1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. SÜTTE TEHLİKE!
SÜTTE TEHLİKE!

SÜTTE TEHLİKE!

Sütte UHT tehlikesi

A+A-

 

Kıbrıs Postası'ndan Meryem Ekinci'nin haberine göre, Raf ömrü uzun süt elde etmek için “buhar yoluyla yüksek derecede ısıtılıp vakum yoluyla soğutularak” bir tür sterilize işleme tabi tutulan UHT sütlerin, özellikle çocuklar için astım ve alerji riskine neden olduğu belirtiliyor...

Raf ömrü uzun süt elde etmek için “buhar yoluyla yüksek derecede ısıtılıp vakum yoluyla soğutularak” sterilize işleme tabi tutulan UHT sütler, özellikle çocuklar için astım ve alerji riskine neden olduğu belirtiliyor...

 

Ülkemizde Tabipler Birliği’ne bağlı olarak çalışan tıp doktorları, UHT sistemiyle elde edilen süt konusunda hemfikir. UHT sisteminin sütün içeriğindeki vitaminleri yok ettiğini ve proteinleri değiştirdiğini ifade eden doktorlar, uzun süreli UHT süt tüketiminin ileride astım, alerji, obezite ve diyabet gibi hastalıklara yol açabileceği konusunda dünyada ortaya konulan bazı savlara dikkati çektiler.

Kıbrıs Postası’na konuşan tıp doktorları özellikle 2 yaşına dek çocukların UHT sistemle üretilen sütleri tüketmelerini önermiyor. 4 tıp doktorundan 3’ünün önerisi formül sütten sonra günlük pastorize süt tüketilmesi. Günlük süt konusunda da bazı sakıncalara dikkati çeken doktorlar, ülkemizdeki sütün mikrobik yapısı konusunda da bazı çekinceler ortaya koydular.

Dr. Gardiyanoğlu: “UHT sütle beslenen çocukların savunma sistemi aşırı uyarılıyor”

Serbest Çalışan Hekimler Birliği Başkanı ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Remzi Gardiyanoğlu, çocukların gelişiminde sütün önemi üzerinde durarak, 2 yaşına dek tüm çocuklar için, anne sütünün yetersiz olması durumunda formül süt tüketimini önerdiklerinin altını çizdi.

Dr. Gardiyanoğlu, “Mümkünse 2 yaşından önce inek sütüne geçmeyi önermiyoruz. Anne sütü alabildiğimiz kadar alalım. Anne sütü kalmadığında ise toz süt olarak bilinen formül süte geçelim” dedi.

Dr. Gardiyanoğlu, UHT sistemiyle elde edilen sütün içeriğinde, faydalı canlı organizmalar bulunmadığını vurgulayarak, “UHT süt yüksek ısıda pastorize edilen süttür. 3-4 ay bozulmadan kalıyor. Bu kadar yüksek ısıya maruz kalan sütün içinde bizim için faydalı olan canlı mikroorganizmalar da ölüyor. Bu kadar yüksek ısıda sütü sterilize ettiğimizde protein yapısı değişebiliyor. İleride çocukların savunma sistemini aşırı uyarıyor. Bu nedenle de bunlar kesin gösterilememekle birlikte, bu sütle uzun süre beslenen çocuklarda diyabet, astım ve obezite gibi hastalıkların daha sık görüldüğü belirtiliyor” şeklinde konuştu.

Doğal değilse hayır

Dr. Gardiyanoğlu, süt yerine yoğurt tüketiminin bir alternatif olup olmadığının sorulması üzerine ise, sindirimi daha kolay olan yoğurdun tüketilebileceğini ancak doğal olmayan hiçbir gıda maddesinin tüketimini önermediklerinin altını çizdi.

Kaner hastalığı ile beslenme arasındaki bağlantıya da dikkati çeken Dr. Gardiyanoğlu şöyle konuştu:

“Evet yoğurt tüketelim. Ama fabrikasyon kaynaklı yoğurdun da sağlıklı olduğunu nasıl iddia edeceğiz? Herhalde bu durumda hem sütü hem de yoğurdu bulabildiğimiz doğal kaynaklardan bulup, gerekli sterilizasyonu yaptıktan sonra günlük tüketmek daha önemli. Kanser hastalıkları arttığından ve beslenmeyle ilişkili olduğundan, ömrü uzun gıdaları tüketmeyelim.”

Dr. Hüseyin Köksoy: “Süt konusu hakikatten problem”

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Uzmanı Dr. Hüseyin Köksoy da, süt konusunun çok yönlü bir konu olduğunu ifade ederek, öncelikle çocuklara 2 yaşına dek UHT sistemiyle üretilen süt önermediklerini vurguladı.

Beslenme konusunda sıkıntılar üzerinde duran ve raf ömrü uzun olan hiçbir gıdanın, çocukların tüketimine sunulmaması gerektiğini ifade eden Dr. Köksoy, günlük pastorize süt olarak lanse edilen sütlerin, 4 gün süreyle nasıl tazeliğini koruyabildiğini de sordu.

Dr. Köksoy şöyle konuştu: “Biz zaten 2 yaşına kadar UHT süt vermiyoruz. Hazır formül sütlerden veriyoruz. Toz süt. Alerji yönünden inek sütü ilk sırada, sindirimi çok da kolay değil. Günlük süt tüketmeli. 1 ay rafta olan şeyi çocuğa vermek çok doğru şeyler değil. Doğal olan her şeyi tüketmeye çalışmalıyız. Tavuklar, etler, sebze, meyve...Memlekete giren ilacın haddi hesabı yok. Herkes biliyor bunları. Söz geçiremiyoruz. Çocuklar 8-9 yaşında adet görmeye başlıyor. Bir dur demek lazım. Günlük diye çıkan süt, 4 gün nasıl dayanır? Katkı maddesi olması lazım. Süt konusu hakikatten problem.”

Dr. Cemal Mert: “UHT yerine kısa ömürlü pastörize süt”

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cemal Mert’de, Kıbrıs Postası’na konuşan diğer çocuk doktorları gibi, çocuklara 2 yaşına dek formül süt verilmesini önerdi.

2 yaşından sonra ise çocuklara UHT sistemiyle üretilen süt yerine, tüketim süresi 3 ila 4 günle sınırlı olan günlük pastörize süt verilmesini öneren Dr. Cemal Mert, UHT sistemiyle üretilen sütlerin yarattığı sakıncaları da değerlendirdi.

Doğal olması kaydıyla yoğurt tüketilmesini de tavsiye eden Dr. Cemal Mert, şöyle konuştu:

“UHT sütlerle ilgili olarak, işlem esnasında sütün protein yapısının bozulduğuna dair iddialar var ama gıda mühendisleri bunu kabul etmiyor. Sütteki protein yapısını bozduğu ve besin değerini düşürdüğü iddia ediliyor. Bu şu demektir; siz süt içtiğinizi zannediyorsunuz ama sütten almanız gereken protein ve kalsiyumu alamıyorsunuz. Uzun süre içtiğiniz halde gerekli protein ve kalsiyumu alamadığınız için kalp, kemik ve diş yapınızda, vücudunuzdaki diğer organlarda yetersiz beslenme bulguları ortaya çıkıyor.

Günlük yoğurt ya küçük atölyelerde yapılan fabrikasyon olmayan sütle, eski usul üretilen yoğurt varsa tüketsinler. Çok çok iyi besindir. Sütten daha faydalı olduğu kesin.”

“Devlet desteklerse organik üretim gelişecek”

Dr. Mert, ülkemizdeki içme sütünün mikrobik özelliği nedeniyle UHT sisteminin kullanıldığı üzerinde de durarak, tarımdan sorumlu bakanlığın hijyenik süt elde edilerek, kısa sürede tüketilebilecek patorize süt sistemine geçilmesini sağlaması gerektiğini kaydetti.

Organik beslenmenin önemi üzerinde duran ve bunun ancak tüketicinin talebi ve devletin desteğiyle gelişebileceğini vurgulayan Dr. Cemal Mert, şöyle konuştu:

“Uzun vadede devletin önlem alarak UHT sisteminden çıkmaya yönlendirmesi lazım. Organik, doğal beslenme için şansımız da var. Çiftliklere ve köylere ulaşabiliyoruz. Bu iş hem tüketici hem de devlet desteklerse gelişecek.”

Dr. Saltuk Aytaçoğlu: “UHT süt hiç seçenek”

Güvenli Gıda ve Sağlıklı Yaşam Derneği Başkanı Dr. Saltuk Aytaçoğlu ise, UHT sisteminin ve süt konusunun dünyada çok ciddi tartışılan bir konu olduğuna dikkati çekerek, UHT sistemiyle üretilen sütün hiçbir şekilde seçenek olmadığını savundu.

30 yılı aşkın bir süredir gıda konusunda çalışmalar yürttüğünü vurgulayan Dr. Aytaçoğlu, sütün başta alerji olmak üzere yaratabileceği riskler üzerinde durarak, “En basitinden alerjik olaylar veya sütün enzimlerinin bozulması nedeniyle doktorların ilk yasakladığı süt oluyor. Neden? Bunu sormak lazım” dedi.

UHT sütü “hiç seçenek” olarak nitelendiren Dr. Aytaçoğlu,

“Günlük süt olup olmadığı da kuşkulu”

“Ülkedeki günlük sütlerin günlük süt olup olmadığı da kuşkulu. Eğer siz internasyonel teknik 15 dakika ise siz onu 1 saate çıkarırsanız ve olması gereken ısı 65 iken 75-80 de 1 saat tutarsanız, UHT yapmadınız ama sütü gene dasrmadfığın ettiniz. Bu günlük süt değil.”

“En basitinden alerji”

“Ben sütün içilebilir hale getirilebilemsi için mikrobik özelliklerinden bahsediyorum. Formülü bozunca enzimler paramparça hale geliyor. Sütün kimyasal yapısıyla oynuyoruz. Bunun sonucunda antijenik rahatsızlıklar ortaya çıkıyor. En basitinden alerjik olaylar veya sütün enzimlerinin bozulması nedeniyle doktorların ilk yasakladığı süt oluyor. İlk yaskaladıkları sütle yumurtadır. Neden? Bunu sormak lazım?

“Sistem çöker”

Ülkemizde UHT sisteminden günlük pastorize süt sistemine geçilmesinin ise bugün için imkansız olduğunu savunan Dr. Aytaçoğlu, mikrobik açıdan üretilen sütün günlük pastorize süte geçilmesini olanaklı kılmadığını iddia etti.

Dr. Aytaçoğlu, “UHT’den geçişi talep etmiyorum. Bu mümkün değil. Bu UHT’yi durumak için çaba sarfetmeyin. Sistem çöker. Sütünüzün yüzde 50 sini çöpe atmak zorunda kalırsanız, sisteminiz çöker” dedi.

“Mikrobik özellikleri uygun değil”

Dr. Aytaçoğlu, ülkemizde üretilen sütlerin mikrobik özelliklerinin standart üstü olması nedeniyle, günlük pastorize süt sistemine geçilemeyeceğini savunarak, başta hayvan sağlığı ve beslenmesi olmak üzere, tüm sistemin yeniden düzenlenmesi gerektiğini kaydetti.

Önemli değerlendirmelerde ve önerilerde bulunan Dr. Aytaçoğlu, şöyle konuştu:

“Siz UHT’yi bırakır da riski düşük pastörizasyona dönerseniz, Kıbrıs’taki süt kalitesiyle, duyduğunuz pastörizasyon sistemini kuramazsınız. Onu yapamazsınız. Onu yapabilmeniz için sütün asgari standartizasyonu olmalı, bu da bizde yoktur.

Bu sadece ama sadece mikrobik kalitesiyle alakalıdır. Diğer problemlere hiç girmiyorum. Bizim ülkemizdeki sütlerin mikrobik özellikleri, standartların üstünde olduğu için, riski düşük pastörze sistemde uygularsanız, çok çabuk bozulur ve yeteri kadar pastorize olmazlar.

Düşük pastörizasyon belli standardın üzerindeki sütlerin istenilen seviyeye getirilmesinde yeterli olmuyor. O nedenle UHT’ye geçiliyor.”

“Hayvancılık sektörünü düzenlemeleri gerekiyor”

Tüm sistemi düzeltmeniz gerekiyor. Hayvancılık sektörünü düzenlemeleri gerekiyor. Önce size pastörizasyondan yüksek verim elde edebileceğiniz bir süt vermeleri lazım ki, günlük süt halinde olabildiğince az işlemden geçirerek kullanabilesiniz.

İstesek bile bütün ülkede UHT’yi kaldırıp opastorizasyona dönemeyiz. Keşke olsa. Ben yaklaşık 30 yıldır bu işin içindeyim. Şu an istesek bunu yapamayız. Ama ne yapabiliriz. Bunu kabul edip bütün sektörlerin hep birlikte takım oyunu gibi uyum içerisinde yatırımlarını ve değişimlerini sağlayarak, buraya doğru en kısa zamanda gidebiliriz.

Üretim, çiftliklerden başlıyor. Sütün belli kaliteden çıkması lazım. İkincisi fabrikasyon sistemi. Ki en hazır olan bu sistemdir. İşin en kolay kısmıdır. Esas olay bunun çiftlik kısmıdır. Lütfen gidin Veteriner Dairesi’ne sorun. Biz doğal süt içmek istiyoruz. Çiğ süt alıp içmek istiyoruz deyin. Size diyecekler ki sakın ha içmeyin. İltihapsız çıkıyorsa neden içemiyoruz?. Bunun yanıtını verdiği anda benim konuşmama gerek yok zaten. Neden kaynatmadan içemiyorum? Hayvan sağlığımız yükseldikçe, biz de pastörizeye geçip daha büyük risklerden korunabiliriz.”

Ercan Sınay: “Sistem kontrol altında”

Gıda, Tarım ve Enerji Bakanlığı Müsteşar Vekili Ercan Sınay ise, UHT sistemiyle üretilen sütlerin de günlük pastörize sütlerin de sıkı denetim, kontrol ve tahlilden geçtiğini, sistemin kontrol altında olduğunu ifade ederek, sütlerin iddiaların aksine uygun mikrobik standartlarda olduğunu kaydetti.

Ülkede günde 3.5 ton pastörize süt, 60 ton da UHT süt üretimi olduğunu ifade eden Ercan Sınay, bakanlığın izlenebilir bir sistemle tüm sütleri kontrol ettiğini belirtti.

Günlük patörize süt ve UHT sistemiyle üretilen süt konusunda, üreticilerin talebi karşılayacak kapasitede olduğunu da vurgulayan Sınay, çiğ sütün ise tavsiye edilmediğini söyledi.

Kemal Öztürk: “Kaliteli içme sütü üretiyoruz”

Gıda, Tarım ve enerji Bakanlığı Danışmanı Kemal Öztürk de, öncelikle sütün kalitesi ve denetimler konusunda bilgi verdi.

Ülkede üretilen sütün yüzde 80’inin soğuk zincir sistemiyle toplandığını ve her üreticiden anında numuna alınarak analiz edildiğini ifade eden Kemal Öztürk, sütte standart kabul edilen bakteri sayısının 1 mililitrede 100 binin altında olarak saptandığını ve ülkedeki sütün söz konusu standarta yaklaştığını söyledi.

Öztürk, retilen sütün mikrobik açıdan dünya standardını karşılamadığına yönelik görüşlerin ne derece doğru olduğunun sorulması üzerine ise, “Öyle bir iddia yanlıştır. Günde 400 ton süt üretiyoruz. Bunun ancak 60 tonu içme sütüdür. Gerisi kaşardır, hellimdir onlarda kullanılır. Uzun ömürlü süte verilecek süt en kalitelisi olur. UHT ve pastörize süt için daha hassasiyetle baklılır. Bizim iddiamız, kaliteli içme sütü üretiyoruz” dedi.

“UHT’de bazı vitaminler eriyor”

Öztürk, UHT sisteminde yüksek ısıya maruz kalınmasından dolayı sütteki vitaminlerin yok olduğunun bilinen bir gewrçek olduğunu da ifade ederek, sütteki vitamini almak isteyenlerin günlük pastorize süt içebileceğini belirtti.

Öztürk, şöyle konuştu: “UHT süt 140 derecede 4 saniye ısıtılarak, oda sıcaklığında soğutulur . İçindeki bakterilerin hepsi ölür. Sütün içeriğinde ne var? Yağ, protein, mineral, enzimler, vitaminler var. Bunların içerisinde sadece çok az miktarda vitaminler zarar görür. Günlük pastörize süt ise sıcaklık ve zaman normu yapılırken, hastalık yapan mikropların en dayanıklısı verem mikrobudur, ona uygun olarak 74 derecede ısıtılarak 1 saniye bekltilir. Burada bu mikrop ölür. Verem mikrobunun dışında bazı mikro organizmalar var, onlar sütü bozar. Bunların yüzde 99’u ölür, 1 i kalır. Erken bozmasın diye 4 derecede buzluk şartlarında soğutulur.

UHT süt yüksek dereceye dek ısıtıldığı için vitamin kaybı var. Onu almak istersam pastörize sütü tüketeceğim. Pastörize süt daha değerli mi? Evet. Ama halkımızın tüketim alışkanlıkları UHT süte yöneliktir ama pastorize süte yönelirse memnun oluruz ve sistemi entegre ederiz. Benim fabrikalarımın kapasitesi var ama talep azdır diye az üretilir. Günde 3.5 ton pastöriz süt verilir.”

 

Bu haber toplam 607 defa okunmuştur
Etiketler : , ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.