1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. ‘SİZİN GİBİ İKİ TANE İTİ Mİ YOLA GETİREMEYECEĞİM”
‘SİZİN GİBİ İKİ TANE İTİ Mİ YOLA GETİREMEYECEĞİM”

‘SİZİN GİBİ İKİ TANE İTİ Mİ YOLA GETİREMEYECEĞİM”

Başkan’dan küfür ve tehdit!

A+A-

 

Telefon görüşmelerinde Erdoğan Ünlücan’a, “Sizin kitabınızı ….cem. Size Esentepe’yi dar edeceğim. Bir daha yazı yazmayacaksınız. Eğer yazarsanız size gününüzü göstereceğim. Sizin gibi iki tane iti mi yola getiremeyeceğim” diyor.

Gazetemize konuşan Belediye Başkanı Erdoğan, “Sadece ‘Sizin gibi iki tane iti mi yola getiremeyeceğim” dedim. Başka bir hakarette bulunmadım” iddiasında bulundu.

Esentepe Belediye Başkanı Cemal Erdoğan’ın şahsi nedenlerle kendisine her türlü zorluğu çıkardığını, Erdoğan’nın kendisine ve ailesine sözlü tacizlerde bulunarak tehdit ettiğini iddia eden Esentepe’de öğretmenlik yapan Çimen Ünlücan, yaşadığı sıkıntıları kaleme alarak gazetemize gönderdi. Dün, gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Kartal Harman’ın köşesinde “Okuyucu Mektubu” olarak yayımlanan yazıyı okuyan vatandaşlar, “Herkesin makamının ağırlığını bilmesi lazım. Kimsenin kimseye küfür ve tehdit etmeye hakkı yok” derken, hakkında yapılan şikâyetlerle ilgili görüşlerini aldığımız Erdoğan ise, “Sadece ‘sizin gibi iki tane iti mi yola getiremeyeceğim’ dedim” iddiasında bulundu.

 

“Facebook’ta küçük düşürücü yazılar yazdılar”

Esentepe Belediye Başkanı Cemal Erdoğan, Çimen Ünlücan’ın Esentepe’de bir restoranı olduğunu ve bu restoranın tabelasıyla ilgili bir sıkıntı yaşadıklarını söyledi. Söz konusu tabelanın anayoldan geçen araçların görüş açısını kapattığını ifade eden Erdoğan, Karayolları Dairesi’nin bölgede inceleme yaptığını ve tabelanın sökülmesi yönünde görüş bildirdiğini aktardı.

İlgili şahıslara belediye tarafından resmi bir yazı gönderildiğini ve ilgili şahısların tabelayı sökmemesi nedeniyle Belediye’nin tabelayı bulunduğu yerden söktüğünü anlatan Cemal Erdoğan, tabelanın sökülmesinin ardından Çiğdem Ünlücan, Sinan Ünlücan ve İlke Ünlücan’ın sosyal paylaşım sitesi olan Facebook’da şahsı adına ağza alınamayacak yorumlar yaptığını, ailesini ve kendini küçük düşürücü yazılar yazdıklarını ileri sürdü. Esentepe Belediye Başkanı Cemal Erdoğan, yaşanan bu olayların üzerine İlke Ünlücan’ı telefoniyen aradığını ve “Sizin gibi iki tane iti mi yola getiremeyeceğim” sözünü söylediğini anlatarak, başka bir hakarette bulunmadığını iddia etti.

“Sizi çok kötü yapacağım”

Cemal Erdoğan, İlke Ünlücan ile hakaret ve tehditler içeren telefon görüşmesinde, “Siz kim siniz be. Benim hakkımda ve belediyenin hakkında yazılar yazıyorsunuz. Sizin kitabınızı ….cem. Size Esentepe’yi dar edeceğim. Bir daha yazı yazmayacaksınız. Eğer yazarsanız size gününüzü göstereceğim. Sizin gibi iki tane iti mi yola getiremeyeceğim. Sizi çok kötü yapacağım. Şimdi dar dur ediyorsunuz, ama Çimen’i da seni da çok kötü yapacağım. Siz öyle bir itsiniz onun içinde. Bugünden sonra yazı yazarsanız Cemal Erdoğan olarak sizi pişman edeceğim. Sizi babanız boşuna okuttu. Babanızın sizi okuttuğu paralara yazıklar olsun. Eğer yazı yazmaya devam ederseniz sizin için hiç iyi olmayacak” sözlerini sarf ediyor.

Çiğdem Ünlücan, Sinan Ünlücan ve İlke Ünlücan’ın yazdığı yazı şöyle:

“29 Haziran seçimleri ile Esentepe Belediye Başkanı seçilen zat, ben ve ailemle (nedenini bilmediğim) kendince var olan özel sorunlarını kamu görevine taşıdı.

Aylardır her anlamda bizlere zorluklar çıkarmakta, bizi olabildiğince sözlü ve fiili olarak rencide etmeye çalışmaktadır. Esentepe halkının çoğunluğu da bunu bilmektedir. Ancak, “bize dokunmayan yılan bin yaşasın” zihniyetine sahip olan toplumsal yapı, elbette ki buraya da sirayet etmiş ve olaylar tüm çıplaklığı ve gerçekliği ile ortada durduğu halde kimse hiçbir şekilde ses çıkartmamış, hatta ve hatta onun ağzından onu haklı dahi çıkarmaya çalışmışlardır.

Ama onlar da haklı, zaten onu oraya getiren de onlar değil miydi ki?... Kısa sürede kendini “Padişah” ilan edebileceğini nereden bilebileceklerdi ki. Ancak, zaman ilerliyor ve yavaş yavaş onlar da gerçeği görmeye başlıyorlar ya da kısa bir zaman sonra görmeye başlayacaklar.

Olayın son raddesi iki gün önce yaşandı; belediye başkanı olan zat (46), yeğenim İlke Ünlücan’ı özel cep telefonundan arayarak, yiğitlik yapıyormuş gibi "istersen söylediklerimi kaydet" diyerek, hala demokrasiye geçiş yapamadığını, daha Monarşik sistemde yaşandığını sanarak yeğenim İlke’yi ve bizi sözlü tehdit ettiğini öğrendik.

Sosyal medyada onunla ilgili herhangi bir yazı paylaştığımız takdirde (ki bizler onunla ilgili değil, onun yönetim şekliyle ilgili eleştirel nitelikte yazılar paylaştık ve gördüğümüz her yanlışı da kendimizce yine eleştirel nitelikte paylaşmaya devam edeceğiz) bize Esentepe’yi dar edeceğini, bizi Esentepe’de yaşadığımıza pişman edeceğini, haddimizi bildireceğini, bizi Esentepe’de yaşatmayacağını, avazı çıktığı kadar bağırarak söylediğini öğrendik.

Yeğenim İlke, 24 yaşında, uluslararası ilişkilerde yüksek lisansına devam ederken, aile işletmesi restauranın işletmesini de erkek kardeşi Cemre Ünlücan ile sürdürüyor.

Daha önceki yazılarımda belirttiğim nedenlerle iki gencin rızkını gasp etmesi yetmiyormuş gibi, yedi cetti Esentepeli olan ben ve ailemi burada yaşatmamak, burayı bize dar etmek, haddimizi bildirmek, bize burayı zindan etmek ve bizi çok kötü günlerin beklediğini dile getirerek, bizlerin insan değil, “İt” olduğumuzu avazı çıktığı kadar bağırarak kendine yakışan bir üslupla ifade ettiğini öğrendik.

Ayrıca, “Esentepe’de herkesi yola getirdim sizin gibi 3 tane İt’i mi yola getiremeyeceğim” ifadelerini de kullandığını öğrendik. 
Bu yazıyı yazmamın nedeni, bize yapılan aileme ve bana yapılan hakaret, taciz ve tehdit üzerine yazmak durumunda kaldım.

Ve diyorum ki, “Eyyyy belediye başkanı olan zat, sen bize sadece daha önce verdiğin gibi maddi zarar verebilirsin. Kişilik ve onurumuzu zedeleyemezsin. Biz, kişiliğimiz, onurumuz, adalet anlayışımız ve demokratik görüşümüzle varız ve var olmaya da devam edeceğiz, cebimizdeki parayla değil. Eğer bir şikâyetin varsa, bizim yapacağımız gibi, bizlerle ilgili hukuksal anlamda hakkını ararsın, sözlü tehdit yolu ile değil. Demokratik bir ülkede yaşadığımız gerçeği var. Monarşi ile yönetilmiyoruz, hatırlatmak istedim.” 
24 yaşındaki bir gence telefon açıp ona ve ailesine ilettiğin tehdit, taciz ve hakaretler senin acizliğini gösterir, gücünü değil, hala bunun farkında bile değilsin, ne yazık ki.

“Bizlerin okuduğunu ama bir şey olamadığımızı” ifade ederken, telefon konuşmasının bir bölümünde, aslında aramızdaki farkı da ortaya koydun, kendi yaptığın, yapıyor olduğun ve yapacaklarınla. 
 

Not: Bir ülkeye veya bir bölgeye yönetici olan kişi; uzlaşıcı, barışçı, toparlayıcı, bütünleyici, adil, yapıcı, şeffaf olmalı, “biz” duygusuyla hareket edebilmeli ve hizmet vermek için geldiğini unutmamalıdır. Tam tersine, bölücü, insanları birbirine düşürücü, toplumu bitaraf olmak zorunda bırakan, “ben” duygusu ve egolarıyla hareket eden ve yıkıcı olmamalıdır…”

Haberal Kıbrıslı

 

Bu haber toplam 882 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.