında varılan vize mutabakatında verilecek muafiyet için ‘eğer Güney Kıbrıs’ı içerecekse hem olumlu hem de olumsuz unsurlar var’ şeklinde konuştu. Özersay, Türkiye ile Güney Kıbrıs arasındaki olası ‘normalleşmenin’ Kıbrıslı Türkleri de kapsamaması durumunda Kıbrıs Türk tarafının devre dışı kalabileceği uyarısında da bulundu.

Vize muafiyetinin Güney Kıbrıs’ı da içerecek şekilde uygulanması durumunda gerek Kıbrıs Türk tarafının gerekse Türkiye yetkililerinin bunun bir fırsata dönüştürülmesi için adım atmaları gerektiğine dikkat çeken Özersay, gerekli hassasiyet gösterilmezse bu fırsatları kullanmak bir yana Kıbrıslı Türklerin bütnen devre dışı kalacakları bir resmin de ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. Özersay Kıbrıs Türk yetkililerinin Türkiye’yi hem olumlu hem de olumsuz unsurlar ve tehlikeler konusunda uyarması ve yönlendirmesi gerektiğine de dikkat çekti.

açıklamalarda bulunan Uluslararası Hukuk Uzmanı, Eski Baş Müzakereci Prof. Dr. Kudret Özersay taraflar arasında varılan vize mutabakatında verilecek muafiyet için ‘eğer Güney Kıbrıs’ı içerecekse hem olumlu hem de olumsuz unsurlar var’ şeklinde konuştu. Özersay, Türkiye ile Güney Kıbrıs arasındaki olası ‘normalleşmenin’ Kıbrıslı Türkleri de kapsamaması durumunda Kıbrıs Türk tarafının devre dışı kalabileceği uyarısında da bulundu.

Vize muafiyetinin Güney Kıbrıs’ı da içerecek şekilde uygulanması durumunda gerek Kıbrıs Türk tarafının gerekse Türkiye yetkililerinin bunun bir fırsata dönüştürülmesi için adım atmaları gerektiğine dikkat çeken Özersay, gerekli hassasiyet gösterilmezse bu fırsatları kullanmak bir yana Kıbrıslı Türklerin bütnen devre dışı kalacakları bir resmin de ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. Özersay Kıbrıs Türk yetkililerinin Türkiye’yi hem olumlu hem de olumsuz unsurlar ve tehlikeler konusunda uyarması ve yönlendirmesi gerektiğine de dikkat çekti.

Özersay “normal şartlarda vize muafiyeti söz konusu olduğunda Schengen üyesi olan AB ülkelerine vizesiz gidilebilir. Ancak Güney Kıbrıs, Bulgaristan ve Hırvatistan gibi üyeler Schengen’e üye olmamakla birlikte AB vize politikalarına dahil olduklarından bu vize muafiyetine olağan olarak uymak durumunda kalacaklardır. Yalnız Pazar gün yapılan zirve toplantısında bu konuda Güney Kıbrıs için özel bir muafiyet yaratıldı mı, bir rezerv, bir şerh düşüldü mü onu henüz bilemiyoruz” diye ifadeler kullanırken gözden kaçırılmaması gereken iki önemli hususa parmak bastı.

“Vizesiz giriş bazı durumlarda zaten uygulanıyor”

Özersay “bunlardan ilki Türk vatandaşları için öngörülen vize muafiyetinin bir hak değil, Türkiye tarafından belirli şartlar yerine getirildiğinde ve özellikle de bu şartlar devam ettiği sürece kullanılabilecek olan bir imkân olmasıdır. Bu şartlar, pek çok geri kabul antlaşmasında olduğu gibi esasen pasaportların çipli olması ve benzeri teknik ve idari sorumluluklarla ilgilidir ve sanırım bunları yerine getirmek konusunda Türkiye’ye herhangi bir sıkıntı yaratmayacaktır. Öte yandan Pazar gün sonuçlandırılan siyasi uzlaşıdan kaynaklanan başka bazı yükümlülükler de var.

Esasen Türkiye’de bulunan göçmenler ile AB’ye giren ve Türkiye’ye geri kabul edilmesi gereken göçmenler konusunda yaratılan yükümlülükler var. İşte bunların yerine getirilmesinde Türkiye’nin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğine karar verecek olan AB olacak. Yani vize muafiyeti otomatiğe bağlanmış bir şey olmaktan ziyade önümüzdeki dönemde netleşecek bir şey gibi görünüyor. Aslında Avurpa Toplulukları Adalet Divanı’nın bir süre önce almış olduğu bir karar neticesinde AB’ye Türk vatandaşlarının belirli sınırlı amaçlar söz konusu olduğunda (sanat, akademi, iş-yatırım) vizesiz şekilde girişi mümkün kılınmıştı. Şimdi bu yeni uygulama hayata geçerse bu kez Türk vatandaşları arasında ayrım yapılmaksızın bu uygulama hayata geçebilecek” diye konuştu.

“Türkiye göçmeni vatandaşlarımıza yapılan ayrımcılık son bulabilir”

Özersay “ikinci önemli husus ise, Türk vatandaşlarının vizesiz AB topraklarına girişinin Güney Kıbrıs’ı da kapsamasıyla ilgilidir. Burada Kıbrıslı Türkler açısından sorgulanması gereken, netleştirilmesi gereken unsurlar var. Örneğin KKTC’de bulunan ve hem TC hem de KKTC vatandaşlığını taşıyan, çifte uyruklu vatandaşlarımız bu durumda KKTC’den doğrudan Güney Kıbrıs’a geçebilecekler mi? Bugüne değin Güney Kıbrıs bu konuda bir ayrımcılık yapıyordu biliyorsunuz. Sadece 1974 öncesi Kıbrıs kökenli olanlarla evlenenler ya da onların çocuklarına özel bir geçiş izni verirken diğer vatandaşlarımıza güneye geçiş izni vermiyordu.

Şimdi vize muafiyeti uzlaşısı Güney Kıbrıs’a da uygulanacaksa, o zaman Kıbrıs Rum tarafı özellikel Hala Sultan’a ibadet maksatlı geçişlerle çok az da olsa esnettiği uygulamasını bütünen ortadan kaldırmak zorunda kalabilir. Bu da özellikle bu uygulama nedeniyle kendisini dışlanmış, ötekileştirilmiş hisseden Türkye göçmeni vatandaşlarımız açısından olumlu bir gelişme olabilecektir. Örneğin geçmişte Bulgaristan’daki baskıcı rejimden kaçan ve ülkemize gelerek yerleşip KKTC vatandaşı olan Bulgaristan vatandaşı Türkler vardı. Bu vatandaşlarımız Bulgaristan AB’ye tam üye olduktan sonra yeşil hat üzerinden güney Kıbrıs’a geçmeye başlamışlardı. Rum tarafı bunu geçmişte engellemiş olmasına rağmen bu uygulama artık kalktı, kapılar açıldı. Aynı durumun Türkiye göçmeni vatandaşlarımız açısından da yaşanıp yaşanmayacağını yakında anlayacağız sanırım.

Yani yeşil hat tüzüğüne göre Güney Kıbrıs’a giriş için gerekli vizeye sahip olanların yeşil hat üzerinden güneye geçmelerine izin vermek normal şartlarda AB hukuku gereği Güney Kıbrıs’ın yükümlülüğüdür. Yalnız Kıbrıs Rum liderliği “kamu güvenliği” ya da “ülkeye yasa dışı yoldan giriş” gibi gerekçelerle bunu yapmaktan geri durur mu bunu yakında anlayacağız. Aslında Türkiye yetkililerinin AB zirvesi sırasında bunu da netleştirmeleri gerekirdi. Zirve sırasında bu konular görşüldü mü, bu konuda özel bir rezerv konuldu mu yakında ortaya çıkacaktır. İşte tam da bu açılardan bizim de geleceğimizi, vatandaşlarımızın geleceğini yakından ilgilendiren konularda oralarda Kıbrıslı Türklerin de olması gerekli ve önemlidir. En azından temsiliyet mümkün olamıyorsa dahi Türkiye yetkililerini bizim liderliğmizin ve Dışişleri Bakanlığımızın ikaz etmesi gerekir diye düşünüyorum” şeklinde değerlendirmelerde bulundu.

“Türk İş İnsanları daha çok ticaret yapabilecek”

Uygulanacak vize muafiyetinin getireceği fırsatlardan birinin de daha çok ticaret yapabilmek olduğunu belirten Özersay, turizm sektörünün de bu gelişmeden olumluy etkilenmesinin bir diğer olasılık olduğunu kaydetti.

Özersay “bana göre bu uzlaşının bir diğer önemli yanı daha var. Vize muafiyeti Güney Kıbrıs’ı da içeriyorsa, yani bu konuda özel bir düzenleme yapıp şerh düşülmemişse, o zaman Türk iş insanlarının Kıbrıs Rum tarafında çok daha yoğun iş yapma imkanına sahip olacaklarını, turistik amaçlarla orayı ziyaret edeceklerini öngörüyorum.

Bu gelişme Kıbrıs Rum tarafını ürkütür mü bilemiyorum ama Kıbrıs’ta birtakım fırsatlar yaratacağı aşikardır. Örneğin görevde olduğum dönemde adanın her iki yanını ziyaret şeklinde ortak turistik faaliyetler yapılsın dediğimizde Rum tarafının bazı tereddütleri olmuştu. Oysa Türk turistlerin güneyi de ziyaret edebilecek olmaları bazı açılardan bütünlüklü ve her iki tarafın ekonomisine katkı yapacak bir durum ortaya çıkarabilir. Yalnız tüm bunlar yetkililerimizin neyi ne kadar istedikleri ve ne kadar çaba gösterdikleriyle de ilgili. Sürekli bu konuların aktif takipçisi olunmalı diye düşünüyorum” diye konuştu.

“Yetkililerimiz Türkiye’yi yönlendirmeli ve uyarmalı”

Pazar günü yapılan zirveden sonra ortaya çıkan durumun sanki de Kıbrıslı Türklerin devre dışı kaldığına yönelik bazı semptomları gözlemenin de mümkün olduğunu vurgulayan Özersay, bu noktada Kıbrıs Türk liderliğine büyük görev ve sorumluluklar düştüğünü belirtti.

Özersay “öte yandan vize muafiyetini de içeren bu uzlaşı, diplomatik olarak Türkiye ile Avrupa Birliği arasında var olan ilişkilerin ve Kıbrıs’ın rolünün niteliğinde bir değişikliğe de işaret ediyor. Her şeyden önce örneğin bir Ankara Antlaşması’nın Ek Protokolü söz konusu olduğunda Türkiye tarafından Güney Kıbrıs konusunda gösterilen hassasiyetin geri kabul antlaşması konusunda pek hissedilmediğini gözlemlemek mümkün.

Bu son uzlaşıda Güney Kıbrıs’ın da Türkiye tarafından özel bir şerh düşülmeksizin AB üyesi muamele görmesi dikkate değer bir farktır. Türkiye, kısa süre önce AB tarafından bir şart olarak ortaya konulan Rum idaresindeki “Kıbrıs Cumhuriyeti” ile ilişkilerini normalleştirmeye bir adım daha yaklaşıyor, bunun bir sonraki adımı limanların açılması baskısı olur diye düşünüyorum. İşte bu noktada Kıbrıs Türk liderliğine büyük bir görev düşüyor. Bu türden bir “normalleşmenin” mümkün olmadığını, normalleşmenin tüm ilgili tarafları içerecek şekilde yapılması gerektiğini hem Türkiye’ye anlatmak ve Türkiye’yi bu yönde tutum geliştirmeye ikna etmek hem de diğer uluslararası aktörlerin dikkatine bu durumu getirmek bizim yetkililerimize düşen bir görevdir. Limanların açılması, Kıbrıs Türk limanlarını da içerdiği takdirde mümkün olmalıdır. Bir başka ifadeyle güney ile Türkiye arasında doğrudan ticaretin başlaması ancak KKTC’nin Avrupa ile doğrudan ticaretinin mümkün kılınmasıyla devreye sokulmalıdır. Türkiye’ye bu hususlarda Kıbrıs Türkünün ihtiyaç ve hassasiyetleri doğru anlatılmalıdır diye düşünüyorum” şeklinde ifadelerde bulundu.

“Kıbrıslı Türkler devre dışı kalma tehlikesiyle karşı karşıya”

Eski Baş Müzakereci, Türkiye’nin Güneye normal bir devlet muamelesi yapmasının ve Kıbrıs sorunu sanki de ortada yokmuş gibi davranmasının kendisini endişeye sürüklediğini de vurgulayarak, Türkiye ile Güney Kıbrıs arasındaki bu normalleşmenin tek taraflı olmasının “Kıbrıslı Türkler devre dışı kalma tehlikesiyle karşı karşıya” bırakacağını kaydetti.

Özersay “dikkat ederseniz şu anda atılan adımlar ve Türkiye- AB arasında çizilen takvimli yol haritası, adeta Kıbrıs sorunu ortada yokmuş gibi bir kurguyla hazırlanmıştır. Üstelik tüm üye devletlere yapılan vurgu da Güney Kıbrıs'ın normal bir üye devlet muamelesinin Türkiye tarafından kabulü anlamına gelecek ifadeler ve açıklamalar ortadadır. Tüm ilgili taraflarca memnuniyetle karşılanan bu açıklama ve belge nedeniyle bu uyarıları yapma ihtiyacı hissediyorum” şeklinde ifadeler kullandı.

“Normalleşme” Tek Taraflı Olmamalı

Türkiye ile Güney Kıbrıs’ın ilişkilerini normalleştirme yoluna gitmesi durumunda “Kıbrıslı Türkler için atılacak adıma karşı Kıbrıslı Rumlar için adım atma yaklaşımı esas alınmalıdır” şeklinde konuşan Özersay “Atalet halinden çıkmaz, Türkiye’yi doğru yönlendirmezsek Kıbrıslı Türkler devre dışı kalır, bir aktör olmaktan çıkar” dedi.

Özersay açıklamasının devamında şunları söyledi;

“Türkiye bu yolu yürürken eskiden Kıbrıs çözümünde "Kıbrıslı Türkleri teşvik" benzeri bir yaklaşımla AB’ye karşı bir nevi pazarlık kartını kullanıyordu. Öyle anlaşılıyor ki bundan sonra AB süreci ilerlesin diye Kıbrıslı Rumlar ile ilişkileri normalleştirme yönünde adımlar atılması için Türkiye’nin üzerine gidilecek. Türkiye AB sürecini ileriye götürmek için Güney Kıbrıs ile ilişkilerini “normalleştirme” seyrine girerse işte o durumda Kıbrıslı Türklerin bütünen devre dışı kalması durumu ortaya çıkabilecektir. Tehlike tam da bu noktadadır. Bu da nereye kadar gider bilemem. Bence Kıbrıs Türk liderliğinin görevi Türkiye’yi bu konularda uyarmak ve yönlendirmek olmalıdır. Kıbrıslı Türkler için atılacak adıma karşı Kıbrıslı Rumlar için adım atma yaklaşımı esas alınmalıdır. Aksi halde bizim esamemiz okunmaz. Liderliğimizin Türkiye ile şimdiye kadar bu konuyu en az on defa konuşmuş, anlatmış olması, Kıbrıs Türk tarafını temsil eden isimlerin de Brüksel’de bizim pozisyonumuzu ve hassasiyetlerimizi izah etmiş olması gerekirdi. Umarım bundan sonra yapılır. Kıbrıslı Rumların tek bir devletten, yani Türkiye’den kaynaklanan izolasyonları aşınma sürecine girmeye başladı sanki ama bizim yaşadığımız izolasyonların hesabını soran, takibini yapan pek kalmadı gibi bir görüntü var. Benim görebildiğim resim budur. Atalet halinden çıkmaz, Türkiye’yi doğru yönlendirmezsek Kıbrıslı Türkler devre dışı kalır, bir aktör olmaktan çıkar.”

Kıbrıs Postası

 

Bu haber toplam 662 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.