1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. ÇAĞIMIZIN ÖNEMLİ HASTALIĞI “KEMİK ERİMESİ”
ÇAĞIMIZIN ÖNEMLİ HASTALIĞI “KEMİK ERİMESİ”

ÇAĞIMIZIN ÖNEMLİ HASTALIĞI “KEMİK ERİMESİ”

ÇAĞIMIZIN ÖNEMLİ HASTALIĞI “KEMİK ERİMESİ”

A+A-

PROF. DR. SÖZEN: “HASTALIK HALK ARASINDA DAHA ZİYADE KADINLARA  ÖZGÜ BİR HASTALIK OLARAK BİLİNİRSE DE ERKEKLER DE BU HASTALIKTAN ETKİLENİRLER.”

Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı, İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Osteoporoz Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Tümay Sözen, “Kemik erimesi hastalığı halk arasında daha ziyade kadınlara  özgü bir hastalık olarak bilinse de erkekler de bu hastalıktan etkilenirler” dedi.

Prof. Dr. Tümay Sözen, YDÜ Basın Bürosu aracılığı ile yaptığı açıklamada, Osteporoz “Kemik Erimesi”’ne ilişkin  değerlendirmelerde ve uyarılarda bulundu.

Kemik yapımının yirmili yaşlara gelindiğinde doruk düzeylere ulaşmasına karşın, bu yaşlardan sonra kemik yıkımının, yapımından fazla olmaya başladığını ifade eden Sözen, “Bu nedenle kemik kütlesi giderek azalmaya başlar. Gençlikte Yüksek Doruk Kemik Kütlesine sahip olanlar, kadınlarda menopoz, hem kadın hem erkekte ise, yaşlanma ile kemik yıkımı arttığında, gençken düşük doruk kemik kütlesi olanlara göre, kemiklerini daha  iyi muhafaza ederler” dedi.

ERKELERİ DE İLGİLENDİRİR

Hastalığın halk arasında daha ziyade kadınlara  özgü bir hastalık olarak bilinse de erkeklerin de bu hastalıktan etkilendiğine işaret eden Sözen, “Hastalık belirti vermeyen bir hastalıktır, kemikler kaybedilirken (ağrı vs gibi )  herhangidir rahatsızlık yaratmaz, ancak kemik kaybı sonucu kemiklerde kırık oluştuğunda ağrı yapar. Bu nedenle hastalık Sessiz Hırsız olarak tanımlanır. Kadın hastaların kendilerinde ilk fark ettiği değişiklik, mutfakta üst dolaplara ulaşmada zorluk çekmeleri olabilir. Bu, osteoporoza bağlı  boy kısalması nedeniyledir” ifadelerine yer verdi.

“Hastalığın tanısı,15-20 dakika gibi kısa sürede yapılan kemik yoğunluk ölçümü ile anlaşılır. Bu tetkik hastaya hiçbir sıkıntı vermez ( ağrı vs ), Bu ölçüm de alınan radyasyon bazı hastaları endişelendirirse de, bu endişeye gerek yoktur çünkü, alınan radyasyon çok düşüktür, hiçbir sağlık sorununa neden olmaz. Hastalığın zamanında erken tanısı yapılarak kemik kaybı önlenebilir ve idame ettirilebilir. Kaybedilen kemiğin geri kazanımı tam olarak yapılamadığından erken tanı çok önemlidir” diyen
Sözen, hastalığın önemi konusunda şu bilgilere yer verdi:

“Hastalığın önemi omurgada, kalçada, kol bileğinde veya vücudun diğer taraflarında kolaylıkla kırıklara yol açmasıdır. Bu kırıklar hastalık ilerlemişse yatakta dönme veya  oturma durumundan ayağa kalkma gibi, çok basit ve kemiği zorlayacağı düşünülmeyen hareketler sonunda bile  oluşurlar. Kırıklar bireyin yaşam kalitesini bozmak yanında, ikincil birçok  sağlık sorununa da yol açar.

Omurga kırıkları ( ki en çok bel ve sırt omurlarında olur) boy kısalmasına , kaburluğa, göğüs ve karın boşluğu hacımlarının ufalmasına, bu nedenle göğüs kafesi  darlığı ve dolayısıyla, kalp ve akciğerlerin çalışma bozukluklarına (nefes darlığı, çarpıntı vs ), karın boşluğunun ufalması, mide barsak fonksiyonlarının bozulmasına    (hazımsızlık, şişkinlik, gaz vs) neden olur. Osteoporozun bu şikayetlerden sorumlu olabileceği hasta tarafından düşünülmediği gibi, hastanın başvurduğu kardiyolog, göğüs hastalıkları uzmanları veya gastroenterologlar gibi doktorların da aklına gelmeyeceğinden, gereksiz tetkikler yapılır ve  hastaya yararı olmayacak ilaçlar  verilir, sonuçta bu ilaçların giderleri nedeniyle de maddi kayıplar olur.

Kalça kırıkları; düşme veya çarpma olmaksızın olur. Hasta ağrısı nedeniyle araştırılırken kırık farkedilebilir. Kırık tespit edildikten sonra bile, sıklıkla osteoporoz olabileceği akla gelmediğinden, kemik yoğunluğu ölçümü yapılmamaktadır ve hasta genellikle bir yıl içinde, başka bir kırıkla tekrar doktora gitmektedir. Kalça kırıkları ameliyat gerektirdiğinden, osteoporoza  bağlı kalp ve akciğerde mevcut bozuk fonksiyonlar, ameliyat öncesi, anestezi ve ameliyat süresi içinde  veya ameliyat sonrası uzun süre yatağa bağımlı kalınmasından dolayı, oluşan çeşitli komplikasyonlar,  hastaların büyük çoğunluğunda ölümlere neden olur.  Daha sonra ise, hastaların bir çoğu tekerlekli sandalye veya bastona ihtiyaç duyarlar, ve yaşamlarını sürdürmek için başkalarının bakımına gereksinim duyarlar.”

GELİŞMİŞ ÜLKELERDEKİ ÇALIŞMALAR

Gelişmiş ülkelerde,  kırıklar olmadan hastalığın getirdiği ekonomik yükün azaltılması için, hasta ve sağlık personelinin  osteoporoz konusunda farkındalıklarının artırılması amaçlı, medyada kampanyalar  düzenlenmekte, süt ve süt ürünlerinin kalsiyum ve D vitamininden zenginleştirilmekte, çocukluktan itibaren bu ürünlerin kullanılması teşvik edilmekte olduğunu anlatan YDÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı, İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Osteoporoz Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Tümay Sözen, “Süt ve süt ürünleri, yüksek kalsiyum içeriği nedeniyle çocukluk çağında kemiklerin güçlenmesini sağladığı gibi, kemiğin doruk  kütlesine ulaşmasında önemlidir. Ayrıca tüketilen birçok yiyecek, vücuda kalsiyum emilimini azalttığından, kalsiyum eksikliği ile hastalığa davetiye çıkarırlar .Örneğin gazlı içecekler ( kola, gazoz vs), donmuş hazır gıdalar, aşırı et ve tuz tüketimi gibi. Ayrıca sigara içilmesi ve   alkol tüketilmesin de kemikler için zararlı olduğu kanıtlanmıştır. Kullanılan bazı ilaçlar  (kortizon gibi) , bazı hastalıklarda kemik kaybına yol açarlar” dedi.

EGZERSİZ İHMAL EDİLMEMELİDİR

“Fizik egzersiz, en basitinden yürüyüş ve merdiven çıkma, yük taşıma, kemikler için uyarıcı olduğundan ihmal edilmemelidir. Modern yaşamın sonucu, çocuklar da dahil olmak üzere, hepimiz günümüzün  önemli  bir bölümünü, oturup TV seyretmek veya bilgisayar başında geçiriyoruz. Bu oturgan yaşam kemiklerimizin kaybedilmesine katkıda bulunmaktadır.

Çocuklar açık havada, güneşli ortamlarda top oynama, spor yapma gibi egzersizler için teşvik edilmelidir” önerilerinde bulunan Sözen, “Güneş maruziyeti de çok önemlidir. Çünkü kemikler için gerekli kalsiyumun vücuda barsak yoluyla alınabilmesi için, D vitaminine gerek vardır. D vitamini derimizde aktif olmayarak bulunmaktadır ve aktive olması, belli dalga boyundaki ultraviole ışınlarının deriye direkt temasını gerektirmektedir ( pencere arkasından gelen ışının yararı yoktur). Günde en az 20 dakika, vücudumuzun % 20 sinin (kollar, bacaklar ve yüzün)  güneşe maruz kalması bu aktivasyon için yeterlidir” dedi.

HASTALIĞIN ÖNLENMESİNDE ETKİN ÖNLEMLER

Hastalığın yaşla veya menopozla oluşumu kaçınılmaz olsa bile, değiştirilebilir bazı  etkin faktörler kontrol edilerek hastalığın geciktirilebileceğine  veya önlenebileceğine  işaret eden Sözen , hastalığın önlenmesi için gerekli olan etkin önlemleri şu şekilde sıraladı:

“Çocukluktan itibaren süt ve süt ürünlerinin yeterli miktarlarda kullanımı; Gazlı içeceklerden, hazır donmuş gıdalardan fazla et alımından kaçınma; Alkol ve sigaradan uzak durma; Bedensel egzersizleri ihmal etmeme ( yürüme, koşma , merdiven çıkma); Güneşe yeterince maruz kalabilme”

Sözen, hastaların, tanı ve tedavisi içi Endokrinoloji Uzmanlarına müracaat edilmelerini,  bu uzmanlara ulaşım sorunu varsa İç Hastalıkları Uzmanlarını tercih etmesini de istedi.

TAK

Bu haber toplam 1077 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.