1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Her 8 Kadından Biri...
Her 8 Kadından Biri...

Her 8 Kadından Biri...

Kadınlar dikkat!

A+A-

8 kadından biri meme kanseri riski altında

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Pembe Kurdele Derneği Başkanı Prof. Dr. Ekmel Tezel, Türkiye'de kadınlarda görülen tüm kanser vakalarının yaklaşık dörtte birini oluşturan meme kanserinin, kadınlarda en sık karşılaşılan kanser türü olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Ekmel Tezel, meme kanserinde risk altında olan gruplar olarak; ‘İleri yaştakiler, ailesinde meme kanseri olanlar, diğer memesinde kanser olanlar, erken adet görüp geç menopoza girenler, hiç doğum yapmamış olanlar, menopoz sonrası hormon alanlar, obezler, düzenli egzersiz yapmayanlar, alkol kullananlar’ olarak sıraladı ve şunları söyledi: “Meme kanserli kadınların dörtte üçü 50 yaş ve üzerindedir. 30’lu yaşlarda meme kanserine yakalanma ihtimali ortalama binde 4 iken, 60’lı yaşlarda bu oran otuzda bire çıkar.Bir kadının hayat boyu meme kanserine yakalanma riski sekizde birdir. Risk faktörlerinin bilinmesi, bireysel olarak önlemlerin alınması -örneğin alkol kullanımı ve şişmanlık değiştirilebilir risk faktörleridir- ve erken tanı amacıyla kontrollerin düzenli yapılmasını sağlar” diye konuştu.

 
Prof. Dr. Tezel sözlerine şöyle devam etti: “Meme kanseri de diğer kanserler gibi ilerleyici ve tehlikeli bir hastalıktır. Eğer tedavi edilmezse sonuç kaçınılmazdır. Ancak bu hastalığın adı kanser de olsa, günümüzde uygulanan tedaviler ile yıllar boyu sağlıklı yaşam mümkündür. Burada asıl belirleyici olan hastalığın ne kadar yaygın olduğu ve tedavi edilip edilmediğidir. Tümör ne kadar yaygınsa, hayatta kalma şansı o kadar düşüktür. Tümör ne kadar yayılmamış, küçük de olsa eğer tedavi edilmezse elbette hayatta kalma şansı olamaz. Öte yandan asıl tehlikeli ve ölümcül seyreden kanser ne yazık ki kadınlarda da ilk sıraya yerleşen akciğer kanseridir. Peki, neden akciğer kanseri bu kadar ölümcül de meme kanseri o kadar değil? Bu sorunun yanıtı memenin yerleşiminden dolayı kitlelerin hem hasta hem de hekim tarafından kolayca saptanabilmesinde, tarama programları sayesinde daha erken evrelerde-meme dışına yayılmadan- tümörün yakalanmasında ve tedavi seçeneklerinin daha gelişmiş olmasında yatar. Elbette bu akciğer kanseri tedavi edilemiyor demek değildir. Akciğer kanseri tanı ve tedavisi de günümüzde ilerlemiştir ve hastaların hayatta kalma şansı önceki yıllarla karşılaştırıldığında oldukça iyidir“ diye konuştu. 
 
OBEZİTE MEME KANSERİ İÇİN DE RİSK
 
Yüksek yağ içeren diyet, direkt meme kanseriyle ilişkili değildir. Ancak obeziteye yol açar, ki obezite meme kanseri için önemli bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Günlük kalori gereksiniminin %30'dan daha azı yağlarla alınarak ve yüksek yağ içeren et ve süt ürünleri kısıtlanarak risk azaltılabilir.
 
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekmel Tezel, zeytinyağınınkoruyucu etkileri olduğu ileri sürülse de kesin kanıtlar olmadığını ancak yine de hayvansal ve satüre edilmiş bitkisel yağlar(margarinler) yerine zeytinyağı kullanılarak en azından diğerlerinin olumsuz etkilerinden uzaklaşılmış olacağını belirterek meme kanseri ve beslenme ilişkisi ile ilgili şunları söyledi: “Taze meyve ve sebze tüketmenin kanseri önlediği ya da azalttığına dair geçerli kanıtlar olmasa da diğer yararlı etkilerinden dolayı bolca tüketilmesi önerilir. Vitamin D, belki de en önemli vitaminlerden biridir, çünkü düşük olması durumunda kanser riskinin yanı sıra kemik metabolizması ve kalp-damar sisteminde de ciddi sorunlara yol açmaktadır. En iyisi özellikle mayıs ve haziran aylarında güneşlenmek ve bolca yağı azaltılmış süt ve süt ürünü tüketmek ve meyve yemektir. Gerekirse ağızdan D vitamini takviyesi yapılmalıdır. Soya ürünlerinin kanser riskini ne arttırdığı ne de azalttığı gösterilmiştir. Folik asit özellikle alkol tüketen kadınlarda riski azaltmaktadır. Bu bakımdan özellikle belli yaşlardan itibaren günlük folik asit takviyesi önerilir. Balık yağının insanlarda kanseri azalttığı gösterilememiştir. Ancak günlük diyette balık tüketilmesi genel sağlık açısından önerilir” dedi. 
 
Alkolünkanser riskini arttırdığını belirten Prof. Dr. Tezel, düzenli olarak yüksek doz alınıyorsa gerekirse profesyonel yardım alınıp alkol alımı kısıtlanması gerektiğini belirtti. Başta doğa yürüyüşleri olmak üzere düzenli olarak yürüyüş ve hafif sporlar yapılmasının belirgin olarak hem kanser riskini hem de kalp hastalıkları riskini azalttığını da sözlerine ekledi.
 
MEME KANSERİNDE CERRAHİ TEDAVİ
 
Meme kanserinin cerrahi tedavisi ile ilgili de bilgi verenProf. Dr. Tezel,ana ilkenin tümörlü dokuların sağlam ve güvenli bir sınırla birlikte çıkarılması ve geride tümör bırakılmaması olduğunu belirterek; “Bu amaçla, Memenin bir kısmı ya da tamamı, Koltukaltı lenf bezlerine yayılım varsa buradaki lenf bezlerinin tamamı çıkarılır. Memenin tamamının çıkarılmasınatotal mastektomi denir. Eğer tümörle birlikte çevresindeki sağlam bir miktar meme dokusu üzerindeki deriyle birlikte çıkarılıyorsa bunasegmental mastektomi denir. Meme koruyucu cerrahinin en sık uygulanan yöntemidir. Koltukaltı lenf bezlerine yayılım olup olmadığını anlamak için ameliyata başlarken özel boyalar ve/veya maddeler meme başı çevresinde derisine verilir ve bu boyaların belirdiği koltukaltındaki memeye en yakın ilk lenf bezleri çıkarılarak o sırada hızla incelenir. Bu yönteme sentinel(nöbetçi)lenf biyopsisidenir. Koltuk altındaki tüm lenfatiklerin çıkarılmasına aksiller lenf nodu diseksiyonudenir. Günümüzde artık sentinel lenf nodu pozitifse ya da koltukaltı bezleri muayenede saptanmış veya biyopsi ile tümör olduğu gösterilmişse uygulanmaktadır” diye belirtti.
Bu haber toplam 908 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.