1. HABERLER

  2. YAŞAM

  3. Zihninizi Uçuracak 14 Film
Zihninizi Uçuracak 14 Film

Zihninizi Uçuracak 14 Film

Bu filmler zihninizi Uçuracak

A+A-

Dünyayı farklı bir bakış açısıyla görmenizi sağlayacak bu filmleri izlemediyseniz mutlaka izleyin. Bu filmleri tekrar tekrar izledikten sonra yeniden şarj olacak ve evrene daha sıkı bağlanacaksınız

The Theory Of Everything (Her Şeyin Teorisi)

Film, modern bilim ve teknoloji tarihini değiştiren İngiliz fizikçi ve teorisyen Stephen Hawking'in hayatını ve karısı Jane Hawking ile olan ilişkisini, üniversite döneminden itibaren ele alıyor. Stephen Hawking Cambridge Üniversitesi'nin dehasıyla dikkat çeken bir öğrencisiyken 1965 ve 1991 yılları arasında evli kalacağı Jane Wilde ile tanışır. İkisinin mutlu birlikteliği, Hawking'e henüz 21 yaşındayken teşhisi konulan hastalıkla başka bir boyut kazanır. Tüm olasılıklara meydan okuyan çift evlenip çocuk sahibi olurlar. Yıllar Hawking'in hastalığını daha da şiddetlendirir ve sonunda ilişkilerinin sınırlarını zorlayan bir noktaya sürükler.
Filmin yönetmen koltuğunda 'Man on Wire', 'Project Nim' ve 'Shadow Dancer' filmlerinin Oscar ödüllü yönetmeni James Marsh bulunurken başrolleri Eddie Redmayne, Felicity Jones ve Emily Watson paylaşıyor.

Waking Life

Genç bir adam, rüyaların gerçek dünyadan ayrıldığı yeri aramaktadır. Düş, uyanmak, gerçeklik gibi konular üzerine farklı düşünen insanlarla konuşur. Farklı yaşam deneyimleri, dünya görüşleri, rüyalara değişik bakış açıları sunacaktır. Bu ise gündelik yaşamdaki pek çok felsefi konu üzerine düşünmeye iter izleyiciyi.

Dijital kamerayla çekilen film daha sonra bilgisayar yardımı ile animasyon görüntüsüne yaklaştırıldı. Ortaya çıkan görüntü boyanmış gerçek görüntüleri çağrıştırıyor. Bu yeni animasyon teknolojisi ise Bob Sabiston tarafından yaratıldı. Ortaya çıkan estetik filmin düşsel temalarına gayet uygun. 

Richard Linklater son derece şık bir şekilde felsefe yapıyor. Düşler üzerinde gezenirken de son derece ilgi çekici bir görsel dünya yaratıyor. 

Dünya prömiyeri, 2001 yılında Sundance Film Festivali’nde yapıldı. Filmde belli belirsiz olsalar da, Ethan Hawke ve Julie Delpy gibi oyuncular projede görev aldılar.

La cité des enfants perdus

(The City of Lost Children)

Göz alıcı dekorları, usta işi özel efektleri, Jean-Paul Gaultier kostümleri ve ucube karakterleriyle, çılgın bir hayal alemi. Bir liman kentinin açıklarındaki platformda yaşayan korkunç bilimadamı Krank, rüya görme yetisi olmadığı için erken yaşlanmaktadır. Tek gözlü yardımcılarının kentten kaçırdıkları çocuklar Krank'ın laboratuvarında makinelere bağlanmakta, böylece Krank da çocukların rüyalarını çalabilmektedir. Ne var ki cesur bir kız ve nazik bir devin planları Krank'ı bozguna uğratacaktır.

1850 yılında Pasifik Okyanusu'ndayız. Adam Ewing Yeni Zelanda'daki takım adalardan zorlu bir deniz yolculuğu yaparak Californiya’daki evine dönmektedir. 1930'lu yıllarda Belçika'da yaşayan beş parasız ama yetenekli bir bestekar olan Robert Frobisher'ın elinde Adam Ewing'in günlüğü vardır. Luisa Rey ise Reagan yönetimindeki Amerika'da yaşayan isyankar ruhlu bir gazetecidir. Yayın evi sahibi Timothy Cavendish ise alıcaklılarından canını kurtarmaya çalışır. Kendisini var eden sisteme isyan eden android garson Sonmi~451 ise yakın gelecekte Güney Kore'dedir. Zachry ise medeniyetin çöküşüne ve ilkel kabilelerin insanlığa hükmetmesine şahit olmak üzeredir...
Alt başlığının da dediği gibi Bulut Atlası'nda Geçmiş, Şimdi, Gelecek, Her Şey Birbiriyle Bağlantılı...
Lana ve Andy Wachowski kardeşlerin Alman yönetmen Tom Tykwer ile ortaklaşa senaryosunu yazıp yönettikleri filmde Tom Hanks, Halle Berry, Hugh Grant, Hugo Weaving, Jim Sturgess, Ben Whishaw, James D'Arcy, Doona Bae ve Susan Sarandon gibi her biri ayrı yıldız olan isimler yer alıyor.

I Origins (Kök)

Bir moleküler biyoloji uzmanı ve laboratuvarda araştımaları yürttüğü ekip arkadaşı, yaptıkları deneyler sonucunda insanlığı derinden sarsacak bazı kanıtlara ulaşırlar...Senaristliğini ve yönetmenliğini Mike Cahill'in üstlendiği filmin başrolü Michael Pitt...

Donnie Darko (Karanlık Yolculuk)

Yıl 1988… Donnie Darko isimli genç bir gece insan-tavşan karışımı olan bir yaratık tarafından odasından çıkarılıp bir sırra doğru sürüklenir. Yaratık, genç çocuğa 28 gün, 6 saat, 42 dakika, ve 12 saniye sonra dünyanın sonunun geleceğini söylemiştir. Olayın şokunu üzerinden atamayan Donnie, bu büyük sırrın ağırlığı altında, tüm sosyal yaşantısını sonlandırarak bu gizemli tavşanın peşinden gidecektir. 
Genç yönetmen Richard Kelly'nin henüz ilk uzun metrajı olan bu esrarengiz filmi 2000’li yılların en dikkat çeken yapımları arasında. Donnie Darko özellikle Brokeback Mountain ve Zodiac gibi filmlerle başarılı kariyerini sürdüren Jake Gyllenhaal'ın keşfedilmesinde önemli bir faktör olmuştur.

Dolls (Bebekler)

Film, ölümsüz aşkı anlatan 3 hikayeden oluşuyor. Matsumoto ve Sawako, bir zamanlar mutlu bir çifttirler ancak ailelerinin müdahelesi ve baskılarındaki başarı onları, trajik bir seçim yapmaya zorlar. Hiro, yaşlanmakta olan bir yakuza patrondur. 30 yıl önce fakir bir fabrika işçisiyken hayallerinin peşinden gidebilmek için kendisini çok seven kız arkadaşını yüzüstü bırakmıştır. Şimdi ise bir zamanlar onunla buluştukları parka geri dönmüştür. Haruna, vaktinin çoğunu denize bakarak geçirir. O güzel yüzü şimdi bandajlarla örtülüdür. Kısa bir süre öncesine kadar TV şov dünyasında ve imza günlerinde yaşayan başarılı bir pop stardı. Onun en büyük hayranı, Nukui, bunu ispat etmenin peşindedir. Yönetmeni Takeshi Kitano, yüreklere dokunan bir harika yaratmış.

Magnolia (Manolya)

Kendi halinde yalnız bir adam olan Jim Kurring görevini son derece ciddiye alan bir polis memurudur. Bir gün bir cesetle karşılaşır ve olayı çözmeye çalışırken bambaşka bir maceraya atılır. Tanınmış yapımcı Earl Partridge kanser hastalığına yakalanmış, son zamanlarında ise yıllar önce terk ettiği oğlunu bulmak için çabalamaktadır. Uyuşturucu bağımlısı Claudia Wilson'ın hayatı tanımadığı bir adamla tanıştığında bambaşka bir yere evrilecektir...
Birbirinden bağımsız 10'a yakın insanın trajik hayat hikayesini bir noktada buluşturan film son yılların en önemli yeteneklerinden Paul Thomas Anderson tarafından üstün bir başarıyla kotarılan film son yirmi yılın en dikkate değer yapımları arasında.

Cube (Küp)

Farklı sosyal gruplardan, farklı yeteneklere ve eksiklere sahip bir grup insan kendilerini bir anda yokluğun ortasında, bir küpün içerisinde bulur. Nasıl oraya geldikleri belli olmayan bu kişiler, durumu anlayabilmek için birbirlerini tanımak ve birbirlerini anlamak zorundadırlar. Bu küpün içerisinde, bir cevap aramak en az o cevabı bulmak kadar zordur. Çevrelerinde olup biten hiçbir şeyi anlamayan bu insanların başvurabilecekleri tek duygu ise korku duygusu olacaktır.
Küçük bir bütçeyle kotarıldıktan sonra kısa sürede bir fenomene dönüşen Cube, klostrofobik atmosferiyle dikkat çekiyor.

Birdman

Bir dönemin 'Birdman' adlı süper kahraman filmleri serisiyle ünlenen oyuncusu Riggan, Broadway'de kendi yönettiği ve başrolünde yer aldığı bir oyunun son hazırlıklarını yapmaktadır. Ancak provalar esnasında oyunculardan biri beklenmedik bir biçimde yaralanır ve yerinin acil olarak doldurulması gerekir. Lesley ve onun en yakın arkadaşı olan Jake'in önerisiyle bir zamanların gözde yıldızı olan Mike Shiner ile anlaşılır. Riggan sahneye çıkma hazırlıkları yaparken en başta Mike Shiner ardından ise oyuncu olan sevgilisi Laura, kişisel asistanlığını yürüten kızı Sam ve mükemmeliyetçi eski karısı Sylvia baş etmek durumunda kalır. Riggan kendine yeniden prestij kazandırmasını beklediği bu oyunu, beklentilerin aksine olumlu tepkiler kazanması için elinden geleni yapacaktır.
Başrolde Micheal Keaton'ı seyredeceğimiz filmde ünlü aktöre Edward Norton, Naomi Watts, Zach Galifianakis, Andrea Riseborough ve Emma Stone eşlik ediyor. Kara komedi türündeki bu film, Paramparça Aşklar Köpekler (2000), 21 Gram (2003), Babil (2006), Biutiful (2010) gibi farklı yapımlarla karşımıza çıkmış olan Meksikalı sinemacı Alejandro G. Iñárritu'nun imzasını taşıyor.

El laberinto del fauno (Pan'ın Labirenti)

(Pan’s Labyrinth)

İspanya’da faşist iktidarın tüm vahşetinin gölgesinde yalnız bir kız çocuğu olan Ofelia, sadist eğilimleri olan babasının etrafındakilere yaptığı tüm eziyetleri bizzat gözlemlemektedir. Bu küçük kız çocuğunun gerçeklikten kaçabileceği tek yer kendi hayal gücüdür. Ofelia, gerçeklikte bulamadığı huzuru, hayallerinde aramaya başlayacaktır. Bu esnada vahşet ise tüm sertliğiyle Ofelia’nın çevresinde vuku bulmaya devam edecektir.

Guillermo del Toro’nun gösterildiği sene Cannes’da dakikalarca ayakta alkışlanan yakın dönem başyapıtı, çocukların gözünden savaşın ne kadar sert bir fırtına olduğunu gözler önüne seriyor

Twelve Monkeys (12 Maymun)

Tüm insanlığı yok edecek kadar tehlikeli olan bir virüs nedeniyle, 2035’te dünya nüfusunun çok küçük bir kısmı hayatta kalabilmiştir. Salgının etkilerinden korunabilmek için insanlar yer altında koloniler kurarak yaşamaya başlamıştır. Virüsün yok olması için bir çözüm yolu arayan bilim adamları, zamanda geriye gidebilecekleri bir makine yaparlar. İlk test sürüşü içinse eski bir mahkum olan James Cole seçilir. James kendisini yıllar öncesinde, bir akıl hastanesinde bulur. Ancak ne gelecekten geldiğine, ne de bir salgının yaklaştığına kimse inanmayacaktır.

Syfy kanalında ekranlara gelecek dizi, Terry Gilliam’ın 1995 yapımı aynı adlı kült filminin televizyon uyarlaması…

What Dreams May Come (Aşkın Gücü)

Chris ve karısı olan Annie, birbirlerine delicesine aşık bir çifttir. Kendi kurdukları pembe dünyalarında gayet huzurlu bir biçimde yaşamaktadırlar. Bir gün geçirdikleri bir trafik kazası tüm hayatlarını değiştirecektir. Canlarından çok sevdikleri çocukları, geçirdikleri trafik kazasında yitip gidecektir. Çocukları öldükten sonra Chris, acılar içerisinde olan Annie'yi bu psikolojik buhrandan kurtarabilmek için her şeyini ortaya koymak zorundadır. Ancak Annie, eski mutluluklarını asla bulamayacağının farkında olarak, Chris'i de kendi buhranının içerisine dahil etmeye başlayacaktır.
Robin Williams, Annabella Sciorra, Cuba Golding Jr. ve Max von Sydow gibi oyuncuların başrollerde boy gösterdikleri What Dreams May Come'un yönetmen koltuğunda ise Vincet Ward oturuyor.

Interstate 60 (Bilinmeyen Yol)

Hayatta hep sorular soran ve yanıtlar bulmaya çalışan 23 yaşındaki Neal Oliver, doğum gününde bir dilek tutar. Sonrasında ise kendini barda tanıştığı gizemli yabancı O.W. Grant için bir adrese bir paketi teslim etmek için yollarda bulur.

'Otoyol 60' ismindeki yoldaki bir yere paketi ulaştırmak için yola çıkan Neal için asıl sorun bu isimde bir yerin olmamasıdır. Neal, bilinmeyene doğru çıktığı bu yolda birbirinden ilginç insanlarla tanışacak ve yol boyu reklam panolarında gördüğü kıza ulaşmaya çalışacaktır. 

Geleceğe Dönüş?ün senaristi Bob Gale?in senaristliğini ve yönetmenliğini yaptığı, modern ve fantastik bir yol masalı anlatan Interstate 60, sıradışı görüntüleriyle ve yaptığı göndermeleriyle yalnızca bir yol hikayesinden çok daha fazlası. 

Bu haber toplam 2842 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.